KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1172 E., 2022/3718 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2022
- Esas No
- 2020/1172
- Karar No
- 2022/3718
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- ...
- Karşı taraf (davalı)
- ...
- Vekili
- Av....
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı hakkında tesis edilen 28/03/2017 tarih ve 8551 sayılı ödemeye çağrı mektubuna konu Fon alacağının ödenmediğinden bahisle düzenlenen ... tarih ve ... sayılı, 11.674.533,00-TL tutarındaki ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu ödeme emrinin dayanağını teşkil eden ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nde açılan davada, ... tarih ve E: ..., K... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, bu durumda, ödeme emrinin dayanağı olan ödemeye çağrı mektubuna ilişkin işlemin ... İdare Mahkemesi'nin kararı ile hukuka uygun bulunduğunun görüldüğü, hukuka uygun bulunan ve vadesinde ödenmeyen alacağın tahsiline devam edilmesine yasal engel bulunmadığından, düzenlenen ödeme emrinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından; kanuni temsilci olmadığı, ikinci derece imza sahibi olarak bankanın temsil ve ilzamında münferiden yetkili kılınmadığı, imza sirkülerinin dahi çıkarılmadığı, yönetim kurulu üyeliğine seçildikten 28 gün sonra bankanın tasfiye sürecine girdiği, bankacılık işlemleri yapma yetkisinin ise daha önce kaldırıldığı dikkate alındığında kamu yükünün yerine getirilmesi noktasında kendisi dışında bir fiili engel halinin olduğunun kabulü gerektiği, bunun dışında kamu yükünün yerine getirilmemesinde herhangi bir kasıt ya da ihmalinden söz edilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, davacının birinci derece imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olduğu, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinden kaynaklanan sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu, davacının kredilerin geri ödenmesi gerektiği süreç içinde kanuni temsilci olduğu dikkate alındığında kamu zararının tamamından sorumlu olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2020/1172, K. 2022/3718, 19 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama