KÜNYE
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/1707 E., 2020/4341 K.·T.C. Danıştay Onikinci Daire
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2020
- Esas No
- 2018/1707
- Karar No
- 2020/4341
- Temyiz eden (davacı)
- …'i temsilen … Sendikası
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- …Kaymakamlığı / …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: İstanbul İli, Tuzla İlçesi, …İlkokulu'nda öğretmen olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu sendikanın kararı doğrultusunda 08-09 Ekim 2014 tarihlerinde okuldaki görevine izinsiz ve mazeretsiz olarak gitmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-(b) maddesi uyarınca ''1/30 oranında aylıktan kesme cezası'' ile cezalandırılmasına ilişkin … tarihli ve … sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 04/10/2017 tarihli ve E:2017/1328,K:2017/4543 sayılı bozma kararına uyularak.
Kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca işi bırakma eylemlerine ilgili mevzuatına uygun olarak katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği tartışmasız ise de;
bir kamu görevlisinin hangi faaliyetlerin sendikal faaliyet kapsamında olduğunu ayırt etme becerisine sahip olması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda davacının görevine gelmeme nedeninin, IŞİD isimli terör örgütünün saldırılarını kınamak ve Kobane kenti ile dayanışma sağlamak olduğu hususu sabit olup, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi,
geliştirilmesi amacını taşımayan eyleme katılan ve bu nedenle görevine gelmeyen davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, üyesi olduğu sendika kararı doğrultusunda demokratik tepkisini göstermek amacıyla işi bırakma kararına uyduğu, işi bırakma eylemi sonucunda disiplin cezasıyla cezalandırılmasının, Anayasa'da güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüne, dernek ve sendika kurma özgürlüğüne, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ihlal niteliğinde olduğuna, bu nedenle temyiz isteminin kabul edilerek mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin iyileştirilmesi amacını taşımayan eylemlerinin AİHS 11. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi ve korunması gereken eylemlerden olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 50/4. maddesinde, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/1707, K. 2020/4341, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama