İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/3683 K.2025/4658

2- ... ... 6- ... 7- ... VEKİLLERİ : Av. ...

Esas2022/3683Karar2025/4658Tarih21 Ekim 2025Okuma13 dk · 2.574 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3683 E., 2025/4658 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
21 Ekim 2025
Esas No
2022/3683
Karar No
2025/4658
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.574 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

2- ... ... 6- ... 7- ... VEKİLLERİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları ...'ün Lice Askerlik Şubesi emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken geçirdiği rahatsızlık sonucunda 31/07/2012 tarihinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi; kardeşler ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...

İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacılardan baba ... için 36.418,21 TL, anne ... için ise 39.745,63 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL;

kardeşler ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...

İdari Dava Dairesince; idarenin olayda hizmet kusurunun olmadığı ancak davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan zararlandırıcı olayda, görevin ifası sırasında ve görev nedeniyle meydana gelen zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağının varlığı da gözetildiğinde, uğranılan maddi ve manevi zararların kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği gerekçesiyle, tarafların İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata yönelik kısmına ilişkin istinaf başvurularının reddine;

davalı idarenin İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata yönelik kısmına ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü, kısmen reddi ile kararın bu kısmı kaldırılarak anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 60.000,00 TL manevi; kardeşler ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI

Davacılar tarafından; davalı idarenin istinaf süresini kaçırması nedeniyle istinaf başvurusunun incelenmemesi gerektiği, yakınları müteveffanın gelirinin doğru verilerle belirlenmediği, müteveffanın kalifiye işçi olduğu ve kıdeme bağlı olarak maaşında gerçekleşecek artışın dikkate alınması gerektiği, toplumsal normlar gereğince müteveffanın evlendikten sonra dahi ailesiyle aynı evde yaşayarak davacıların ihtiyaçlarını karşılamaya devam edeceği, temyize konu kararla manevi tazminat miktarlarının düşürülmesinin yerinde olmadığı ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından; davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olaya ilişkin olarak idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, maddi tazminata ilişkin itirazlarının devam ettiği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yüksek olduğu, manevi tazminata faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğu, aleyhlerine harca hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacıların yakını ..., Lice Askerlik Şubesi emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken "uzman erbaş olur" kararlı sağlık kurulu raporu alabilmek için 17/07/2012 tarihinde Diyarbakır Asker Hastanesi Baştabipliği'ne başvurmuş, bu kapsamda tetkik ve muayene işlemlerinin yapılabilmesi amacıyla sevk edildiği Ankara GATA Komutanlığı'nda 23/07/2012 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda "uzman erbaş olur, komando olur, paraşütle atlar" şeklinde değerlendirmelere yer verilen ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporu düzenlenmiştir.

Muayene işlemlerinin tamamlanmasının ardından müteveffa otobüs ile Ankara İli'nden Diyarbakır İli'ne hareket etmiş ve 24/07/2012 tarihinde birliğine teslim olmuştur.

Aynı gün akşam saatlerinde karın ağrısı ve halsizlik şikayeti ile rahatsızlanması üzerine Lice Devlet Hastanesi'ne sevk edilmiş, burada yapılan tetkiklerin ardından müteveffaya kabızlık ve dispepsi teşhisi konularak reçete verilmiş ve tekrar birliğine gönderilmiştir.

Lice Askerlik Şubesi Başkanının emri ile ilaçlarını kullanmak üzere kendisine iki günlük istirahat süresi verilmiş, bu süre zarfında şikayetlerinde düzelme yaşanması üzerine rutin askerlik faaliyetlerini icra etmeye devam etmiş, 27/07/2012 tarihinde akşam saatlerinde nizamiye nöbetini tuttuğu esnada müteveffanın yeniden rahatsızlanması üzerine benzer şikayetlerle tekrar Lice Devlet Hastanesi'ne sevk edilmiş ve burada yapılan muayenenin ardından kendisine "renal kolik, tanımlanmamış" kesin tanısı ile "gastroenterit ve kolit, enfektif olmayan, tanımlanmamış" ek tanısı konularak ve reçete düzenlenerek Askerlik Şubesine geri gönderilmiştir.

Lice Askerlik Şubesi Başkanının, müteveffanın Tugay Komutanlığı revirinde istirahat etmesi için talepte bulunması üzerine ambulans ile askerlik şubesinden alınarak Tugay Komutanlığı revirine götürülmüş, burada yapılan muayene ve tetkikler sonrasında 30/07/2012 tarihinde düzenlenen 1061 sayılı protokol ile Diyarbakır Asker Hastanesi Üroloji ve Gastroentroloji Polikliniğine sevkine karar verilmiştir.

Gerekli sevk işlemlerinin sağlanabilmesi amacıyla helikopter talebinde bulunulmuş, müteveffa ile birlikte ona refakat etmesi için görevlendirilen bir asker olmak üzere toplamda iki kişinin adı helikopter görev istek formuna yazılmış, ancak 30/07/2012 tarihinde öğleden sonra icra edilecek olan uçuş planı nedeniyle 8. Ana Jet Üs Komutanlığı Meydan Harekat Komutanlığı Radar Yaklaşma Kontrol Merkezi tarafından helikoptere kalkış müsadesi verilmemiş, uçuşların sona ermesinin ardından helikopter için uçuş planı yapılmış ancak kum fırtınası ve aşırı rüzgar nedeniyle öğleden sonra yapılacak olan uçuş faaliyetleri iptal edilmiş, bu nedenle müteveffanın 30/07/2012 tarihinde helikopter faaliyeti ile Diyarbakır'a sevki sağlanamamıştır.

31/07/2012 tarihinde müteveffanın durumunun ciddileşmesi üzerine acil olarak Diyarbakır'a sevk edilmesi gerektiği kararı alınmış, bu süre zarfında sabah saatlerinden öğle saatlerine kadar çeşitli görev ve sebeplerle helikopter pistine müteaddit defalar helikopterler inmiş ancak yine müteveffanın sevki sağlanamamış, sevk işlemi ancak öğle saatlerinde piste iniş yapan bir helikopter vasıtası ile sağlanabilmiştir.

Asker Hastanesi'ne varılmasına müteakip solunum ve dolaşım arresti gelişen davacılar yakını yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir.

Davacıların yakının ölümü nedeniyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca yürütülen soruşturma neticesinde ilgili askeri personel hakkında düzenlenen 08/10/2014 tarihli iddianamenin tebliği üzerine davacılar tarafından bu olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararların tazmini istemiyle 10/11/2014 tarihinde idareye başvuru yapılmıştır.

Bu başvurunun zımnen reddi üzerine, 06/03/2015 tarihinde bakılan dava açılmış, ... İdare Mahkemesi ... Daire Başkanlığı'nın E:... sayılı dosyası üzerinden yargılama devam etmekte iken 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 17. maddesiyle Anayasaya eklenen Geçici 21. maddenin (E) bendi hükmüyle askeri yargının kaldırılması üzerine dosya ... İdare Mahkemesi esasına kaydedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davalı İdarenin Sorumluluğu Yönünden İncelenmesi:

Kara Kuvvetleri Komutanlığı 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve dosya içerisinde mevcut ... tarih ve ... sayılı Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporunda; davacıların yakınının tetkik, tedavi, takip ve sevk kararının uygun olduğu, hekimlere ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil bir kusur bulunmadığı ancak 30/07/2012 tarihinde revir görevli hekimi tarafından sevk kararı verildiği, kayıtlara göre hava şartları nedeniyle helikopter ile gönderilmediği, güvenlik nedeniyle ambulansla gönderilmediğinin belirtildiği,

30/07/2012 tarihinde sevk kararı verilip 31/07/2012 tarihinde sevk edildiğinin anlaşıldığı, söz konusu gecikme nedeniyle sağlık personeli dışındaki kişilerin herhangi bir kusuru olup olmadığının mahkemece aydınlatılmasının uygun olduğu ifade edilmiştir.

Bakılmakta olan davanın ilk olarak açıldığı ... İdare Mahkemesi ... Dava Dairesi'nin E: ... sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama kapsamında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü öğretim üyesi bilirkişi tarafından hazırlanan 11/03/2016 tarihli raporda ise; sevk aşamasında açık bir şekilde gecikmenin yaşandığı, en az 24 saatlik bir gecikmenin olduğu, tedavide bu boyutta bir gecikmenin patolojik kökenli peritonitin mortalitesinde kesin olarak olumsuz etkilerinin olduğu ancak mortaliteye etki eden bir çok diğer faktör nedeniyle isole tedavideki gecikmeden kaynaklanan bu olumsuz etkinin derecesinin kesin olarak söylenemeyeceği şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.

Öte yandan; davacıların yakınının ölümüne ilişkin olarak görevli askeri personel hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla yürütülen ceza kovuşturması neticesinde, sanıkların beraati yolunda verilen ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın gönderildiği ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında;

"Tüm dosya kapsamında elde edilen bilgi, belge, beyanlar ile adli raporlar ışığında; TCK'nın 83. maddesinde belirtilen şekilde, müteveffa ...'ün tam teşekküllü bir hastaneye geç sevk edilmesi sonucu vefat etmesi olayında sanıkların ihmal ettikleri kanuni düzenlemelerden kaynaklanan yükümlülüklerinin gerçekleşen ölüm olayında icrai davranışa eşdeğer olmadığı bu kapsamda sanıkların eyleminin TCK'nın 83. maddesinde belirtilen kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçunu oluşturmadığı yönünde kanaat hasıl olmakla;

Sanık ...'ın; Tanzim olunan tezkereye müteveffanın hangi vasıtayla, ne zaman ve ne suretle Diyarbakır'a sevk edileceği hususunda yeterli ve açık bir ibare yazmamak suretiyle,

Sanık ...'nın alınan savunmasında; 30 Temmuz 2012 tarihinde bir refakatçi eşliğinde Diyarbakır Asker Hastanesi'ne sevk edildiğini bildiği müteveffayı 30 Temmuz 2012 tarih ve “31 Temmuz 2012 tarihinde terhis olacak personelin nakli” konulu Görev İstek Formunun Eki'ndeki yolcu manifestosunda göstererek müteveffaya ilişkin “Sıhhi Tahliye” durumunu belirtmemek suretiyle,

Sanık ...'nın alınan savunmasında; 30 Temmuz 2012 tarihinde bir refakatçi eşliğinde Diyarbakır Asker Hastanesi'ne sevk edildiğini bildiği müteveffanın ... tarafından gönderilmiş olan Görev İstek Formunda “Sıhhi Tahliye” olarak gösterilmeyip 31 Temmuz 2012 tarihinde terhis olacak personele ait isim listesinde belirtildiğini tatbik etmesine rağmen söz konusu Görev İstek Formunu ve Yolcu Manifestosunu iade etmeyerek imzalaması için Kurmay Başkanı'na arz etmek suretiyle,

Sanıkların eylemlerine uyan İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma suçunu işledikleri sabit görülerek"

şeklindeki gerekçeyle, görevli askeri personelin Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinin 2. fıkrası gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve davacıların zararlarının hizmet kusuru ilkesi uyarınca karşılanması gerektiği sonucuna varılmış olup, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan uğranılan maddi ve manevi zararların kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği yönündeki gerekçede hukuki isabet görülmemiştir.

B- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Manevi Tazminat İstemlerinin Kabulüne Yönelik İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulüne; Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın, davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı, yukarıda belirtilen gerekçeyle usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.

C- Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davacıların Maddi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne; Kısmen Reddine Yönelik İdare Mahkemesi Kararına Karşı Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, maddi tazminata ilişkin kısmı hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, 22/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan değerlendirme ve hesaplamalar esas alınarak davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacıların destek paylarının ve sürelerinin hatalı belirlendiği, davacıların işleyecek aktif döneme ilişkin zararlarının her yaş için ayrı ayrı hayatta kalma olasılığı dikkate alınarak hesaplandığı görülmekte olup, bu haliyle bilirkişi raporunun hükme esas alınacak mahiyette olmadığı görülmektedir.

Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Öte yandan dinamik bir yapıya sahip olan tazminat hukuku çerçevesinde zarar ve yarar kalemleri belirlenirken, tazminat tutarının hesaplanabilmesi yerleşik yargı uygulamasında da kabul edildiği üzere hukuk bilimi dışında özel bilgi gerektirmektedir. Bu sebeple aktüeryal yönden maddi tazminat hesaplanması gereken davalarda mahkemeler bilirkişinin görüşünün alınmasına ihtiyaç duymaktadır.

Davacıların yakınlarının vefat etmesi nedeniyle uğradıkları zararları, aşağıda belirtilen hususlar uyarınca bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır.

Davacılar yakınının dava konusu olay tarihinde bekar olması, ilerleyen dönemde evlenip çocuk sahibi olabileceği gözetilerek, destek payları belirlenirken, normal terhis tarihi olan 11/10/2012 tarihinden sonra geçecek iş bulma süresi dikkate alınarak belirlenen gelir elde etme tarihi olan 01/01/2013 tarihinden itibaren;

- İlk iki yılda müteveffanın kendisi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı,

- İlk iki yılın sonunda evleneceği varsayımıyla takip eden 2 yılda müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı,

- Evlendikten 2 yıl sonra birinci çocuğu olacağı ihtimaline binaen takip eden 2 yılda müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, çocuğu için 1 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı,

- Birinci çocuğun doğumundan 2 yıl sonra ikinci çocuğunun doğacağı ihtimaline binaen davacı babanın muhtemel ömrünün sona ereceği tarihe kadar geçecek süreçte müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, birinci çocuğu için 1 pay, ikinci çocuğu için 1 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek,

- Davacı babanın destekten çıktığı tarih itibarıyla, kalan süreçte baba için ayrılan payın davacı anneye aktarılması suretiyle müteveffanın kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, birinci çocuğu için 1 pay, ikinci çocuğu için 1 pay, annesi için 2 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek, 22/02/2019 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihte geçerli olan veriler esas alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir.

Öte yandan; ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu aracılığıyla ilgililerin muhtemel bakiye ömürleri belirlenmekte olup, anılan tablo ile muhtemel bakiye ömür belirlenmiş ve ilgili şahsın anılan tarihe kadar yaşayacağı kabul edilmişken, anılan tarihe kadar geçen her yıl için ayrı ayrı hayatta kalma olasılığı dikkate alınarak hesaplama yapılması hukuka aykırı olup, 22/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan işleyecek aktif dönem hesap tablosunun 22/02/2019 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihte geçerli olan veriler esas alınarak ve her yaş için ayrı ayrı hayatta kalma olasılığı dikkate alınmadan yeniden düzenlenmesi ve davacıların işleyecek aktif dönem zararlarının yeniden hesaplanması gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA oy birliğiyle, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla,

3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/10/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY

Dava; davacıların yakını ...'ün Lice Askerlik Şubesi emrinde askerlik hizmetine yerine getirmekte iken geçirdiği rahatsızlık sonucunda 31/07/2012 tarihinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Dosya kapsamından, davacıların yakınının ölümü ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmakta olup, davacıların zararlarının hizmet kusuru ilkesi uyarınca karşılanması gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan uğranılan maddi ve manevi zararların kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği yönündeki gerekçede hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmı da, yukarıda belirtilen gerekçeyle usul ve hukuka uygun olduğundan, kararın bu kısmının da yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/3683, K. 2025/4658, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Temyiz_edenlerin_iddiaları
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X)-karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/3683
Karar No
2025/4658
Tarih
21 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2022/3710 K.2025/7578
  • Danıştay 10. Daire E.2022/3712 K.2025/4455
  • Danıştay 10. Daire E.2022/3744 K.2025/4656
  • Danıştay 10. Daire E.2022/3792 K.2025/4541
  • Danıştay 13. Daire E.2022/3800 K.2025/3023
  • Danıştay 10. Daire E.2022/3801 K.2025/4763

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.