İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/866 K.2022/5863

2- … VEKİLİ : Av. …

Esas2022/866Karar2022/5863Tarih8 Aralık 2022Okuma12 dk · 2.449 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/866 E., 2022/5863 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
8 Aralık 2022
Esas No
2022/866
Karar No
2022/5863
Kararın düzeltilmesini isteyen (davacılar)
1- …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.449 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

2- … VEKİLİ : Av. …

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ

İSTEYEN (DAVALI) : … Bakanlığı

VEKİLLERİ

Hukuk Müşaviri … Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN_KONUSU: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 05/10/2021 tarih ve E:2019/6755, K:2021/4551 sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Kütahya ili Simav ilçesi, Doç. Dr. İsmail Karakuyu Simav Devlet Hastanesinde 27/06/2008 tarihinde gerçekleştirilen ameliyat sonrasında yapılan enjeksiyon nedeniyle davacılardan …'ın sağ bacağındaki sinirlerde zedelenme, sağ bacağında incelme, güç kaybı, düşüklük ve kaslarında incelme meydana gelmesinin idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek …için 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, eşi …için 30.000,00 TL manevi tazminatın 27/06/2008 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda, nöropatinin enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği yönünde görüş bildirildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerince hazırlanan raporda da hekim ve hemşireye herhangi bir kusur atfedilemeyeceği, sağlık kuruluşlarında uygulanan muayene, tedavi ve bakım hizmetinde idarenin kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı,

buna göre olayda hizmet kusurunun bulunmadığının kabulü gerektiği, bununla birlikte tıbbi müdahale sonrasında meydana gelen bulguların enjeksiyondan kaynaklandığının sabit olması, enjeksiyonun yanlış yere yapılıp yapılmadığı hususlarında tespitin de yapılamaması karşısında, davacı …yönünden uğranılan manevi zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca hakkaniyet gereği karşılanması gerektiği; davacı …yönünden ise, idarenin hizmet kusurunun bulunmaması, doğrudan zararın muhatabı olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, idarenin tazminini gerektirecek manevi zararın bulunmadığı;

bilirkişi raporlarında hizmet kusurunun bulunmadığının ortaya konulması, ayrıca uğranıldığı belirtilen maddi zararın kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında karşılanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacı ...'ın maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 13/06/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacı …'a ödenmesine, davacı ...'ın manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, hukuk ve usule uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME

TALEP_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar vekili tarafından, ilacın açık olan damar yolundan verilmesi mümkünken riskli olan kalçadan enjeksiyonun tercih edildiği, olaya hatalı enjeksiyon uygulamasının söz konusu olduğu, gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği, olayın hizmet kusuru içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, müvekkillerinden …'ın manevi zararın yanı sıra maddi zarara da uğradığı, …'ın eşi olan müvekkili …'ın manevi zararının tazmin edilmesi gerektiği, …için hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu; davalı idare tarafından, dava konusu olayda kusursuz sorumluluk şartlarının gerçekleşmediği, ağır hizmet kusuru bulunmadığından manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, olayda uygun illiyet bağının da mevcut olmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Karar düzeltme istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kısmen gerekçeli onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 05/10/2021 tarih ve E:2019/6755, K:2021/4551 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacı …, 26/06/2008 tarihinde perianal fissür (makat çatlağı) tanısıyla Kütahya Simav Doç. Dr. İsmail Karakuyu Devlet Hastanesine yatırılmış, ertesi gün fissürektomi operasyonuna alınmış, ameliyattan üç gün sonra da taburcu edilmiştir.

27/06/2008 tarihli hemşire gözlem kağıdında "Novosef 2x1, Novalgine amp 2x1" şeklinde kayıt bulunmakta olup, 30/06/2008 tarihli konsültasyon notundan da ameliyat sonrası davacının bacakta ağrı ve uyuşukluk şikayetinin olduğu, nöroloji uzmanı tarafından yapılan muayene sonucu siyatik sinir hasarı tanısı konulduğu, davacının tedavisinin planlandığı ve yirmi gün sonra EMG (elektromiyografi) incelemesi önerildiği anlaşılmaktadır.

İzmir Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesinde ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde çekilen EMG'ler sonucunda siyatik sinir hasarıyla uyumlu bulgular saptanmış, Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesince düzenlenen 05/12/2013 tarihli sağlık kurulu raporunda davacı ...'ın engel oranı %24 olarak belirlenmiştir.

Davacılar tarafından, siyatik sinir hasarının hatalı enjeksiyondan kaynaklandığı iddiasıyla davalı idareye maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

Mahkemece olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerince hazırlanan 13/10/2015 tarihli raporda.

"Kas içi ilaç uygulamasının ilaçların hızlı emilimi ve etki göstermesi beklendiğinde veya intestinal yolla verildiğinde emilim, etki ve etkileşim nedeniyle yararın olmadığı ya da zararın olduğu durumlarda tercih edildiği, hastanın postoperatif yoğun ağrıları olduğundan hızlı etki göstermesi nedeniyle kas içi uygulamayı hekimin takdir ettiği ve bu durumun tıp gereklerine uyan, yerinde bir karar olduğu, intramüsküler enjeksiyonun (kas içi ilaç uygulaması) tedavide sıklıkla kullanılan ve temel beceri gerektiren bir teknik yöntem olduğu,

bu uygulamada sinir yaralanmalarının hafif paresteziden kas paralizisine uzanan derecede ciddi olabilecek sekellerle sonuçlanabildiği, enjeksiyon nöropatisinin sağlık kuruluşlarında yetkili kişiler tarafından uygulandığında dahi meydana gelebilen, ciddi sonuçlara yol açabilen bir durum olduğu, sağlık personelinin enjeksiyonu yapma ehliyetine ve tecrübesine sahip olduğunun dosyadan anlaşıldığı, enjeksiyon sonucu gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu, ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış yere uygulandığına dair kayıt bulunmadığı;

vücut yapısı (zayıf, kaşektik kişilerde vb.), siyatik sinirin anatomik lokalizasyon farkı, uygulanan etken maddenin sinire difüzyon yoluyla toksik etkisi gibi nedenlerin de nöropati gelişimine katkıda bulunabileceği, …'da oluşan nöropatinin enjeksiyon uygulamasının beklenebilir komplikasyonu olduğu, …için 30/06/2008 tarihinde nöroloji konsültasyonu istendiği, nöroloji uzmanı tarafından uygun tedavinin planlandığı, komplikasyonun tanısının zamanında konulduğu, tıp gereklerine uygun tedavinin zamanında uygulandığı,

enjeksiyon sonucu gelişen nöropatiden dolayı doktor ve hemşireye herhangi bir kusur atfedilemeyeceği ve sağlık kuruluşlarında uygulanan muayene, tedavi ve bakım hizmetinde davalı idareye atfedilebilecek kusur bulunmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.

Öte yandan, olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen …tarih ve …karar numaralı rapordaki değerlendirme de aynı yöndedir. Anılan raporlar doğrultusunda, Mahkemece olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır.

Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009).

11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde, "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.

5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”.

"Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde, “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir.

Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir.

01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin tıbbi müdahalenin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 15. maddesinde, “Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir. ...".

22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.". “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.

Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.” düzenlemeleri yer alır.

Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin riskleriyle ilgili olarak aydınlatılması ve rızalarının alınmasını öngörmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A) Temyize Konu Kararın, Davacı ...'ın Maddi Tazminat İsteminin Reddi ile Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacıda gelişen sinir hasarının enjeksiyon uygulamasının komplikasyonu olarak kabul edilmesi ve enjeksiyonun hatalı bölgeye uygulandığına dair dosya içerisinde delil bulunmaması karşısında, davacıda meydana gelen sinir hasarının oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.

Bununla birlikte, davalı idare tarafından davacıya enjeksiyonun sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davacının aydınlatılarak onay verme hakkının elinden alınmış olması nedeniyle, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinden kaynaklı olarak uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir.

Bu durumda, temyize konu kararın incelenen kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.

B) Temyize Konu Kararın, Davacı …ın Manevi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:

Dava konusu olayda, enjeksiyon uygulamasından önce risklerin ve olası komplikasyonların anlatılmadığı ve yazılı onamın alınmadığı, bu nedenle yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği görülmekte olup, bu durumun yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda …'ın eşi olan davacı …'da da endişe ve üzüntüye yol açacağı tabiidir.

Bu durumda, yürütülen sağlık hizmetinin öngörülen şekilde ifa edilmemesinden kaynaklı olarak davacı …'ın uğradığı manevi zararın da manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekirken, davacı …'ın manevi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,

2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının; davacı …'ın maddi tazminat isteminin reddi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, davacı …'ın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,

3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 08/12/2022 tarihinde maddi tazminat istemi yönünden oy birliğiyle, manevi tazminat istemi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacıda gelişen sinir hasarının enjeksiyon uygulamasının komplikasyonu olarak kabul edilmesi ve enjeksiyonun hatalı bölgeye uygulandığına dair dosya içerisinde delil bulunmaması karşısında, davacıda meydana gelen sinir hasarının oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.

Öte yandan, dava dosyasında yer alan Simav Doç. Dr. İsmail Karakuyu Devlet Hastanesinin Tıbbi/Cerrahi Girişimler İçin Onay Formu'nda davacılardan …, "önerilen girişimsel teşhis yöntemlerinin, tedavinin veya ameliyatın yapılmasını kabul ettiğini" beyan etmiş olup, bu belgeden davacının hastanede yattığı süre içerisinde gerçekleştirilen tüm tıbbi ve cerrahi tedavilere onam verdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu olayda manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların da oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacıların karar düzeltme istemlerinin reddi, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin reddi ile davacı …'ın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, davacı …'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına manevi tazminat istemlerine ilişkin kısım yönünden katılmıyoruz.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/866, K. 2022/5863, 8 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Kararın Düzeltilmesini
  4. Vekilleri
  5. Yargılama Süreci
  6. Karar Düzeltme
  7. Danıştay Tetkik Hâkimi : …
  8. Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. İnceleme Ve Gerekçe
  11. Maddi Olay
  12. İlgili Mevzuat
  13. Hukuki Değerlendirme
  14. (X) Karşı Oy
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/866
Karar No
2022/5863
Tarih
8 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 13. Daire E.2022/867 K.2022/5114
  • Danıştay 13. Daire E.2022/868 K.2022/5115
  • Danıştay 13. Daire E.2022/869 K.2022/5116
  • Danıştay 13. Daire E.2022/871 K.2022/5117
  • Danıştay 8. Daire E.2022/871 K.2022/7548
  • Danıştay 13. Daire E.2022/872 K.2022/5118

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.