KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3417 E., 2024/3688 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Esas No
- 2021/3417
- Karar No
- 2024/3688
- Temyiz eden (davacı)
- ... Yayıncılık A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Kurulu
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
818 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... frekansları için frekans kullanım ücreti tahakkuk ettirilmesi talebiyle yapılan 04/06/2020 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı işlemi ile bildirilen ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece, yargı kararları da dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davacı yayın kuruluşuna İzmir ve Denizli illerinde frekans tahsis edilerek yayın izni verildiği, ancak Ankara ve İstanbul il merkezlerine yönelik talebinin ise teknik bir nedenle karşılanamadığı,
Davacı yayın kuruluşu tarafından davalı idareye yapılan ... tarihli başvuruda, şirketin çağrı işaretinin '...' olarak değiştirildiği belirtilerek "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... frekansları için frekans kullanım ücreti tahakkuk ettirilmesi" talebinde bulunulduğu, İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı'nın ... tarih ve E... sayılı işlemi ile İzmir ili için frekans kullanım ücreti tahakkuk ettirildiği ve bu durumdan davacının haberdar olduğu, İstanbul ve Ankara ili için frekans tahsis talebinin teknik bir nedenle karşılanamadığı,
İzmir, İstanbul ve Ankara illeri dışındaki diğer iller için de davacı yayın kuruluşunun aktarılan süreçte hiçbir yayın faaliyetinin bulunmadığı, bu nedenle bahsi geçen illere yönelik frekans kullanım ücreti tahakkuk ettirilmesi yönündeki talebin, buralarda yapılacak veya yapılmakta olan izinsiz yayınlarla yayın alanının genişletilmesi amacıyla yapıldığının anlaşıldığı, Bu durumda, davacı yayın kuruluşu tarafından, yayın alanının genişletilmesi amacıyla yapıldığı anlaşılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine verdiği ihlal kararına uymanın tüm adli ve idari kuruluşlar için bir zorunluluk olduğu, hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz unsurlarından birinin mahkeme kararlarının bağlayıcılığı olduğu, bu nedenlerle, davalı idarenin Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda vakit geçirmeksizin işlem tesis etmesi gerektiği, bu kapsamda kendilerine sağlanacak frekans tahsisi için kullanım ücreti tahakkuku yapılmasının istendiği,
dolayısıyla davaya konu başvurunun esasen Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararının gereklerinden biri olduğu ve buna göre işlem tesis edilmesi gerektiği, idarenin kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek İstanbul ve Ankara illerinde frekans bulunmadığı gerekçesiyle reddetmesinin hukuka aykırı olduğu, idarenin yayınlarını izinsiz yayın kapsamında gördüğünden frekans kullanım ücreti tahakkuk ettirmediği, oysa ki yasal olarak yayın yapma haklarının mevcut olduğunun Anayasa Mahkemesi kararı ile de tasdik edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, davacı kuruluşa yönelik işlemlerin Mahkeme kararları doğrultusunda gerçekleştirildiği, bu kapsamda kuruluşun Ankara ve İstanbul il merkezlerinde ... frekans spektrumunda boş yer olmaması nedeniyle talebinin karşılanamadığı ve bu hususun yargı kararıyla kesinleştiği, kuruluşun dava konusu işleme esas dilekçesinde belirttiği listede adı geçen diğer hiçbir şehir için zaten yayın hakkı bulunmadığı, yayın hakkı olmayan başkaca şehirlerle ilgili frekans kullanım ücreti tahakkuk ettirilmesi istenilerek fiili durum yaratılmaya çalışıldığı,
Üst Kurul tarafından ilgili mevzuat ve Mahkeme kararları doğrultusunda işlem tesis edildiği, Anayasa Mahkemesi kararı gereğinin de maddi ve teknik imkanlar doğrultusunda yerine getirildiği, kaldı ki davacının 2024 yılına kadar geçerli uydu ortamından (U-RD) yayın lisansı bulunduğu ve tüm Türkiye'yi kapsayacak şekilde yayınlarına devam ettiği,
dolayısıyla karasal ortamdan yapılacak yayınlara ilişkin mevzuattan kaynaklanan sınırlamaların bulunmadığı ve her zaman için uydu ortamından yayın lisansı alma imkanının olduğu göz önüne alındığında ara veren veya kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yayın hayatına geçmek isteyen tüm yayıncı kuruluşlar uydu ortamından tüm Türkiye'yi kapsayacak şekilde yayın yapabileceklerinden ifade özgürlüğünün ihlalinden bahsedilemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2021/3417, K. 2024/3688, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama