İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /2. Daire

DANIŞTAY · 2. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 2. Daire E.2025/412 K.2025/3814

... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında yürütülen adli ve idari soruşturma bulunmadığı gibi davacının başarısızlığı yönünde hukuken kabul edilebilir nitelikte somut tespitlere dayalı herhangi bir bilgi ve belgenin…

Esas2025/412Karar2025/3814Tarih23 Eylül 2025Okuma10 dk · 1.901 kelime

KÜNYE

Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2025/412 E., 2025/3814 K.·T.C. Danıştay İkinci Daire

Karar tarihi
23 Eylül 2025
Esas No
2025/412
Karar No
2025/3814
Kanun yararına temyiz eden
... Başsavcılığı - ...
Davacı
...
Vekili
Av. ...
Davalı
... Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili
Av. ...
Yargılama süreci
—
Dava Konusu İstem
Dava; ... Üniversitesinde ... olarak görev yapan davacı tarafından, ... Üniversitesi İletişim Fakültesine ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.901 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti

... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında yürütülen adli ve idari soruşturma bulunmadığı gibi davacının başarısızlığı yönünde hukuken kabul edilebilir nitelikte somut tespitlere dayalı herhangi bir bilgi ve belgenin de ortaya konulamadığı, dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmetin gerekliliği ölçütleri içerisinde hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

Kanun Yararına Temyiz Edilen Kararın Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 6. bendi ve 46. maddesi uyarınca temyiz yolu kapalı olmak üzere ''kesin olarak'' karar verilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ

... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nce kesin olarak verildiği hüküm fıkrasında belirtilen ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararın kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:

... Üniversitesi "..." olarak görev yapan davacının, İletişim Fakültesi'ne "..." olarak atanmasına ilişkin ... tarihli ve E-... sayılı işlemin iptaline dair ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edilebilecek kararlardan olup olmadığı irdelenerek, kararın kesin olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlâl edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.

Âdil yargılanma hakkı Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6., maddesinde düzenlenmiş olup hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi gereği mahkemelere erişme imkanı olmayan bir hukuk devleti tasavvur edilemeyeceğinden, mahkemeye erişim hakkı âdil yargılanma hakkının tabii bir parçasıdır. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek olup, ilgililerin mahkemeye başvurmasını engelleyen uygulamaların mahkemeye erişim hakkını ihlâl edeceğinde tereddüt bulunmamaktadır.

Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde çok dereceli yargılama sistemini zorunlu kılan bir hüküm bulunmamakta ise de istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin kanunda belirtilmiş olması hâlinde ilgilinin kanun yolu incelemesini yapacak mahkemeye de erişebilmesi gerekir.

Hangi yargı kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceğinin belirlenmesi görevi kararı veren mahkemeye ait olmakla birlikte ilk derece ve istinaf mahkemelerince verilen kararın kesin olarak verildiği ifadesinin kararda yer alması, kanun yoluna başvuru hakkını ortadan kaldırmaz. Bu kararlara karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulduğunda, üst kanun yolu mercii bir alt derece mahkemesinin kararının kesin olup olmadığına ilişkin kararı inceleyerek usule aykırı görürse kararı kaldırarak esastan inceleme yapabilir.

Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrasında "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." kuralına yer verildiğinden, Devlet organlarınca tesis edilen işlemlere karşı başvurulacak yargı mercileri veya idari merciler ile başvuru süresinin işlemde gösterilmesi gerekmektedir.

Anayasanın bu hükmüne yargı organları da uymak zorunda olduklarından, yargı kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu varsa hangi kanun yoluna ne kadar süre içerisinde başvurulabileceğinin kararda gösterilmesi gerekir.

Bu itibarla, istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması kanunen mümkün olduğu hâlde başvurulabilecek kanun yolunun bulunmadığı yönündeki hatalı yargı kararlarının ilgilileri kanun yoluna başvurmaktan alıkoyması sebebiyle mahkemeye erişim hakkının kullanılmasını zorlaştıracağı kuşkusuzdur.

Hüküm fıkrasında kesin olduğunun belirtilmesi nedeniyle temyiz edilmeyen Bölge İdare Mahkemesi kararının mahkemeye erişim hakkının kullanılmasını engelleyip engellemediğinin anlaşılabilmesi için temyizi kâbil kararlardan olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinden, 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun temyiz edilebilecek yargı kararlarını sayma suretiyle belirleyen 46. maddesinin (e) bendinde yer alan " Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri' ' ibaresi irdelenerek dava konusu işlemin bu kapsamda olup olmadığı belirlenmelidir.

Danıştay İkinci Dairesinin E:2019/2487; K:2019/4504 ve E:2019/828; K:2019/6515 sayılı kararlarında üniversite genel sekreterleri ve genel sekreter yardımcılarının daire başkanlarına göre, daha üst düzey kamu görevlisi olmaları sebebiyle bu görevlerden alma işlemlerine karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceği belirtildiğinden, davacının genel sekreter yardımcılığı görevinden alınarak fakülte sekreterliğine atanmasına ilişkin işleme karşı açılan dava hakkında Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın temyiz edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla, İdare Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen karar 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin (e) bendi uyarınca temyiz edilebileceğinden, bu kararın kesin olduğuna ilişkin hüküm fıkrasının davacıyı temyiz kanun yoluna başvurmaktan alıkoyması sebebiyle mahkemeye erişim hakkının kullanılmasının önünde engel oluşturduğu kuşkusuzdur.

Açıklanan nedenlerle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan " kesin olarak " ibaresi niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kararın bu kısmının kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı Kanunun 51. maddesi uyarınca talep olunur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

... Üniversitesinde ... olarak görev yapan davacı tarafından, ... Üniversitesi İletişim Fakültesine ... olarak atanmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı işlemin iptali istemi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, temyiz edilebilecek kararlar tahdidi olarak belirlenmiş; bu kapsamda 46. maddesinin (e) bendinde; "Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri'' nedeniyle açılan davalarda verilen kararlar, temyiz edilebilecek kararlar arasında sayılmıştır.

Aynı Kanun'un "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın kanun yararına bozulacağı, bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Yukarıda aktarılan 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi ile kanun yararına temyiz edilebilecek kararların kapsamı belirtildiğinden, öncelikle kanun yararına temyiz edilen kararın bu kapsamda olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, anılan Kanun'un 51/1. maddesinde yer verilen "... bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ... " ifadesi ile bölge idare mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinin kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi sonucunda temyiz yolu kapalı olarak verdikleri kararların anlaşılması gerekmektedir. Kanun yarına temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesince kesin olarak verilen kararın, bu kapsamda bulunduğu görülmüştür.

Bölge İdare Mahkemesince ''kesin olarak'' verilen bu kararın, yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edip etmediği ayrıca incelenmelidir.

... Üniversitesinde ... olarak görev yapan davacı hakkında tesis edilen ... Üniversitesi İletişim Fakültesine ... olarak atanmasına ilişkin işlem, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (e) bendi kapsamında temyiz edilebilecek kararlar arasında yer almakta ve bu kapsamda tesis edilen işlemler de Dairemiz içtihatları gereğince temyize konu olabilecek kararlar içerisinde bulunmaktadır. Dolayısıyla davacının genel sekreter yardımcılığı görevinden alınarak fakülte sekreterliğine atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava hakkında Bölge İdare Mahkemesinin ''kesin olarak'' karar veremeyeceği halde kararın kesin olarak verilmesinin, yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade ettiği açıktır.

Öte yandan; Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olduğuna ilişkin hüküm fıkrasının, davalı idareyi temyiz kanun yoluna başvurmaktan alıkoyduğu, kararın temyiz incelemesinden geçmeden kesinleştiği de görülmektedir.

Bu itibarla, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "kesin olarak" ibaresi, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kararın bu kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan KANUN YARARINA TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "kesin olarak" ibaresine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Kararın birer örneğinin Danıştay Başsavcılığına, ... Üniversitesi Rektörlüğüne ve davacıya gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 23/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY

Kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar verilebilmesi için, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan bir kararın olması ve bu kararın yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi gerekmektedir.

"Kanun yararına bozma üzerine, kararı veren mahkemece davaya yeniden bakılmaz, Mahkemenin bozmaya uygun yeni bir karar vermesi gerekmez. Çünkü kanun yararına bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan hükmün hukukî sonuçlarını ve dolayısıyla tarafların hukukî durumunu etkileyen bir sonucu yoktur.

Bozmanın amacı, benzeri davalarda mahkemelerin aynı hukukî yanlışlığı yapmalarını önlemek ve usûl ve esasa ilişkin hukuk kurallarının belli bir doğrultuda uygulanmasını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle, kanun yararına bozulmuş da olsa, kesinleşmiş karar hükmünü yürütecektir.

Kanun yararına bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması ile, uygulanan hukuk kuralının Ülkenin her yanında aynı şekilde anlaşılmasını sağlama amacı güdülmüştür." (YENİCE Kâzım, ESİN Yüksel, Açıklamalı İçtihatlı Notlu İdarî Yargılama Usûlü, 1983, s. 735, 736)

Bakılmakta olan davada; temyiz kanun yoluna tabi bir işlemin varlığına rağmen, Bölge İdare Mahkemesince ''kesin olarak'' karar verildiği ve anılan karara karşı davalı idarece temyiz kanun yoluna başvurulmadığı görülmektedir. Bu bağlamda incelenecek husus, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "kesin olarak" ibaresinin kanun yararına bozma sebebi oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

Her ne kadar dava konusu işlemin, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (e) bendi ile Dairemiz içtihatları gereğince temyize konu olabilecek kararlar arasında yer aldığı sabit ise de olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına temyizin amacı, yürürlükteki hukukun ülke düzeyinde birlik içinde uygulanmasını, bir başka deyişle içtihat birliğini sağlamak ve hukuki belirliliği güçlendirmektir. Bu çerçevede kanun yararına temyiz müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.

Olağanüstü kanun yolu olan bu denetim yolunun diğer bir amacı da ismiyle müsemma şekilde kanun yani kamu yararına uygunluktur. Bu bağlamda, sadece o davayı ilgilendiren ve karardaki maddi bir meseleye ilişkin olan hatanın belirtilmesinde kamu yararının bulunmadığı da açıktır.

Öte yandan. Anayasa Mahkemesince verilen 29/09/2021 günlü, 2017/37079 başvuru numaralı kararda; ilk derece/istinaf mahkemesi kararında kararın kesin olduğu ifadesinin bulunmasının kanunen tanınmış üst kanun yoluna başvuru hakkını ortadan kaldırmadığı, kararın kesin olduğunun belirtilmiş olması başvurucunun yanılgıya düşmesine yol açma potansiyelini haiz ise de -varsa- başvurucunun kanuni hakkını zedelemediği,

kaldı ki 6100 sayılı Kanun'da istinaf/temyiz dilekçesinin reddine ilişkin kararlara karşı istinaf/temyiz imkanı getirilirken alt derece mahkemelerinin kararın kesin olduğuna dair vardıkları yargının üst derece mahkemesince hukuki denetimden geçirilebilmesinin amaçlandığı, dolayısıyla kararın kesin olduğu şerhinin varlığının tek başına üst derece mahkemesini etkili bir başvuru yolu olmaktan çıkarmadığı,

bu itibarla ilk derece/istinaf mahkemesince kesin olarak verilen kararın gerçekte kanun yoluna tabi olduğunun düşünülmesi halinde başvurucunun bu iddiasını öncelikle ilgili kanun yolu merciinde tartıştırmasının gerektiği belirtilmiş olup, yine Anayasa Mahkemesince verilen 24/10/2024 günlü, 2021/15546 başvuru numaralı kararda da.

2017/37079 başvuru numaralı karara atıf yapılarak, anılan kararda, ilk derece mahkemesi veya istinaf mahkemesinin verdiği kararın kesin olduğu hususunda yaptığı tespitin yargı denetimi dışında olmadığının ve bu tespite karşı bir üst kanun yoluna müracaat edilmesinin mümkün olduğu hususunun altının çizildiği ifade edilmiştir.

Dolayısıyla, uyuşmazlıkta, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince kesin olarak karar verilmiş ise de davalı idarenin bu hususa ilişkin iddialarını Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararları uyarınca olağan kanun yollarından biri olan temyiz kanun yolunda ileri sürmesi gerektiği açıktır.

Yukarıda belirtilen hukuki gerekçeler ışığında; uyuşmazlıkta, kanun yararına temyizin amacı gözetilerek yapılan inceleme neticesinde, Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin hükmün niteliğine ilişkin olmayıp sadece maddi bir meseleye ilişkin olması nedeniyle bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "kesin olarak" ibaresine ilişkin Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin reddi gerektiği oyuyla, kararın kanun yararına bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Danıştay 2. Daire, E. 2025/412, K. 2025/3814, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  4. Düşüncesi
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X) Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
2025/412
Karar No
2025/3814
Tarih
23 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2025/413 K.2025/667
  • Danıştay 10. Daire E.2025/414 K.2025/3848
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2025/414 K.2025/668
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2025/415 K.2025/669
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2025/419 K.2025/670
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2025/424 K.2025/1728

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.