İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /13. Daire

DANIŞTAY · 13. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 13. Daire E.2019/4318 K.2023/4289

Dava konusu istem: İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu kantin ve kafeterya işletmesine ilişkin ... ihale numarası ile 22/08/2019 tarihinde gerçekleştirilen "Kantin, Restaurant, Mutfak ve Ortak Alanların Yapımı ve Kiralama Hizmeti Alım" ihalesinin iptali…

Esas2019/4318Karar2023/4289Tarih24 Ekim 2023Okuma13 dk · 2.653 kelime

KÜNYE

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/4318 E., 2023/4289 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire

Karar tarihi
24 Ekim 2023
Esas No
2019/4318
Karar No
2023/4289
Temyiz eden (davacı)
…
Karşı taraf (davalı)
… Meslek Yüksekokulu
Vekili
Av. …
İstemin konusu
… İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.653 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

Dava konusu istem: İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu kantin ve kafeterya işletmesine ilişkin ... ihale numarası ile 22/08/2019 tarihinde gerçekleştirilen "Kantin, Restaurant, Mutfak ve Ortak Alanların Yapımı ve Kiralama Hizmeti Alım" ihalesinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. İdare Mahkemesi'nce verilen kararda. 09/08/2019 tarihli onay belgesiyle ihale sürecine başlandığı, gazete ilanının yapıldığı, ihaleye iki isteklinin katıldığı, verilen teklif mektuplarından birisinin içerisinde teklif bulunmadığı, 26/08/2019 tarihli ihale komisyon kararıyla ihale.

A.Ş. üzerinde bırakılarak sürecin tamamlandığı, ihale yapılmaksızın akdedilen bir önceki kira sözleşmesinin kiracısı olan davacı tarafından söz konusu ihalenin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; açık ihale usulüne göre çıkılan dava konusu ihalede geçerli teklif sayısı, isteklilerin teklif fiyatları ve yaklaşık maliyet unsurlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde ihalede açıklık ve rekabetin sağlandığı, ihalenin ilgili mevzuat hükümlerinde öngörülen usul takip edilmek suretiyle usulüne uygun olarak yapıldığı ve dava konusu ihalede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, ihale konusu kantini uzun süredir kiracı olarak kullandığı, taşınmazda işgalci konumunda olmadıkları, yapılan ihalenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 339. maddesine ve 347. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin ve temyize konu Mahkeme kararının hukuka uygun belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

USUL YÖNÜNDEN

MADDİ OLAY

Vakıf yükseköğretim kurumu olan davalı tarafından, 03/10/2016 tarihli sözleşmeyle kantin-kafeterya işletmesinin üç yıllığına davacıya kiralandığı ve bu sözleşme süresinin 03/10/2019 tarihinde sona erdiği, Vakıf Yükseköğretim Kurumları İhale Yönetmeliği hükümleri uyarınca "Kantin, Restaurant, Mutfak ve Ortak Alanların Yapımı ve Kiralama Hizmeti Alım" ihalesine çıkılması üzerine ihale yapılmaksızın akdedilen bir önceki kira sözleşmesinin kiracısı olan davacı tarafından söz konusu ihalenin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yükseköğretim kurumları" başlıklı 130. maddesinde, "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur...

Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir... Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa'da belirtilen hükümlere tâbidir." kuralı yer almıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 2. maddesinde, "Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir.

Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, Cumhurbaşkanı kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır." kuralına yer verilmiştir.

18/05/2012 tarih ve 28296 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2012/3165 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İstanbul Şişli Vakfı tarafından İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu'nun kurulması Millî Eğitim Bakanlığı'nın 03/04/2012 tarih ve 8515 sayılı yazısı üzerine, 04/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Kanun'un Ek-2. maddesine göre Bakanlar Kurulu’nca 27/04/2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbidir." kuralına yer verilmiştir.

2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, "İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar."; 15. maddesinin 1. fıkrasında, "3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine;... karar verilir." kurallarına yer verilmiştir.

2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usûlünün uygulanacağı; (g) bendinde ise, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 (on beş) gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu; 8. fıkrasında ise, ivedi yargılama usûlüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır.

6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin idarî yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesine ilişkin kısmında, "İdarî yargı ilk derece mahkemelerince verilen nihaî kararların bir kısmı bölge idare mahkemesince, kalan kısmı ise Danıştay tarafından denetlenmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde itiraz üzerine bölge idare mahkemelerinde kesinleşecek davalar sayılmış olup, bunlar dışındaki tüm davalar temyiz üzerine Danıştay tarafından incelenmektedir.

Bu uygulama sebebiyle idare ve vergi mahkemelerinin nihaî karara bağladığı dosya toplamının yaklaşık yüzde yetmişi Danıştay'da, yüzde otuzu ise bölge idare mahkemelerinde denetlenmektedir. Anılan iş yükü sebebiyle Danıştay'a gelen dosyaların kesinleşme süresi uzamaktadır.

Bu bağlamda, idarî yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesi konusu öteden beri yargı paydaşları arasında tartışılmaktadır. (...) 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay'a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidî olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir.

Böylece Danıştay'ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılarak Danıştay'ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

İdarî yargı mercilerinde yargısal denetimi yapılarak çözümlenecek uyuşmazlıklarda, öncelikle davaya konu işlemin idarî bir işlem olup olmadığı hususunun, başka bir anlatımla idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanılarak diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın hukukî durumda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren bir işlem olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Özel hukuk hükümlerine tâbi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adlî yargı mercileri görevlidir.

İlgili mevzuat düzenlemelerden, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu, yargı yolu açık olan idari işlemlere karşı herkesin yargı mercileri önünde iddia ve savunmada bulunabileceği ve hiçbir mahkemenin görev ve yetkisinde bulunan bir uyuşmazlığı çözmekten kaçınamayacağı, idari işlemlere karşı, işlemin unsurlarında bulunan hukuka aykırılıklar nedeniyle açılacak davaların iptal davası olduğu, adli yargı mercilerinin görevinde bulunan davaların ilk inceleme aşamasında görev yönünden reddine karar verileceği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinde, vakfın tanımı "gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları" olarak yapılmıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere vakfı oluşturan en önemli iki unsur; özgülenecek bir malvarlığı ve malvarlığının özgüleneceği amaçtır.

Aktarılan mevzuat düzenlemelerinden, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mâlî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa'da belirtilen hükümlere tâbi olduğu anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, 18/05/2012 tarih ve 28296 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2012/3165 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İstanbul Şişli Vakfı tarafından İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu'nun Millî Eğitim Bakanlığı'nın 03/04/2012 tarih ve 8515 sayılı yazısı üzerine, 04/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Kanun'un Ek-2. maddesine göre Bakanlar Kurulu’nca 27/04/2012 tarihinde 2547 sayılı Kanun'un vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlere tâbi olmak üzere kurulduğu, uyuşmazlığın bu "vakıf yükseköğretim kurumuna" ait taşınmazın kiralanmasına ilişkin "mâlî" bir işlem olduğu,

vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mâlî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmalarının Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasa'da belirtilen hükümlere tâbi olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan "vakfın" Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca bir özel hukuk tüzel kişiliği olduğunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

Bu durumda, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir vakıf tarafından kurulan ve malî işlemleri Devlet eliyle kurulan diğer yükseköğretim kurumlarının tâbi olduğu mevzuattan Anayasa kuralı ile istisna tutulan davalı Yüksekokul'un kantin kiralamasına ilişkin davaya konu işleminin idarî bir işlem olmadığı, özel hukuk hükümlerine tâbi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde adlî yargı mercileri görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, İdare Mahkemesi'nce, uyuşmazlığın "vakıf yükseköğretim kurumuna" ait taşınmazın kiralanmasına ilişkin "mâlî" bir işlemden kaynaklandığı hususu dikkate alınarak davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esastan incelenen ve davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, İdare Mahkemesi'nce işbu davada, ivedi yargılama usûlü uygulanmak suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca 15 (on beş) gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca, Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usûlleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usûlleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa'daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:1985/23, K:1986/2, Karar tarihi: 20/01/1986).

Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usûllerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa'nın 142. maddesinin de kanunî hâkim güvencesinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanunî hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usûlünün kanunla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: 2014/10728, Karar tarihi:18/07/2018).

Aktarılan kanunî düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle birlikte 20/07/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel ve istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır.

2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca idarî yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün bu Kanun'da gösterilen usûllere tâbi olduğu, anılan Kanun'un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usûlünün ise öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idarî dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usûlü olduğu anlaşıldığından;

adlî yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usûlü belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nda düzenlenen özel bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir.

Ayrıca, istisnaî bir yargılama usûlü olan ivedi yargılama usûlünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usûlü yerine uygulanması, Anayasal kurallar uyarınca Kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usûlüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunu da etkileyecektir.

Bu itibarla, çözümü adlî yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun ve bu Kanun'da düzenlenen usûllerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan ve ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almayan davada, genel yargılama usûlü yerine ivedi yargılama usûlü uygulanarak karar verilmesinde usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 24/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yükseköğretim kurumları" başlıklı 130. maddesinde, "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur...

Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir... Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarî konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tâbidir." kuralına yer verilmiştir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 2. maddesinde "Vakıflar; kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında, akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla, Yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını ya da bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla, bu Kanun hükümleri çerçevesinde kalmak şartıyla meslek yüksekokulu kurabilir.

Bu meslek yüksekokulu, kamu tüzel kişiliğini haiz olup, Cumhurbaşkanı kararı ile kurulur. Kurulacak meslek yüksekokullarına, meslek ve teknik eğitim bölgesinde gereksinim duyulması esastır." kuralı yer almıştır.

18/05/2012 tarih ve 28296 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2012/3165 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İstanbul Şişli Vakfı tarafından İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu'nun kurulması Millî Eğitim Bakanlığı'nın 03/04/2012 tarih ve 8515 sayılı yazısı üzerine, 04/11/1981 tarih ve 2547 sayılı Kanun'un Ek-2. maddesine göre Bakanlar Kurulu’nca 27/04/2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 14. maddesinin 2. fıkrasında, "Vakıf yükseköğretim kurumlarının satım, kiralama, mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinde uyacakları usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunca çıkarılan yönetmelikle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.

Vakıf Yükseköğretim Kurumları İhale Yönetmeliği'nin "Temel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Vakıf yükseköğretim kurumları, bu Yönetmeliğe göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla yükümlüdür. (2) 31/12/2005 tarihli ve 26040 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 28'inci maddesine aykırı nitelikte ihale yapılamaz. ..." kuralına yer verilmiştir.

Aktarılan mevzuat düzenlemelerinden, davalı İstanbul Şişli Meslek Yüksekokulu'nun 18/05/2012 tarih ve 28296 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2012/3165 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuş bir vakıf yükseköğretim kurumu olduğu ve davalının dava konusu taşınmaz kiralama işleminin Vakıf Yükseköğretim Kurumları İhale Yönetmeliği'ne tâbi olduğu, herhangi bir özel hukuk kişisi gibi ihale usulüne tâbi olmaksızın taşınmazını dilediği gibi kiralayarak tasarruf edemeyeceği anlaşılmaktadır.

Vakıf üniversiteleri kanunla kurulmuş ve kamu tüzel kişiliğine sahip üniversitelerdir. Bu üniversitelerin malları, kamu hukukuna tâbi olduğundan bunlarla ilgili uyuşmazlıklar idarî yargıda görülmelidir. Vakıf üniversitelerinin vakıf tüzelkişiliği dışında ayrı bir tüzelkişiliği vardır. Vakfın tüzel kişiliği özel hukuk tüzel kişiliği, vakıf üniversitesinin tüzel kişiliği ise kamu tüzel kişiliğidir.

Vakıf üniversitesinin gelirleri, geçici olarak dahi hiç bir suretle vakıf mamelekine veya hesaplarına intikal edemez. Vakıf üniversitelerinin akademik organları, devlet üniversitelerinin akademik organları gibidir. Devlet üniversitelerindeki senatonun karşılığında vakıf üniversitelerinde "akademik kurul" bulunur. Öğretim elemanlarının nitelikleri devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır.

Vakıf üniversitelerinde eğitim-öğretim esasları, öğretim süreleri ve öğrenci hakları ile ilgili hususlar, devlet üniversitelerinde olduğu gibi 2547 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. Vakıf üniversiteleri de devlet üniversiteleri gibi Yükseköğretim Kurulu'nun denetim ve gözetimine tâbidirler.

Vakıf yükseköğretim kurumu olan davalı tarafından, 03/10/2016 tarihli sözleşmeyle davalıya ait kantin-kafeterya işletmesinin üç yıllığına davacıya kiralandığı ve bu sözleşmenin süresinin 03/10/2019 tarihinde sona erdiği, Vakıf Yükseköğretim Kurumları İhale Yönetmeliği hükümleri uyarınca "Kantin, Restaurant, Mutfak ve Ortak Alanların Yapımı ve Kiralama Hizmeti Alım" ihalesine çıkıldığı, 26/08/2019 tarihinde ihale sürecinin tamamlandığı, davalının Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuş bir vakıf yükseköğretim kurumu olduğu, mallarının kamu malı olduğu,

dava konusu taşınmaz kiralama işleminin Vakıf Yükseköğretim Kurumları İhale Yönetmeliği'ne tâbi olduğu, davalı vakıf yükseköğretim kurumunun herhangi bir özel hukuk kişisi gibi ihale usulüne tâbi olmaksızın taşınmazını dilediği gibi kiralayarak tasarruf edemeyeceği dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu ve dolayısıyla uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlü kapsamında yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, bakılan davada adli yargının görevli olduğu ve dolayısıyla uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlü kapsamında yer almadığı gerekçesiyle bozulmasına dair karara katılmıyoruz.

Danıştay 13. Daire, E. 2019/4318, K. 2023/4289, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Usul Yönünden
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X) Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2019/4318
Karar No
2023/4289
Tarih
24 Ekim 2023

İlgili Kararlar

  • Danıştay 12. Daire E.2019/4372 K.2023/5334
  • Danıştay 12. Daire E.2019/4416 K.2023/4705
  • Danıştay 13. Daire E.2019/4420 K.2023/3840
  • Danıştay 12. Daire E.2019/4424 K.2023/5020
  • Danıştay 12. Daire E.2019/4427 K.2023/5191
  • Danıştay 5. Daire E.2019/4436 K.2023/14608

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.