İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2019/6771 K.2021/4636

Dava konusu istem: Davacı tarafından, 13/06/2012 tarihinde Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Kliniğinde gerçekleştirilen hatalı varikosel ameliyatı sonucunda uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi istemiyle…

Esas2019/6771Karar2021/4636Tarih7 Ekim 2021Okuma10 dk · 2.086 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6771 E., 2021/4636 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
7 Ekim 2021
Esas No
2019/6771
Karar No
2021/4636
Temyiz eden (davacı)
...
Vekilleri
Av. ..., Av. ...
Karşı taraf (davalı)
...Üniversitesi Rektörlüğü / ...
Vekili
Av. ...
Müdahil (davalı yanında)
...
İstemin_konusu
.... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.086 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

Dava konusu istem: Davacı tarafından, 13/06/2012 tarihinde Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Kliniğinde gerçekleştirilen hatalı varikosel ameliyatı sonucunda uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlemin iptali ile 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinince; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu raporunun birlikte değerlendirilmesinden, doğduğu belirtilen zararın idarenin kusurundan kaynaklandığı hususunun açık şekilde ortaya konulamadığından, diğer bir ifadeyle, söz konusu zararın meydana gelmesinde davalı idareye atfedilecek bir hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle, idarenin sorumluluğu cihetine gitme olanağı bulunmadığı;

ayrıca, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca idareye yapılan başvurunun reddine yönelik işlemin, idari eylemden doğan tazminat davalarının ön koşulu olan idari başvuru sonucunda tesis edilen ön karar niteliğinde olduğu ve iptal davasına konu olmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, ön karar niteliğinde olan işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine, maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, Adli Tıp Kurumunun yapısının meydana gelen olayı tetkik etmeye ve gerekli muayeneyi yapmaya elverişli olmadığı, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan raporda meydana gelen olayın, gerçekleştirilen ameliyatın komplikasyonu olduğu belirtilmiş olmakla birlikte bu durumun gerekçeleriyle açıklanmadığı, ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlar için gerekli önlemler alınmadığı ve davalı idare personelinin gerekli müdahaleyi zamanında yapmadığı, gerçekleştirilen ameliyat öncesinde olası risk ve komplikasyonlar yönünden aydınlatılarak rızasının alınmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve müdahil tarafından savunmada bulunulmamıştır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyize konu kararın dava konusu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi ile maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, dava konusu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi ile maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden; davacıya İstanbul'da başvurmuş olduğu sağlık kuruluşlarında varikosel tanısı konulduğu, davacının anılan hastalığın tedavisi için Fırat Üniversitesi Hastanesinde görev yapan müdahil Prof.

Dr. ...'a başvurarak 13/06/2012 tarihinde varisektomi ameliyat olduğu ve ameliyattan bir gün sonra herhangi bir patoloji saptanmayarak taburcu edildiği, iki gün sonra ağrı şikayeti ile aynı sağlık kuruluşuna başvuran davacıda anılan ameliyatın olası yan etkisi olarak düşünülen orşit hastalığının tespit edilmesi üzerine antibiyotik tedavisine başlanıldığı, tedavisi sonlanmadan Elazığ ilinden ayrılan davacının tedavilerine İstanbul ilinde devam edildiği,

davacı tarafından ameliyatın tıbbi kurallara uyulmaksızın hatalı olarak gerçekleştirildiğinden ve ameliyat sonrası takiplerin gerektiği gibi yapılmadığından üreme fonksiyonunu tamamen kaybettiği ve ameliyat öncesi olası yan etkiler ile komplikasyonların anlatılarak rıza gösterildiğine yönelik onam alınmadığı ileri sürülerek davalı idareye zararlarının tazmini için başvuru yapıldığı, anılan başvurunun reddine yönelik işlemin iptali ile maddi ve manevi zararlarının ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.

Mahkemece, meydana gelen olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ...tarih ve ...karar numaralı raporda özetle, davacı hakkında düzenlenmiş tüm tıbbi belgelerin tetkik edildiği, 3.Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 21.01.2015 tarihli üroloji muayenesinde.

"Mea normal, sünnetli, her iki testis atrofik, sağ testis 1,8x1x0,5 cm, sol testis 1,5x1x0,5 cm boyutlarında ölçüldüğünün" tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca 6.Adli Tıp İhtisas Kurulu Üyesi Üroloji Uzmanı Prof.Dr....'nın Kurula davet edilmesine karar verildiği, kendisinin de katılımı ile adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının "varikosel" tanısının, ameliyat endikasyonunun, ameliyat yönteminin, ameliyattan sonra bakımının tıbbi kurallara uygun olduğu, 13.06.2012 tarihinde yapılan varisektomi operasyonundan sonra 14.06.2012 tarihinde taburcu edildiği,

taburcu edilirken patolojik bulgu saptanmadığı, profilaktik antibiyotik verildiği, daha sonra ağrı şikayeti ile geldiğinde orşit düşünülerek tedaviye başlandığı, tedavisinin başka bir merkezde sürdüğünün anlaşıldığı, testislerde meydana gelen zararın komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği şeklinde görüş bildirilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir.

Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de "Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle" ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır.

Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).

11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.

5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde.

“Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”. "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde. “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir.

Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.

Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.

01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin davacıya tıbbi müdahale yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. ...", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse,

rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar.

Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.” düzenlemeleri yer alır.

Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerle ilgili riskleriyle birlikte aydınlatılarak rızalarının alınmasını öngörmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Dosya içerisinde yer alan tıbbi belgeler incelendiğinde, davalı idareye bağlı hastanede gerçekleştirilen ameliyata ilişkin aydınlatılmış onam formunun bulunmadığı görülmektedir.

Nitekim, davacının hasta dosyasında, hastalık tanısının yer aldığı, ilgili doktorun gerekli göreceği tüm tıbbi ve cerrahi işlemler ile anestezi uygulamasına müsaade edildiği, ameliyatın yararlarının ve risklerinin, teklif edilen tedavi yöntemi dışındaki olası seçeneklerin ve tedavi olunmadığında ortaya çıkabilecek sonuçların açıklandığı, tedavi hakkındaki soruların yanıtlandığı, uygun görülecek olan tedavi girişiminin kabul edildiği ve belirlenen girişimin yapılmasına izin verildiği yazılı bulunan "hasta yatış formu" olarak adlandırılmış tıbbi belgenin bulunduğu görülmekle birlikte; anılan bu formun davacı tarafından imzalanmamış olduğu,

kaldı ki davacı tarafından imzalanmış olsa dahi aydınlatma yükümlülüğünü sağlayacak nitelikte ayrıntılı ve gerekli açıklamaları içermediği, yapılacak ameliyata özgü hiçbir açıklama ve aydınlatmaya yer verilmeksizin genel geçer ifadeler içerdiği anlaşıldığından, bahsi geçen bu tıbbi belgenin, davalı idare tarafından davacının aydınlatılmasına ve yapılacak olan ameliyatta ortaya çıkabilecek tüm sonuçların değerlendirilerek rızasının alınmasına yönelik bir onam niteliğini haiz olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda; bilirkişi raporunda, "varikosel tanısının, ameliyat endikasyonunun, ameliyat yönteminin, ameliyattan sonra bakımın tıbbi kurallara uygun olduğu ve testislerde meydana gelen zararın gerçekleştirilen ameliyatın komplikasyonu olduğu" belirtilmesi karşısında, davacıda meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurunundan kaynaklanmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte; gerçekleştirilen cerrahi müdahalenin komplikasyonları hakkında davacının bilgilendirilerek rızasının alındığına ilişkin aydınlatılmış onam belgesinin olmadığı,

dolayısıyla cerrahi müdahale öncesi komplikasyonlar hakkında bilgilendirme yapılarak onam alınmamış olmasının, sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülmediği konusunda davacıda endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, dava konusu olayda davalı idarenin yukarıda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklı uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek, manevi tatmin sağlayacak, makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat isteminin reddedilmesine yönelik kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,

2. .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararının, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, dava konusu işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddi ile maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,

3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,

4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/6771, K. 2021/4636, 7 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/6771
Karar No
2021/4636
Tarih
7 Ekim 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2019/6775 K.2021/4548
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6783 K.2021/5000
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6786 K.2021/4546
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6789 K.2021/4885
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6792 K.2021/4899
  • Danıştay 10. Daire E.2019/6793 K.2021/4640

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.