İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /2. Daire

DANIŞTAY · 2. DAİRE

İçtihat MetniKARAR

Danıştay 2. Daire E.1997/1968 K.1999/1043

2-…-Aynı yerde İnşaat Mühendisi.

Esas1997/1968Karar1999/1043Tarih15 Nisan 1999Okuma5 dk · 1.082 kelime

KÜNYE

2. Daire 1997/1968 E., 1999/1043 K.·T.C. Danıştay İkinci Daire

Karar tarihi
15 Nisan 1999
Esas No
1997/1968
Karar No
1999/1043
Tetkik Hakimi
…
Sanıklar
1- … - … İli … Müdür Yardımcısı.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.082 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

2-…-Aynı yerde İnşaat Mühendisi.

3-… - " " İnşaat Teknikeri.

4-… - " " Matematik Mühendisi.

Suçları : … Belediyesince toplu konut alanı olarak seçilmemesi gereken yere Toplu Konut Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olarak uygunluk raporu vermek.

Suç Tarihi : 27.10.1993

İl Yönetim Kurulu Kararı: Sanıkların meni muhakemelerine.

Karara İtiraz Eden :Yok.

İncelenme Nedeni :Yasa gereği kendiliğinden.

… Valiliğinden … gün ve … sayılı yazı ile gönderilen soruşturma dosyası ve İl Yönetim Kurulunca verilmiş bulunan … gün ve … sayılı karar incelenerek gereği görüşüldü:

CMUK'nda değişiklik yapan 3206 sayılı Kanunla, ilk tahkikat hükümleri yürürlükten kaldırılarak, diğer kanunlarda geçen "ilk tahkikat" ibaresi "hazırlık tahkikatı" olarak değiştirilmiş, CMUK'nun 163 ve müteakip maddelerindeki hükümlerin tahkikatı yapmakla görevli kılınanlar tarafından uygulanacağı kurala bağlanmış ve bu suretle MMHK'a göre yapılan soruşturma, hazırlık soruşturmasına dönüştürülmüş bulunmaktadır.

TCK'nun 104 üncü maddesinde, sanığın sorguya çekilmesi ile zamanaşımının kesileceği belirtilmiş; CMUK'nun 135 inci maddesinde de, ifade alma ve sorguya çekmeye ilişkin hususlar sayılmıştır.

Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; bir suç isnadı ile yargılama sürecine özgü bir kavram olan "sorguya çekme" nin ancak Yargıç tarafından gerçekleştirilebileceği, Cumhuriyet Savcısının hazırlık tahkikatı aşamasında, sanığı çağırıp dinlemesinin ise "ifade alma" niteliğinde bulunduğu, dolayısıyla MMHK hükümlerine göre Cumhuriyet Savcısının yetkilerini kullanmak durumunda bulunan soruşturmacılar tarafından yürütülen soruşturmalar sırasında, sanığın ifadesinin alınmış olmasının TCK'nun 104 üncü maddesi uyarınca zamanaşımını kesen bir sebep olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Nitekim, Danıştay İdari İşler Kurulu'nun 4.3.1999 gün ve E:1999/13, K:1999/27 sayılı kararında da, TCK'nun 104 üncü maddesinin uygulaması bu şekilde değerlendirilmiştir.

Sanıkların üstlerine atılan suç TCK'nun 240 ıncı maddesine ilişkin olup, anılan maddeye göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektireceği, buna göre suçun tabi olduğu zamanaşımı süresinin TCK'nun 102 nci maddesinin 4 üncü bendi uyarınca beş yıl olduğu, sanık savunmalarının soruşturmacı tarafından alınmasının zamanaşımını kesmeyeceği, suçun işlendiği tarih ile bugünkü tarih arasında zamanaşımı kesilmeksizin 5 yıldan fazla süre geçtiği anlaşıldığından, haklarında meni muhakemeleri yolunda verilen İl Yönetim Kurulu kararın bozularak zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına 15.4.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

AYRIŞIK OY

Sorun, c.savcısınca; dolayısıyla MMHK uyarınca görevlendirilen soruşturmacı tarafından sanığın sorguya çekilmesinin zamanaşımını kesip kesmeyeceği ve TCK'nun 102 nci maddesinde yazılı ceza sürelerinin yarısı kadar daha uzayıp uzamayacağı sorunudur.

Danıştay 1 inci Dairesi, 2.11.1998 gün ve 1998/103-289 sayılı istişari mütalaa kararında, CMUK'nun 135 inci maddesi uyarınca c.savcısının sanığı çağırıp dinlemesinin sorguya çekmek olarak kabul edilemeyeceğine, bunun ifade almak olduğuna karar vermiş.

İdari İşler Kurulu da, 2 inci Dairenin de iştirak edeceği bir oturumda konuyu ilke kararına bağlamadan, incelediği bir dosyada konuyu müzakere etmiş ve o dosyadaki olaya münhasır olmak üzere, 1 inci Dairenin görüşü doğrultusunda suçun zamanaşımına uğramış olduğuna karar vermiş.

Dairemizce de, birinci derecede verilen kararları ikinci derecede inceleyen İdari İşler Kurulunun anılan kararının bağlayıcı olacağı görüşü ile çoğunlukla aynı doğrultuda karar verilmiş; böylece temelinde, idareyi dahi bağlayıcı tarafı olmayan istişari bir görüşün bulunduğu bir karar, Danıştayın konu ile ilgili Kurullarını bağlayıcı bir niteliğe dönüşmüştür.

Oysa MMHK'nu 85 yıldan beri uygulayan bir ihtisas Dairesi olarak Danıştay İkinci Dairesinde mevcut 5200 civarındaki dosyanın sadece 100 kadarı yani % 2'nin altında bir miktarı birinci derecede incelenen ve İdari İşler Kuruluna itirazen giden dosyadır; geri kalan % 98'in üzerindeki dosyada Dairemiz ikinci derecede, kesin karar veren bir Dairedir. Danıştay 2 nci Dairesi organik yönden mahkeme niteliği taşıyan bir kuruldur.

Kesin olarak karar vermeye yetkili olduğu dosyalarda kendisini başka bir kurulun kararı ile bağlı sayması Anayasa'nın mahkemelerin bağımsızlığı ilkesiyle bağdaştırılamaz. Diğer taraftan: 1)TCK'nu n 104 üncü maddesinde zamanaşımını kesen sebepler arasında "...adli makamlar huzurunda sanığın sorguya çekilmesi..." olayı da sayılmıştır.

Olayın iki unsuru vardır; adli makam ve sorguya çekmek unsurları. C.savcısının adli makam olduğu hususunda duraksama ve görüş ayrılığı yoktur. Dolayısıyla, CMUK'nun Ek 6 ncı maddesi uyarınca C.savcısının yetkilerini kullanan, o'nun işlevini yapan MMHK. sistemindeki soruşturmacının da adli makam sayılması kaçınılmazdır. Geriye, C.savcısının yaptığı işlemin sanığın sorguya çekilmesi sayılıp sayılamıyacağının belirlenmesi kalmaktadır:

Her ne kadar CMUK'nun 135 inci maddesinde, "c.savcısı tarafından ifade alınmada ve hakim tarafından sorguya çekilmede aşağıdaki hususlar uygulanır." hükmü yer almış ve c.savcısının yaptığı işlem ifade alma şeklinde nitelendirilmiş ise de bu terim iki işlem arasında mahiyet ve nitelik farkı bulunduğu için değil Türkçenin zengin üslup ve anlatımı içinde kullanılmıştır.

C.savcısı ve hakim, her ikisi de adli makam olduğuna ve anılan 135 inci madde gereğince her iki işlemde de aynı hususlar, aynı esaslar uygulandığına göre ifade alma ve sorgulama terimleri aynı anlamda kullanılmıştır.

Nitekim, CMUK'nun, c.savcısının yaptığı bu işlemin hakiminkinden farklı olmadığını, bu işlemin de sorgulama işlemi olduğunu belirleyen 4 maddesi daha vardır: Aynen hakiminki gibi c.savcısının uyguladığı yöntem ve işlem; -135/a. maddede, sorgulama yöntemi, -136. maddede, sorgulama işlemi, -161. maddede, sanığın sorgusu,-164. maddede, sanığın sorguya çekilmesi, şeklinde nitelendirilmiştir.

Yasanın bir tek hükmüne göre karar oluşturulması yanılgılara götüreceğinden konu ile ilgili tüm maddelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. -Kaldı ki zamanaşımının tespiti yeri, hazırlık soruşturması safhası da değildir. Suçun zamanaşımına uğramış olduğunun tespiti, dosyayı kapatan. Devletin, sanığı cezalandırma hakkını askıya alan-önleyen bir karardır; dolayısıyla yargısal nitelik taşır.

Ayrıca hazırlık soruşturması sırasında eylemin mahiyetinin belirlenmesi, suçun tavsifi, uygulanacak maddenin tespiti, dolayısıyla zamanaşımı süresinin tayini konularında yanılgı olabilir. Bu sebeplerle zamanaşımının tespitini, bütün delilleri bizzat teyit edip; bunların son olarak değerlendirilmesi ile suçun tavsifini yaparak uygulanacak olan hükmü tayin ve tespit eden yargıca bırakmak gerekir.

Çünkü bu hususlarda vaki bir yanılgı sanığın, böyle bir atıfetten yararlanma hakkı olmadığı halde cezalandırılmama sonucunu doğuracaktır. Bu, yargıcın, her sanık için, eyleminin tabi olduğu zamanaşımı süresinin yarısı kadar af çıkarması niteliği taşır. Oysa Anayasa'nın 6 ncı maddesine göre "hiç bir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz".

Ayrıca çoğunluk kararı, yargıç tarafından suçun başka bir madde kapsamında görülüp sanığın cezalandırılması yolunu kesin olarak kapattığından kamu hukuku için telafi edilemeyecek bir durum hasıl edecektir. Oysa aksi durumda, yani hazırlık soruşturması safhasında zamanaşımının tespit edilmemesi halinde sanığa verilecek telafisi mümkün olmayan bir zarar mevcut değildir; yargılanma sırasında, hatta temyiz safhasında zamanaşımı tespit edilip yararlanması sağlanabilecektir.

Şu halde hazırlık soruşturması safhasında zamanaşımı tespiti ya hiç yapılmayıp esas yetkili hakime bırakılmalı yahut da azami yasal süre aranmalıdır. Bu sebeplerle MMHK'nun uygulanmaya başlandığından beri, 85 senedir ve bu sisteme göre yapılan ilk tahkikatı hazırlık tahkikatına dönüştüren 3206 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 21.5.1985'den beri izlenmekte olan içtihadımızın değiştirilmesini gerektirecek bir hukuki durum mevcut değildir.

Dolayısıyla, TCK'nun 104 üncü maddesi uyarınca, soruşturmacının eldeki dosyadaki sanıkları sorguladığı tarihte zamanaşımının kesildiği ve aynı Kanununun 102. maddesinde muayyen olan müddetin yarısının ilavesiyle bulunacak süreye uzadığı ve sonuç olarak, kararda belirtilen maddelerden, çoğunluk tarafından, eylem tarihinden itibaren 102. maddedeki sürenin geçmiş olması nedeniyle zamanaşımına uğramış olduğuna karar verilmiş olan suçlarda henüz zamanaşımının bulunmadığı, işin esasının incelenmesi gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 2. Daire, E. 1997/1968, K. 1999/1043, 15 Nisan 1999 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
1997/1968
Karar No
1999/1043
Tarih
15 Nisan 1999

İlgili Kararlar

  • Danıştay 12. Daire E.1997/2738 K.1999/675
  • Danıştay 11. Daire E.1997/2988 K.1999/1592
  • Danıştay 11. Daire E.1997/3487 K.1999/1189
  • Danıştay 3. Daire E.1997/3719 K.1999/1616
  • Danıştay 3. Daire E.1997/4476 K.1999/1617
  • Danıştay 11. Daire E.1997/4611 K.1999/1172

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.