İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/5564 K.2025/5550

Kendi adına asaleten ... adına velayaten ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/5564Karar2025/5550Tarih26 Kasım 2025Okuma12 dk · 2.412 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5564 E., 2025/5550 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
26 Kasım 2025
Esas No
2022/5564
Karar No
2025/5550
Temyiz eden (davacılar)
... mirasçıları;
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.412 kelime·12 dk okuma·8 bölüm

Kendi adına asaleten ... adına velayaten ... VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin murisleri ...'e hatalı tıbbi müdahalede bulunulması ve patoloji sonucuna göre tıbbi onkolojiye sevk edilerek zamanında kemoterapi görmemesinden dolayı tedavisinin aksatılması sebebiyle hastalığının ilerleyerek yaşama şansı ve süresinin azalmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 10.000,00 TL (miktar artırımı sonrası 210.547,00 TL) maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf isteminin reddine, davalı idarenin istinaf istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, manevi tazminat yönünden yeniden incelenen davada; manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacılara takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, hükmolunan maddi tazminat miktarının tamamına idareye başvuru tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken miktar artırım dilekçesi ile artırılan miktara dilekçenin tebliğ tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, hükmolunan manevi tazminat miktarının düşük olduğu, hükmolunan tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 16.090,21 TL nispi karar harcının kendilerine tamamlattırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,

davalı idare tarafından, davanın ilgililere ihbar edilmeksizin esas hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, hizmet kusurunun bulunmadığı, zararlı sonuca davacının kendi eyleminin yol açtığı, olayda tazmin koşullarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A) Temyize konu kararın esasa ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın esasa ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu kararın maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden incelenmesi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına,

ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.

Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.

Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.

Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, artırılan maddi tazminat miktarı bakımından, idareye başvuru tarihi olan 02/05/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, Bölge İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 3 nolu bendinde yer alan "...

İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E: ..., K: ... sayılı kararın davacıların maddi tazminat talebinin kabulü ile 10.000,00-TL maddi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 02.05.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, 200.547,00-TL maddi tazminatın ise, ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine "ilişkin ibaresinin" İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan '200.547,00 TL maddi tazminatın ise,

ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 19.03.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine' ibaresinin '200.547,00 TL maddi tazminatın da davalı idareye başvuru tarihi olan 02/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine' şeklinde düzeltilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

C) Temyize konu kararın, hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan nispi harç yönünden incelenmesi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı Tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı Tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.

Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.

Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacılara tamamlattırılması yönünde karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 6 nolu bendinde yer alan; "Mahkemesince adli yardım talebi kabul edildiğinden hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 16.090,21-TL nispi karar harcı ile Mahkeme ve İstinaf safhasında davacılar tarafından karşılanan 1.964,50-TL yargılama giderinin davacılara tamamlattırılmasına," ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların temyiz istemlerinin nispi harç ve maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE, diğer kısımlar yönünden REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,

2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3. Adli yardım istemi kabul edildiğinden ödenmemiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,

4. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/11/2025 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, nispi karar harcı yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu. "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu.

15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı. 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu. 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği.

28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmış, Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar ve ilam harcı alınacağı belirtilmiştir.

Harçlar Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerinden anlaşılacağı üzere, yargı harçlarının mükellefi davayı açan kişiler yani davacılardır. Dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının dörtte birini oluşturan kısmı, harcın kanuni mükellefi olan bu kişiler tarafından peşin ödenerek dava açılmaktadır.

Yine aynı yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece hüküm altına alınan değer (yani kabulüne karar verilen miktar) üzerinden hesaplanan nispi harç tutarından, davanın açılması aşamasında peşin olarak ödenen nispi harç miktarı düşüldükten sonra kalan bakiye nispi karar harcının da kanuni mükellef olan davacılara tamamlattırılması yolunda hüküm kurulması, hüküm fıkrasının devamında ise, artık gelinen aşama itibariyle "yargılama gideri" niteliğini kazanan söz konusu harcın yargılama usul ve tekniğine uygun olarak davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmesi icap etmektedir.

Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcından, davanın açılması aşamasında peşin alınan kısım mahsup edildikten sonra kalan bakiye harcın, nasıl olsa sonuç itibariyle bu harcın yargılama giderleri kapsamına dahil olacağı ve davalı idarece davacıya ödeneceği yaklaşımıyla, davalı idarece (ilgili tahsil birimine) ödenmesine hükmedilmesi yargı harçlarının bir türü olan nispi karar harcının yasal mükellefinin yargı kararıyla değiştirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir.

Kaldı ki, böyle bir yaklaşım başka olumsuz neticelerin doğmasına da zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda, iyi niyetle hareket ederek yargı kararıyla kendisine harç ödeme yükümlülüğü getirilen bir davalı idarenin, kararda aleyhine hükmedilen nispi karar harcını ödemek için ilgili tahsil dairesine müracaat etmesi durumunda bile harcın kanuni mükellefi olmaması nedeniyle kendisinden harç tahsilatı yapılamaması durumu söz konusu olabilecektir.

Başka bir olumsuzluk ise, mahkeme kararında bakiye nispi karar harcının davalı idarece ödenmesine hükmedilmesine rağmen ilgili idarece harcın mükellefinin davacı olduğu değerlendirmesiyle ödeme yoluna gidilmemesi halinde yargı kararında hükmedilen harcın (harca konu olan yargılama hizmeti verilmiş olmasına rağmen) maliye hazinesine girmemesi durumuyla karşılaşılabilecektir.

Zira, böyle bir karar nedeniyle peşin alınan nispi karar harcının bakiye kısmının tahsili için ilgili tahsil birimine kendiliğinden harç tahsil müzekkeresi yazılmayacağından, tahsil biriminin re'sen harekete geçerek tahsilat yoluna gitmesi de mümkün olmayacaktır.

Oysa, nispi karar harcının ödenmesi ile ilgili olarak yukarıda aktarılan hukuka uygun yöntemin işletilmesi yani harcın kanuni mükellefi olan davacı(lar) tarafından ödenmesine karar verilmesi durumunda, uygulamada, kararın taraflara tebliği aşamasında, idari yargı merciince, (harcın yasal mükellefi olan) davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılarak harcın tahsiline imkan hazırlandığı ve maliye hazinesine dahil olması gereken nispi harcın boşlukta bırakılmamasına özen gösterildiği bilinmektedir.

Öte yandan, yargılama faaliyetinin karşılığı olarak maliye hazinesine dahil olan tek maddi değer, yargı harçlarıdır. Bu harçlar ancak mükellefi tarafından ödenmekle devlet maliyesine gelir olarak dahil olur. Aralarında yargı harçlarının (başvuru, karar/ilam harçları) da bulunduğu yargılama giderleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31 inci maddesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıf yapılmak suretiyle düzenlenmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 332 nci maddesinin 1 inci fıkrasında; yargılama giderlerini mahkemece re'sen hükmedileceği belirtilmiştir. Bu itibarla, mahkemece re'sen hükmedilecek giderler arasında olan yargı harçlarının yükletileceği taraf belirlenirken hem tarafların davadaki haklılık durumunun hem de harç mükellefiyeti ile ilgili hususun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Tüm bu olası hukuka aykırı durumların bertaraf edilebilmesi için, bakiye nispi karar harcının, harcın kanuni mükellefi olan davacıya tamamlattırılmasına ve bunun sağlanabilmesi için de ilgili tahsil dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına hükmetmek gerekmektedir.

Buna göre; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının davanın açılması aşamasında peşin olarak yatırılan harç mahsup edildikten sonra (şayet başlangıçta peşin olarak ödenen harç, hükmedilen miktar nedeniyle hesaplanan nispi karar harcından düşük ise) bakiye nispi karar harcının önce davacıya tamamlattırılması daha sonra tamamının yargılama gideri olarak dikkate alınmak suretiyle davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, bakılmakta olan uyuşmazlıkta davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş ve İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31 inci maddesiyle atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca, adli yardım kararı, yapılacak tüm takip ve yargılama giderlerinden geçici olarak muafiyet sağlayan bir uygulamadır.

Aynı Kanun'un 339 uncu maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, adli yardım kararından dolayı "ertelenen" tüm yargılama giderlerinin davada haksız çıkan kişiden tahsil edilmesi gerekmektedir. Yani adli yardım kararı, davanın açılması aşamasında veya yargılamanın yürütülmesi sürecinde yapılması gereken yargılama giderlerini erteleyen bir karardır. Bu karar, şüphesiz bir biçimde davanın açılması esnasında nispi karar harcının peşin olarak ödenmesi gereken kısmını da kapsar.

Ancak nispi karar harcının peşin ödenen kısmı dışında kalan 3/4'lük kısmı zaten Harçlar Kanunu'nun yukarıda metnine yer verilen hükmü gereğince davanın açılması aşamasında ya da muhakeme devam ederken davacıdan istenilemez. Uygulamada bakiye karar harcı olarak da adlandırılan bu harcın ödenme zamanı, kararın tebliğ edilmesinden sonraki bir aylık süredir.

Yargılamanın sona erip kararın/ilamın tebliğ edilmesinden sonraki bir aylık yasal sürede ödenmesi gereken nispi karar harcının davanın açılması aşamasında ödenmeyen kısmının, 6100 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen adli yardım kapsamındaki "ertelenen yargılama giderleri" arasında olduğunun kabul edilebilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının davanın açılması aşamasında peşin olarak yatırılan harç mahsup edildikten sonra (şayet başlangıçta peşin olarak ödenen harç, hükmedilen miktar nedeniyle hesaplanan nispi karar harcından düşük ise) bakiye nispi karar harcının önce davacıya tamamlattırılması daha sonra tamamının yargılama gideri olarak dikkate alınmak suretiyle davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, nispi karar harcı yönünden temyize konu kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/5564, K. 2025/5550, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Temyiz Edenlerin İddiaları
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Hukuki Değerlendirme
  8. Hukuki Değerlendirme
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. (X)-karşı Oy
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/5564
Karar No
2025/5550
Tarih
26 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2022/5582 K.2025/8827
  • Danıştay 8. Daire E.2022/5668 K.2025/8400
  • Danıştay 8. Daire E.2022/5705 K.2025/8752
  • Danıştay 8. Daire E.2022/5707 K.2025/8766
  • Danıştay 8. Daire E.2022/5710 K.2025/8445
  • Danıştay 8. Daire E.2022/5713 K.2025/8767

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.