İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /13. Daire

DANIŞTAY · 13. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 13. Daire E.2019/3054 K.2021/3612

Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Grubuna ait şirketlerden …Basın Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık A.Ş.'den olan alacağının tahsili istemiyle davalı idareye yapılan 20/07/2006 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin…

Esas2019/3054Karar2021/3612Tarih2 Kasım 2021Okuma6 dk · 1.204 kelime

KÜNYE

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3054 E., 2021/3612 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire

Karar tarihi
2 Kasım 2021
Esas No
2019/3054
Karar No
2021/3612
Temyiz eden (davacı)
Tasfiye Halinde … Seyahat ve Turizm Ltd. Şti.
Vekili
Av. …
Karşı taraf (davalı)
… Fonu (Fon
Vekili
Av. …
İstemin konusu
…Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.204 kelime·6 dk okuma·4 bölüm

Dava konusu istem: Davacı tarafından, … Grubuna ait şirketlerden …Basın Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık A.Ş.'den olan alacağının tahsili istemiyle davalı idareye yapılan 20/07/2006 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali ile bu borcun ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.

İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından, personel taşıma hizmeti verdiği şirketten yargı kararıyla kesinleşen alacağını borçlu şirketin yönetim ve denetimine TMSF tarafından el konması sonrasında TMSF’nin 4389 ve 5411 sayılı Kanunlara dayanarak yaptığı müdahaleler nedeniyle tahsil edemediği, bu durumun Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen mahkeme kararlarına uyma zorunluluğuna aykırılık teşkil ettiği, mülga 4389 sayılı Kanun’un usulsüz bankacılık işlemleri nedeniyle batan bankaların TMSF tarafından el konulması sonrasında kamu zararının karşılanmasını amaçladığı,

el konulan Banka ile hiçbir ilgisi olmadığı ve böyle bir iddia da bulunmadığı hâlde kendisine bahsedilen Banka ile ilişkili gibi muamelede bulunulduğu, yasa ile kendisine takdir yetkisi verilen TMSF yönetiminin bu yetkisini üçüncü kişilerin mülkiyet hakkını ihlâl edecek biçimde keyfî olarak kullandığı, yargı kararlarının görmezden gelindiği, oluşan zararın Bankanın batmasına sebep olanlar yerine üçüncü kişilere yüklendiği,

kendisi ile aynı statüde bulunan diğer bazı gerçek ve tüzel kişilere (Motorola, Nokia ve başvurucudan sonra borçlu firmanın servis taşıma işini üstlenen Ateş-Tur gibi) söz konusu borçlu şirketten olan alacaklarına istinaden ödeme yapıldığı hâlde kendisine ödeme yapılmadığı, borçlu şirketin kendisi tarafından önceden üzerine ihtiyati haciz konmuş mal varlıklarının ticari ve iktisadi bütünlük oluşturularak satıldığı, bu süreçte kendisine bir ödeme yapılmadığı, borçlu şirketin TMSF tarafından varlıkları satıldığı ve tasfiye edildiği için alacağını tahsil etme imkânının kalmadığı,

en değerli alacağına kavuşamaması nedeniyle iflas ettiği, kanunla TMSF’nin devletin yargı ve icra organları üzerinde olağanüstü yetkilere tabi bir konuma yükseltildiği, 5411 sayılı Kanun hükümlerinin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı;

davacının, borçlu şirketten olan, bankacılık faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan ve tahsil etme aşamasına getirdiği alacağını tahsil etmesinin borçlu şirkete TMSF tarafından el konması sonrasında ilgili mevzuata dayanılarak ve geçmişte doğmuş borç-alacak ilişkilerinin yine geçmişte başlamış takip ve tahsil işlemlerine etkili şekilde bu mevzuat hükümleri uygulanarak yapılan müdahaleler ile engellendiği,

borçlu şirketin tüm varlıklarının, TMSF tarafından başvurucunun sürece dâhil edilmeden satılarak elde edilen gelirin, geçmiş dönem borçlarını ödetme yetkisi olduğu hâlde bunlar ödenmeksizin tamamının diğer kamu alacakları ile TMSF’nin el konulan Banka kaynaklı alacaklarına karşılık olarak ayrıldığı,

bu süreçte iyi niyetli üçüncü kişi olduğu anlaşılan davacının haklarının gözetilmeyerek alacağını tahsil etme imkânının ortadan kaldırılması ve devletin denetim ve gözetiminden sorumlu olduğu batan Banka nedeniyle oluşan banka zararının dolaylı olarak davacıya yüklenmesi nedenleriyle davacı aleyhine meydana getirilen hukuki belirsizlik gözönünde bulundurulduğunda,

batan bankanın “kamu tarafından üstlenilen zararlarının karşılanması” şeklindeki kamu yararı amacıyla karşılaştırıldığında davacının üzerine aşırı bir yüke sebep olunduğu ve başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin davacı aleyhine bozulduğu kanaatine ulaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline ve davacının tüm alacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline, davacının alacağına idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak alacağın tümünün idare tarafından hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:. Bölge İdare Mahkemesi. İdari Dava Dairesi'nce davacının tüm alacaklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin kabulüne ilişkin kısmının Dairemizin 08/05/2018 tarih ve E:2018/339,K:2018/1659 sayılı kararı ile bozulması üzerine bu kısımla ilgili bozma kararına uyularak verilen kararda.

Anayasa Mahkemesi'nin 01/06/2016 tarihli ve 2013/865 başvuru numaralı kararında, "...Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlâl, başvurucunun alacağını tahsil etmesini engelleyen ve sonrasında borçlu şirketin 5411 sayılı Kanun’da düzenlenen, diğer kanunlarda öngörülenlerden farklı bir yöntemle TMSF’nin yetkili olduğu bir süreçte satışı ve tasfiyesi,

elde edilen gelirin tamamının geçmiş dönem borçlarını ödetme yetkisi olduğu hâlde iyi niyetli üçüncü kişi olan başvurucunun mülkiyet hakkı gözetilmeksizin kamu alacaklarına ayrılması ile bu konuda başvurucunun açtığı davanın TMSF’nin sorumluluğu olmadığı gerekçesine dayanılarak reddedilmesinden kaynaklandığından,

başvurucunun alacak miktarı ile diğer alacak miktarlarının kesinleştirilerek başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu alacakları ve diğer alacaklar arasında bir denge gözetilerek meydana gelen mağduriyetini hakkaniyete uygun telafi edecek şekilde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları gereğince ihlâlin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın İstanbul 8. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekir." ifadelerine yer verildiği,

Anayasa Mahkemesi'nin sözü edilen kararı dikkate alındığında, İdare Mahkemesi'nce, davalı idare tarafından, davacının alacak miktarı ile diğer alacak miktarlarının kesin olarak belirlenmesi, başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu alacakları ve diğer alacaklar arasında bir denge gözetilmesi ve davacının meydana gelen mağduriyetinin hakkaniyete uygun bir şekilde giderilmesini teminen değerlendirme yapılması gerektiği yönünde karar verilmesi gerekirken, davacının tüm alacaklarının davalı idareye başvurduğu 20/07/2006 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak ödenmesine karar verilmesinin isabetli olmadığı,

davacının alacak miktarının 1.814.027-TL olduğunu belirtecek şekilde hüküm kurulmasına ait istinaf başvurusunun kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesi'nin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının "davacının alacağına idareye başvuru tarihi olan 20/07/2006 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak ve alacağın tümünün idare tarafından hesaplanarak davacıya ödenmesine" ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacının alacağının ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, davanın sadece ihlâlin kaldırılarak zararın giderilmesine yönelik bir dava olduğu, Danıştay 13. Dairesi'nin önceki kararında direnme niteliğinde bir bozma kararı verdiği, yeni bir değerlendirme yapılmasının önceki kararı veren mahkeme ve hatta ihlâlde direnen davalı idarenin insafına bırakılmasının adalete aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesi kararında devletin üstlendiği banka zararlarıyla hiçbir ilgisi olmayan iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olan davacının haklarının korunması gerektiğine hükmedildiği, söz konusu ihlâlin yeniden bir yargılamayı gerektirmediği, belirli olan zararın tazminine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, görülen davanın iptal davası olduğu, tam yargı davası niteliğinde olmadığı, Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin 5. ve 8. fıkraları uyarınca değerlendirmenin Fon tarafından yapılması gerektiği, Fon'un da davacı gibi borçlu şirketin alacaklısı olduğu, yapılan satış sonrası düzenlenen sıra cetveli çerçevesinde Fon hesaplarına giren bir tutar olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin reddine,

2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 02/11/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 13. Daire, E. 2019/3054, K. 2021/3612, 2 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. Hukuki Değerlendirme
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2019/3054
Karar No
2021/3612
Tarih
2 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2019/3061 K.2021/4360
  • Danıştay 4. Daire E.2019/3091 K.2021/5700
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2019/3092 K.2021/2001
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2019/3093 K.2021/1853
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2019/3094 K.2021/1850
  • Danıştay 4. Daire E.2019/3100 K.2021/5701

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.