KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1531 E., 2025/1620 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 13 Mart 2025
- Esas No
- 2022/1531
- Karar No
- 2025/1620
- Temyiz eden (davacılar)
- Kendi adına asaleten ... ve ...'a velayeten ...
- Vekili
- Av. ...
- Temyiz eden (davalı)
- ... Bakanlığı / ANKARA
- Vekili
- 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
- İstemlerin_konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Davanın_konusu
Davacılar tarafından, yakınları ...'un İstanbul ili, Beşiktaş ilçesinde bulunan "..." adlı eğlence merkezinde ... Garson olarak görev yapmakta iken 01/01/2017 tarihinde meydana gelen silahlı terör saldırısı sonucu yaşamını yitirmesi sebebiyle uğranıldığı ileri sürelen zararlara karşılık 687.047,02 TL maddi tazminatın (miktar artırımı ile 882.143,23 TL) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, uğradıkları maddi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasının mümkün olmadığı, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, zararlarının tazminat hukukunun genel ilkeleri uyarınca talep edilebileceğinin kabulü ve mahkemelerin bu zararlara aktüarya bilirkişileri tarafından yapılacak hesaplamalar uyarınca hükmetmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun'un alternatif bir sulh yolu olduğu, kendini avukatla temsil ettirmeyen davalı idare lehine vekalet ücreti verilmemesi gerektiği iddialarıyla, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı,
olayın terör eylemi olduğu, uyuşmazlığın 5233 sayılı Kanun uyarınca çözümlenmesi gerektiği iddialarıyla; temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
İdari işlem ve eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin bir istemde bulunulmaması halinde ise dava tarihinin esas alınması Danıştay içtihatlarında genel kabul görmüş ve istikrar kazanmıştır.
Bakılan davada, Bölge İdare Mahkemesince, hükmedilen maddi tazminata, uyuşmazlık tutanağının imzalandığı tarihinden itibaren yasal faiz işletildiği görülmüştür.
Buna göre, davacılar tarafından dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihi yönünden ölüm tarihinden itibaren talepte bulunulduğundan, hükmedilen maddi tazminata Danıştay'ın yerleşik içtihatları gereği idareye başvuru tarihi olan 13/01/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumun bir hatadan kaynaklandığı anlaşıldığından; temyize konu kararın hüküm fıkrasında yer alan ".........maddi tazminatın miras hisseleri uyarınca davalı idarece 13/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine," ibaresinin; "..................maddi tazminatın miras hisseleri uyarınca davalı idarece 13/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
Danıştay 10. Daire, E. 2022/1531, K. 2025/1620, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama