İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /13. Daire

DANIŞTAY · 13. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 13. Daire E.2021/1749 K.2022/3006

Dava konusu istem: Antalya, Isparta ve Burdur illerinden oluşan bölgede elektrik dağıtım alanında tekel konumunda olan davacı şirketin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi kapsamında hâkim durumunu kötüye kullandığından bahisle…

Esas2021/1749Karar2022/3006Tarih5 Temmuz 2022Okuma14 dk · 2.712 kelime

KÜNYE

Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/1749 E., 2022/3006 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire

Karar tarihi
5 Temmuz 2022
Esas No
2021/1749
Karar No
2022/3006
Temyiz eden (davacı)
…
Vekili
Av. …
Karşı taraf (davalı)
…
Vekili
Av. …
İstemin konusu
… Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.712 kelime·14 dk okuma·5 bölüm

Dava konusu istem: Antalya, Isparta ve Burdur illerinden oluşan bölgede elektrik dağıtım alanında tekel konumunda olan davacı şirketin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi kapsamında hâkim durumunu kötüye kullandığından bahisle ...-TL idari para cezası ile cezalandırılması ve rekabet ihlâli niteliğinde olan uygulamalarına son vermesi gerektiğine ilişkin … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:. K:… sayılı kararda. Rekabet Kurumu'na davacı. Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş. (… ...) ve.....Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. (...) hakkında,. Enerji Toptan Elektrik Tic. A.Ş.,. Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Satış A.Ş.,.

A.Ş. ve … tarafından yapılan şikâyet üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, davacı şirketin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında hâkim durumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle aynı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrası ile 16. maddesinin 3. fıkrası uyarınca …-TL idari para cezası ile cezalandırılması ve rekabet ihlâli niteliğinde olan uygulamalarına son vermesi gerektiğine karar verilmesi üzerine davanın açıldığı,

dağıtım şirketlerinin lisans sahibi oldukları bölgede münhasıran yetkili oldukları, başka bir anlatımla tekel konumunda bulundukları görüldüğünden, davacı şirketin Antalya, Isparta ve Burdur illerinden oluşan bölgedeki elektrik dağıtım piyasasında hâkim durumda olduğunun açık olduğu;

Elektrik dağıtım şirketlerinin, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin hizmet sunmak, serbest tüketicileri herhangi bir tedarikçiye yönlendirmemek, bölgesinde yürütülen perakende satış faaliyetlerinde tüm tedarik lisansı sahibi tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeden dağıtım hizmeti sağlamak ve dağıtım faaliyeti dışında başka bir faaliyetle iştigal etmemekle yükümlü olduğu,

dava konusu Kurul kararında yer verilen tespitler ile dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde.

Antalya, Isparta ve Burdur illerinden oluşan bölgedeki elektrik dağıtım piyasasında hâkim durumda bulunan davacı şirketin, mevzuattaki yükümlülüklerine aykırı olarak piyasada faaliyet gösteren perakendeci şirketlere eşit muamelede bulunmadığı, kendi bünyesindeki rekabete duyarlı tüketici ve tüketim bilgilerini yalnızca dağıtım bölgesindeki elektrik perakende şirketlerinden biri olan. Akdeniz’in erişimine açtığı, diğer şirketlere bu bilgileri sağlamadığı, böylece.

Akdeniz'in diğer perakendeci şirketlere karşı rekabet karşıtı bir avantaj sağladığı, öte yandan davacı şirket çalışanlarının. Akdeniz adına tüketiciler ile sözleşme imzaladıkları, bunun yanında iki şirketin personel ve diğer bazı kaynaklarını ortak bir şekilde kullandığı, böylece davacı şirketin. Akdeniz'e perakendeci şirketler arasında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte avantaj sağladığı, son olarak davacı şirketin.

Akdeniz'in müşterisi iken başka bir perakendeci şirkete geçen tüketicilerin sayaçlarını hatalı ve geç okuduğu, bu duruma ilişkin yapılan tüketici ihbar ve şikâyetlerine davacı şirket tarafından geç cevap verildiği veya hiç cevap verilmediği, bu durumun tedarikçi değiştiren tüketiciler nezdinde hizmetteki aksamanın geçiş yapılan perakendeci şirketten kaynaklandığı algısını yaratabileceği anlaşılmakta olup, davacı şirketin bahsi geçen tutum ve davranışlarının 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması yasağı kapsamında kaldığı sonucuna varıldığından,

davacı şirketin aynı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrası ile 16. maddesinin 3. fıkrası uyarınca idari para cezası ile cezalandırılması ve rekabet ihlâli niteliğinde olan uygulamalarına son vermesi gerektiğine ilişkin alınan dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı;

Öte yandan; davacı tarafından, doğrudan EPDK tarafından yapılan özel bir düzenlemeye dayanan ayrıştırma kurallarına uymama ve bu kapsamda ortaya çıkan ayrımcılık iddialarının 4054 sayılı Kanun kapsamında ele alınamayacağı, düzenleyici otorite mevzuatı ve düzenlemelerinden kaynaklanan hususlarda 4054 sayılı Kanun'un değil ilgili sektörel düzenlemelerin uygulanması gerektiği, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüş ise de,

elektrik piyasasına ilişkin mevzuata ve düzenleyici işlemlere aykırı davranılması durumunda düzenleyici ve denetleyici otorite olan EPDK tarafından ilgililer hakkında mevzuatın gerektirdiği idari yaptırım kararlarının alınmasının gerekmesinin yanı sıra, söz konusu davranışlar ile 4054 sayılı Kanun kapsamındaki rekabete ilişkin bir kural da ihlâl edilmişse bu Kanun kapsamında yetkili otorite olan davalı idare tarafından da gerekli idari yaptırım kararlarının alınması gerektiğinden, davacı tarafından ileri sürülen bu hususa itibar edilmediği;

ayrıca, davacının ileri sürdüğünün aksine, elektrik dağıtıcısı olan davacı şirket ile perakendeci olan ...Akdeniz'in aynı ekonomik bütünlük içinde yer almasının, rekabet kurallarına aykırı olarak aralarında gerçekleşen bilgi paylaşımı veya kaynak aktarımının 4054 sayılı Kanun kapsamında rekabet ihlali olarak değerlendirilmesine engel bir durum teşkil etmediği, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alsalar bile davacı şirket ile.

Akdeniz'in 4054 sayılı Kanundaki rekabet kurallarına uygun davranışlarda bulunmakla yükümlü olduklarının görüldüğü; davacı şirkete verilen para cezasının miktarının hukuka uygun olarak takdir edilip edilmediği hususu incelendiğinde, davacı şirketin ilgili coğrafi pazar bağlamında faaliyet gösterdiği ürün pazarında hâkim durumda olduğu,.

Akdeniz ile beraber rekabeti engellemek ve ilgili pazarları rakiplere kapatmak amacıyla birbirlerinin etkilerini güçlendirici şekilde ve birbirilerini tamamlayıcı nitelikte hâkim durumunu kötüye kullandığı hususları göz önünde bulundurularak ve ihlâlin yol açacağı zararın büyüklüğü dikkate alınarak, temel para cezasına esas oranın %1 olarak belirlendiği, ihlâl süresinin 2015 Ocak ayından 2016 Ağustos dönemine kadar sürdüğü dolayısıyla ihlâlin bir yıldan uzun süreli olduğu değerlendirilerek ceza oranının yarı oranında artırıldığı ve %1,5 oranındaki temel para cezası oranına ulaşıldığı,

öte yandan dosya kapsamında temel para cezasının artırılmasını gerektirecek herhangi bir ağırlaştırıcı unsur veya temel para cezasının indirilmesini gerektirecek herhangi bir hafifletici unsur bulunmadığının tespit edildiği, belirlenen oran dahilinde davacının 2016 yılı cirolarından grup içi satışların çıkarılması sonucu elde edilen ciro dikkate alınarak davacıya 11.814.184,76-TL idari para cezasının verildiği anlaşıldığından, dava konusu idari para cezasının miktarına ilişkin de hukuka ve usule aykırı bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, hâkim durum tespiti yapılırken elektrik piyasasının serbestleşme sürecinin etkisinin dikkate alınmadığı, tekel niteliğinin kaçınılmaz sonucu olan hususların hâkim durumun kötüye kullanılması olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, bu durumda piyasanın kendine özgü koşullarının göz ardı edildiği, kamu tekeli olarak hizmet verilirken kısmen serbestleşen bir piyasada tüketici davranışlarının rekabet şartlarını olumsuz etkilediğinin dikkate alınmadığı, tüketici alışkanlıklarının pazara yansımalarının rekabet şartlarının oluşmasının önündeki bir engel olarak incelenmediği,

görevli tedarik şirketlerine sağlandığı iddia edilen bilgilerin bağımsız tedarik şirketleri tarafından talep edilmediği, söz konusu bilgilerin tedarik pazarında olmazsa olmaz nitelikte bilgiler olmadığı,.

Akdeniz'in zaten hâlihazırda elinde bulunan verilerin verildiğinden bahisle dava konusu yaptırımın uygulanmasının hatalı olduğu, görevli tedarik şirketinin dağıtım şirketinden kendi ikili anlaşma portföyü için faturalama hizmeti almasının dolaylı olarak rekabet ihlâli olarak kabul edildiği, bir iç etkinlik olarak kabul edilmesi gereken sürecin ihlâle dayanak yapıldığı, tedarikçi değişimi yapan tüketicilerin en fazla 1/3'üne tüketim bildirimi yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumun ilk ay gerçekleşmiş olduğu, bu çerçevede yeterli bir analiz ve karşılaştırma yapılmadan soyut nitelikte değerlendirmelerde bulunulduğu,

eksik veya fazla tüketim bildirimi yapıldığı iddiası bakımından yanlış veri setinin kullanıldığı, Akdeniz bölgesindeki mevsimselliğin dikkate alınmadığı, okumalara ilişkin itirazların değerlendirilmesi sürecinde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü'ne kontrol için sayaçların gönderilmesi hususunun göz önüne alınmadığı, dağıtım şirketinin iradesinin dışında olan bu hususun da değerlendirilmesi gerektiği, dağıtıcının.

Akdeniz'in ikili anlaşma yaptığı müşterilerine kesme bildirimi göndermesi hususunda somut ve kesin bir tespitin bulunmadığı, Kurul kararında ceza miktarının hatalı belirlendiği, indirim nedenlerinin dikkate alınmadığı, bu bağlamda rekabet uyum programı yürütülmesinin göz önünde bulundurulması gerektiği, tespit edilen eylemlere son verildiği, sektörün yapısal sorunlarının cezadan indirim nedeni olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

24/06/2020 tarih ve 31165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile getirilen düzenlemelerin davacının lehine olup olmadığı; başka bir anlatımla, "taahhüt sunulması" bir rekabet sorunu söz konusu olduğunda cezasızlık sebebi olarak, "uzlaşma müessesesi" ise ihlâlin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleri için cezada indirim sebebi olarak görüldüğünden, anılan düzenlemelerin ihlâl tespiti dolayısıyla idarî para cezası uygulanmasına karar verilmiş bir Kurul kararına karşı açılan davada uygulanıp uygulanmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

7246 sayılı Kanunun 9. maddesiyle 4054 sayılı Kanunun 43. maddesinde yapılan değişiklikler ile, yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde Kanun'un 4. veya 6. maddesi kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabileceği, Kurul'un söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hâle getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebileceği, rakipler arasında fiyat tespiti,

bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlâllerle ilgili olarak taahhütün kabul edilmeyeceği; soruşturmaya başlanmasından sonra Kurul'un, ilgililerin talebi üzerine veya re'sen, soruşturma sürecinin hızlı bitirilmesinden doğacak usûlî faydaları ve ihlâlin varlığına veya kapsamına ilişkin görüş farklılıklarını göz önüne alarak uzlaşma usûlünü başlatabileceği, Kurul'un, hakkında soruşturma başlatılan ve ihlâlin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleri ile soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabileceği,

uzlaşma sonucunda idarî para cezasında yüzde yirmi beşe kadar indirim uygulanabileceği kurala bağlanmıştır.

Söz konusu düzenlemede hem taahhüt hem de uzlaşma müesseselerinin uygulanabilmesinin temel şartı, bir ihlâlin henüz tespit edilmemiş olması ve Kurul'un bu konudaki takdir yetkisidir. İhlâlin tespit edildiği hâllerde bir rekabet sorunundan ve devam eden bir soruşturmadan bahsedilemeyeceğinden taahhüde ilişkin yeni kuralın; soruşturma raporu tebliğ edildiğinden ve Kurul tarafından ihlâlin varlığı ve kapsamı tespit edildiğinden, lehe düzenleme olduğundan bahisle uzlaşmaya ilişkin kuralların bu davada uygulanması mümkün değildir.

Bölge İdare Mahkemesi kararlarınnın kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğundan, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacının temyiz isteminin reddine,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,

5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 05/07/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY

Rekabet Kurumu'na davacı şirket, … Akdeniz Elektrik Perakende Satış A.Ş. ve … Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. hakkında, … Enerji Toptan Elektrik Tic. A.Ş., … Elektrik Enerjisi İthalat İhracat ve Toptan Satış A.Ş., … A.Ş. ve … tarafından yapılan şikâyet üzerine, yürütülen soruşturma neticesinde, davacı şirketin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında hâkim durumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle aynı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrası ile 16. maddesinin 3. fıkrası uyarınca … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu kararıyla …-TL idari para cezası ile cezalandırılması ve rekabet ihlâli niteliğinde olan uygulamalarına son vermesi gerektiğine karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

Dava konusu idari para cezasına ilişkin olan Kurul kararı alındıktan sonra 24/06/2020 tarih ve 31165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7246 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinde taahhüde ve uzlaşmaya ilişkin düzenlemeler getirilmiş olup, söz konusu düzenlemelerin davacının lehine olduğundan bahisle bu davada uygulanıp uygulanmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

7246 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinde yapılan değişiklikler ile, yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinde Kanun'un 4. veya 6. maddesi kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birliklerince taahhüt sunulabileceği, Kurul'un söz konusu taahhütler yoluyla rekabet sorunlarının giderilebileceğine kanaat getirirse bu taahhütleri ilgili teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı hâle getirerek soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verebileceği, rakipler arasında fiyat tespiti,

bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlallerle ilgili olarak taahhütün kabul edilmeyeceği; soruşturmaya başlanmasından sonra Kurul'un, ilgililerin talebi üzerine veya re'sen, soruşturma sürecinin hızlı bitirilmesinden doğacak usuli faydaları ve ihlâlin varlığına veya kapsamına ilişkin görüş farklılıklarını göz önüne alarak uzlaşma usulünü başlatabileceği, Kurul'un, hakkında soruşturma başlatılan ve ihlâlin varlığı ile kapsamını kabul eden teşebbüs veya teşebbüs birlikleri ile soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabileceği,

uzlaşma usulü sonucunda idari para cezasında yüzde yirmi beşe kadar indirim uygulanabileceği düzenlenmiştir.

Öncelikle, söz konusu düzenlemelerin dava konusu uyuşmazlık bakımından davacının lehine olup olmadığı tespit edilmelidir.

Dava konusu olay bakımından, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun yaptığı atıf nedeniyle uygulanması gereken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasına göre, "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi" gerektiğinden, dava konusu olayda davacıya idari para cezası verildiği,

ancak davacı tarafından verilecek taahhüdün kabul edilmesi hâlinde hakkında herhangi bir para cezasına hükmedilmeyeceği, uzlaşma sürecinin işletilmesi hâlinde ise davacıya verilecek idari para cezasından yüzde yirmi beş oranında indirim yapılabileceği dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlık bakımından 7246 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinde yapılan değişikliklerin davacının lehine olduğu konusunda herhangi bir duraksama bulunmamakatadır.

Anayasa'nın 38. maddesinin 1. fıkrasında "Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.". 3. fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." ifadesine yer verilmek suretiyle suç ve cezaların kanuniliği prensibi benimsenmiştir.

Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ve temelde hukuk devleti ilkesi uyarınca hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, buna ilişkin kanunun açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekir.

Bununla birlikte, kabahat olduğunda tereddüt bulunmayan, 4054 sayılı Kanun'da düzenlenen idari para cezasının "cezai" nitelikte olup olmadığı ve anılan prensibe tâbi olup olmadığı incelendiğinde, Anayasa Mahkemesi kararlarında bu hususun tartışıldığı ve bunların cezai nitelikte olduğu sonucuna ulaşıldığı anlaşılmaktadır. (Anayasa Mahkemesi'nin 11/06/2009 tarih ve E.2007/115, K.2009/80 sayılı kararı, 17/6/2020 tarihli. Tıbbi Ürünler Paz. ve Dış Tic. Ltd.

Şti., Başvuru No: … kararı)

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiiller dolayısıyla keyfî bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte; buna ek olarak suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır. (Anayasa Mahkemesi'nin 15/04/2014 tarihli...A.Ş., Başvuru No: 2013/849 kararı)

Anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; lehe kanunun uygulanmasının Anayasa'da teminat altına alınan suçta ve cezada kanunilik ile hukuk devleti ilkesi çerçevesinde anayasal bir zorunluluk olduğu, buna göre suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan ceza kuralı ile kesin bir hükmün verilmesinden önce kabul edilen bir ceza kuralı farklı ise hâkimin sanığın lehine olan ceza kuralını uygulaması gerektiği, kanun koyucunun bu ilkenin hilafına bir düzenleme yapamayacağı, nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 11/04/2019 tarih ve E.2019/9, K.2019/27 sayılı kararının da bu yönde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla. 7246 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinde taahhüt müessesinin uygulanması için "yürütülmekte olan bir önaraştırma ya da soruşturma sürecinden"; uzlaşma müessesi için "soruşturma raporunun tebliğine kadar uzlaşabileceği" gibi zaman bakımından uygulamaya ilişkin düzenlemelere yer verilmişse de, hukuka uygun ve anayasal ilkeler çerçevesinde yorumlandığında, söz konusu düzenlemelerin.

Kanun yürürlüğe girdikten sonraki süreçte ortaya çıkan ihlâl iddiaları ve bunların soruşturulmasına ilişkin sürece ilişkin olduğu, yoksa anılan ifadelerle, evrensel bir hukuk kaidesi olan lehe kanunun, geçmişe etkili olarak uygulanmasının herhangi bir suretle engellenmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Aksi bir yorumun, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan içtihatlarına ve hukuka aykırı olacağı düşünülmektedir.

Bununla birlikte, söz konusu düzenlemelerde taahhüt ve uzlaşmayı kabul edip etmemekte Kurula takdir yetkisi tanınmış olup, Kurulun lehe düzenleme niteliğinde olan kuralları dava konusu uyuşmazlığa uygulama noktasında takdir yetkisini kullanabilmesi için dava konusu Kurul kararının iptaline ihtiyaç bulunmaktadır. Aksi bir yaklaşımın, idari yargı yetkisinin, idarenin takdir hakkını kullanmasına engel olabileceği değerlendirilmektedir.

Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 7246 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesine eklenen düzenlemeler uyarınca taahhüt ve uzlaşma müesseselerinin, lehe kanun niteliği taşıdığından, davacıya da uygulanması gerektiğinden, davacı hakkında lehe kanun hükmü dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Danıştay 13. Daire, E. 2021/1749, K. 2022/3006, 5 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. Hukuki Değerlendirme
  7. (X) Karşı Oy
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2021/1749
Karar No
2022/3006
Tarih
5 Temmuz 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/1769 K.2022/2379
  • Danıştay 13. Daire E.2021/1789 K.2022/3007
  • Danıştay 10. Daire E.2021/1902 K.2022/3669
  • Danıştay 2. Daire E.2021/1912 K.2022/3980
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/1922 K.2022/2378
  • Danıştay 6. Daire E.2021/1935 K.2022/7552

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.