KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/3961 E., 2024/5722 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Esas No
- 2022/3961
- Karar No
- 2024/5722
- Temyiz edenler
- 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
2-(DAVACI) ... Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi İflas İdaresi VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacının, mevzuata aykırı olarak şüpheli ticari alacaklara yönelik gider karşılığı ayırdığı, hesap dönemi sonunda kur değerlemesi yapmadığı, ilişkili firmalarına finansman hizmeti sağlamasına karşın faiz hesaplamadığı ve önceki dönemlere ait giderlerini cari dönemde gider kaydettiği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak 2016 yılı için re'sen salınan kurumlar vergisi ve tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile faiz geliri karşılığında fatura düzenlemediğinden bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Kanun'un 323. maddesinde de kural altına alındığı üzere dava veya icra safhasında bulunmayan alacaklar ile protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olup dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük olmayan alacakların şüpheli alacak kapsamına girmediği gibi haksız yere şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılan yabancı para cinsinden alacaklar için hesaplanan kur farkı gelirinin hesap dönemi kazancına ilave edilmesi gerektiği, öte yandan davacı şirketin yabancı para cinsinden olan alacağının hesap döneminin sonunda değerlemeye tabi tutulacağı,
"132-İştiraklerden Alacaklar" ve "133-Bağlı Ortaklıklardan Alacaklar" hesabında takip ettiği ilişki içerisinde bulunduğu firmalara sağladığı finansman temini hizmeti için faiz hesaplamadığının anlaşıldığı, 2012 ve 2013 yıllarında satışını gerçekleştirdiği taşıt ile taşınmazlara ait giderlerin dönemsellik ilkesi gereği 2016 yılı kayıtlarına gider olarak alınamayacağı,
09/11/2016 tarihinde kambiyo zararı olarak kayıtlara alınan tutarın 2016 yılı dışındakilere isabet eden kısmının kanunen kabul edilmeyen gider olarak matraha eklenmesi suretiyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ancak 2016 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınamayacağı, faiz geliri karşılığında fatura düzenlemediğinden bahisle kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile özel usulsüzlük cezası yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmı ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, yurt içinde bulunan firmalar için de kur değerlemesi yapıldığı, 2015 yılında yapılan düzeltme dikkate alınmadan işlem gerçekleştirildiği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2022/3961, K. 2024/5722, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama