İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2020/947 K.2024/841

2- ... 3-... 4- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2020/947Karar2024/841Tarih13 Mart 2024Okuma11 dk · 2.239 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/947 E., 2024/841 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
13 Mart 2024
Esas No
2020/947
Karar No
2024/841
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.239 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

2- ... 3-... 4- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı / ...

VEKİLİ

1. Hukuk Müşaviri Yrd. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları polis memuru ...'in Kütahya ilinde görevli olduğu 05/04/2010 tarihinde görev bölgesi dahilinde meydana gelen kavga neticesinde kavgalı tarafları hastaneye götürdüğü sırada, taraflardan birinin yakınının silahlı saldırısı sonucunda hayatını kaybettiğinden bahisle, uğradıklarını iddia ettikleri zararlara karşılık kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca baba ... için 30.000,00-TL maddi , 50.000,00-TL manevi, anne ... için 30.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, kardeşler ...ile ... (...) için ayrı ayrı 20.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla.

Danıştay Onuncu Dairesinin 21/05/2019 tarih ve E:2016/1828, K:2019/4222 sayılı, maddi tazminata ilişkin bozma kararına uyularak, her ne kadar meydana gelen olay nedeniyle, kusursuz sorumluluk ilkesine göre idarenin uğranılan zarara karşılık tazmin sorumluluğu bulunsa da, bozma kararında değinilen hususlar dikkate alınarak yapılan ara karar üzerine, davacılara, olay nedeniyle ölüm aylığının bağlandığı ve bugüne kadar toplam 172.809,72-TL ölüm aylığı ödendiği, ayrıca davacılara 28.240,72-TL nakdi tazminat ödemesi yapıldığı,

davacılara ödenen nakdi tazminat ile bağlanan ölüm aylığına ilişkin tutarın olay nedeniyle sağlanan yarar olduğu kabul edilip, bilirkişi tarafından davacılar için belirlenen destekten yoksun kalma tazminatı olan (2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminat tutarı olan 28.240,72-TL düşüldükten sonra) 22.042,79-TL tutarından indirilmesi gerektiği gözönünde bulundurulduğunda; olay nedeniyle ödenen nakdi tazminat ile ölüm aylığının, hesaplanan maddi zarardan (destekten yoksun kalma tazminatı) çok daha fazla olduğu anlaşıldığından,

uyuşmazlık konusu olayda maddi tazminata hükmedilmesini gerektirecek bir hususun bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, destekten yoksun kalma zararlarının doğru hesaplanmadığı, güncel yargı kararlarına uygun şekilde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin yarar olarak kabul edilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dava, davacıların yakını olan polis memuru ...'in Kütahya ilinde görevli olduğu 05/04/2010 tarihinde görev bölgesi dahilinde meydana gelen kavga neticesinde kavgalı tarafları hastaneye götürdüğü sırada, taraflardan birinin yakınının silahlı saldırısı sonucunda hayatını kaybettiğinden bahisle, uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca baba ... için 30.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, anne ... için 30.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, kardeşler ... ile ... (...) için ayrı ayrı 20.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

A) Temyize konu Mahkeme kararının davacılardan ... yönünden incelenmesi:

İLGİLİ MEVZUAT

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükümlerine yer verilmiştir.

2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğine dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Dava dosyasının incelenmesinden, UYAP üzerinde yapılan sorgulama neticesinde davacılardan ...'in 19/04/2021 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece, davacının vefat etmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın bu davacı yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.

B) Temyize Konu Mahkeme Kararının Davacılardan Sadettin Çimen Yönünden İncelenmesi:

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Destekten yoksun kalma tazminatının amacı; desteğini yitiren kimsenin, desteğin ölümünden önce bulunduğu sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak yardımın karşılığı olan paranın ödettirilmesidir. Dolayısıyla, destekten yoksunluk zararı, ölüm olayı olmasaydı desteğin yapacağı varsayılan yardım tutarı geleceğe yönelik olarak belirlenmek suretiyle hesaplanmaktadır. Buna göre, davacılara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, desteğin kendisine, eşine, çocuklarına ve anne ve babasına pay ayrılması gerektiği hususu dikkate alınmalıdır.

Bu paylaşım yapılırken; destek yaşasaydı, evleninceye kadar gelirinden kendisine 2 pay, anne ve babasına 1'er pay; evlendikten sonra, kendisine 2 pay, eşine 2 pay (yeniden evlenmişse, yeni evlilik tarihine kadar pay ayrılarak; evlenmemişse, yeniden evlenme olasılığı oranında hesaplanan tazminattan indirim yapılarak), anne ve babasına 1'er pay; çocukları olduktan sonra (ya da çocukların olma olasılığı dikkate alınarak), kendisine 2 pay, eşine 2 pay, çocukların her birine 1'er pay (destek süresi sona eren çocuk bakımından destek payı ayrılmayarak), anne ve babasına 1'er pay ayıracağı kabul edilmektedir.

Dolayısıyla, desteğin anne ve babasının her birine evleninceye kadar %25, evlendikten sonra %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 pay ayıracağı kabul edilmektedir.

Öte yandan, Türk aile yapısı ve ortalama çocuk sayısı dikkate alındığında, desteğin evlilik tarihinden itibaren 2 yıl sonra birinci çocuğunun, bundan 2 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağı varsayımı kabul edilmektedir. Bunun yanında, her anne ve babanın çocuğuna belli bir yaşa kadar (kız - erkek çocuk ayrımı yapılmaksızın, yüksek öğrenim görmeyeceği kabul edildiği takdirde 18 yaş, yüksek öğrenim göreceği kabul edildiği takdirde 25 yaş, daha önce evlenmiş ise evlendiği yaş) destek olacağının kabulü gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince, davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için alınan 19/03/2012 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminata hükmedildiği, Mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin kısmının, Danıştay Onuncu Dairesinin 21/05/2019 tarih ve E:2016/1828, K:2019/4222 sayılı kararı ile, "2330 sayılı Kanun gereği ödenen nakdi tazminat gibi ölüm halinde bağlanacak olan aylıklar da tazminat hesaplamasında yarar olarak kabul edilecek unsurlardan olup, hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerekmektedir.

Mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumundan davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının sorulması, davacılara ölüm aylığı bağlanması halinde bağlanan aylıkların peşin sermaye değerinin de karara esas alınan bilirkişi raporunda yarar olarak kabul edilen nakdi tazminat tutarının güncel değeri ile birlikte davacılar lehine hesaplanan tazminat tutarından indirilerek yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Bu nedenlerle idare mahkemesince davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığı konusunda yeterince araştırma yapılmaksızın ve bu hususun hesaplama dışında bırakılarak yapılan tespite ilişikin bilirkişi raporu esas alınarak maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak ara kararları ile müteveffa ...'in babası ... ile annesi... için ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının araştırıldığı, ancak;

gerçek zararın tespiti açısından yeni tarihli herhangi bir bilirkişi raporu alınmaksızın, 19/03/2012 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan maddi tazminat miktarları esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacıların maddi zarar miktarlarının 19/03/2012 tarihinde düzenlenen ve karar tarihi itibarıyla güncel olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Zira, davacılar yakını kamu görevlisi olduğundan, geliri maaş katsayısına bağlı olarak belirli dönemlerde artmaktadır. Zararının tespitinde, yeniden düzenlenecek rapor tarihine kadar, gelirde meydana gelen artışların da dikkate alınması gerekir. Başka bir ifadeyle, davanın görülmesi sırasında maaşında bir artış meydana gelmiş ise, bu yeni maaşa göre hesaplama yapılmalıdır.

Öte yandan, dava dosyasının Dairemizin E:2016/1637 sayılı dosyası ile birlikte incelenmesinden, davacıların yakını ...'in olay tarihinde evli olduğu ...'in 03/05/2015 tarihinde yeniden evlenerek olayda hayatını kaybeden polis memuru ...'in desteğinden çıktığı anlaşılmaktadır.

Temyize konu Mahkeme kararına esas alınan 19/03/2012 tarihli bilirkişi raporunda, PMF yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömür sürelerinin belirlendiği, davacıların destek paylarının son dönem Dairemiz yerleşik içtihatlarına uygun şekilde belirlenmediği, destek payları belirlenirken desteğin çocuklarının olma ihtimalinin dikkate alınmadığı gibi sağ kalan eşin 03/05/2015 tarihinde yeniden evlenerek destekten çıktığı hususunun da dikkate alınmadığı ve karar tarihi itibarıyla güncel verileri ihtiva etmediği anlaşıldığından, söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.

Destekten yoksun kalma zararının doğru bir şekilde tespit edilebilmesi açısından, öncelikle destek paylarının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Davacıların maddi tazminat miktarlarının tespiti için alınacak güncel tarihli bilirkişi raporunda; bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu esas alınarak, desteğin 2008 yılında evlendiği ve çocuksuz olduğu dikkate alınarak, yaşasaydı, yeni evli olduğundan ölüm tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra ilk çocuğunun, bundan 2 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağının varsayımsal olarak kabul edilmesi gerektiği;

buna göre, ilk çocuğu oluncaya kadar anne ve babanın her birine %16, ilk çocuk olduktan sonra %14, ikinci çocuk olduktan sonra %12,5 oranında pay ayıracağı kabul edilmeli ve sağ kalan eşin 03/05/2015 tarihinde yeniden evlenerek destekten çıktığının ve anne ...'in 19/04/2021 tarihinde vefat ettiğinin dikkate alınması gerekmektedir.

Ayrıca, davacılar yakını müteveffanın kamu görevlisi olduğu, sürekli ve düzenli geliri bulunduğu dikkate alınarak, olması muhtemel iki çocuğunun yüksek öğrenimi tamamlayacağı 25 yaşının ikmaline kadar destekten istifade edeceği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, destekten yoksun kalma zararlarının ortaya konulması için yapılması gereken hesaplamaların, son dönem Dairemiz yerleşik içtihatlarıyla belirlenmiş olan söz konusu ilke ve kurallar ile iş bu dosya özelinde yapılan söz konusu tespitlerin dikkate alınması suretiyle aşağıda belirtilen şekilde yapılması gerekmektedir.

Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibariyle ödenen aylıklar dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.

Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali polis memurunun aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek aylıklar dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.

Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna (TRH 2010 tablosuna göre) kadar olan dönemi ifade eder.

Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek aylıklar dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır.

Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir.

Öte yandan, 2330 sayılı Kanun gereği ödenen nakdi tazminat ve ölüm halinde bağlanacak olan aylıklar da tazminat hesaplamasında yarar olarak kabul edilecek unsurlardan olup, hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerekmektedir.

Dava konusu olay nedeniyle 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik gereğince, davacılar ... ve ...'e toplam 28.240,72-TL nakdi tazminatın 02/09/2010 tarihli komisyon kararı ile ödendiği; Mahkemenin 03/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli ara kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca verilen cevaptan ise ... ve ...'e ölüm aylığının bağlandığı, bu kapsamda 31/12/2019 tarihine kadar toplam 172.809,72-TL (... için 91.298,39-TL, ... için 81.511,33-TL) ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, iş bu bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada, davacıların destekten yoksun kalma zararları yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle belirlendikten sonra, davalı idarece ödenen nakdi tazminat tutarının yarar olarak kabul edilip, yeniden düzenlenecek rapor tarihi itibarıyla yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değeri ile ölümü tarihi itibarıyla ...'e, rapor tarihi itibarıyla da ...'e ödenen ölüm aylığı tutarlarının ve gelecekte ...'e ödenecek olan ölüm aylığı tutarlarının peşin sermaye değerinin hesaplanan maddi tazminat tutarından indirilmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda yukarıdaki açıklamalar uyarınca maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup davanın reddi yolundaki temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu ..İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacı ... yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin uygulanmasını teminen BOZULMASINA, davacı ... yönünden ise esastan BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2020/947, K. 2024/841, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Yargılama Süreci
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. İlgili Mevzuat
  12. Hukuki Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2020/947
Karar No
2024/841
Tarih
13 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 3. Daire E.2020/949 K.2024/1366
  • Danıştay 6. Daire E.2020/960 K.2024/1523
  • Danıştay 12. Daire E.2020/968 K.2024/1579
  • Danıştay 13. Daire E.2020/998 K.2024/1327
  • Danıştay 10. Daire E.2020/1008 K.2024/939
  • Danıştay 8. Daire E.2020/1077 K.2024/1265

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.