KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/6080 E., 2024/5109 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire 2-(DAVACI) ...
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2024
- Esas No
- 2023/6080
- Karar No
- 2024/5109
- Temyiz edenler
- 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü /...
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
647 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı hakkında bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Sigara ve Tütüncülük Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2015 yılına ait muhtelif kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendi uyarınca alınan ... tarih ve ... sayılı ihtiyati haciz kararının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında yasada aranan ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiğine ilişkin davalı idarece yapılmış hukuken itibar edilebilecek bir tespit bulunmadığından ihtiyati haciz kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacının malvarlığına, kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle alınan ihtiyati haciz kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvuruları kabul edilerek Mahkeme kararı kaldırıldıktan sonra dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, 2015 yılı itibariyle kanuni temsilcilik sıfatı bulunmadığından söz konusu borçlardan sorumlu tutulmaması gerektiği, bu gerekçeyle verilecek kararın usul ekonomisine uygun düşeceği ileri sürülerek kararın gerekçe yönünden bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9. maddesinin ilk fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği; 13. maddede ihtiyati haczin, maddede sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddette mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla derhal tatbik edileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de amme borçlusu teriminin; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade edeceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, tahsil aşamasında şirket borçlarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler, şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden dava konusu ihtiyati haciz işleminde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı görüşüyle, temyiz isteminin esasının diğer yönlerden incelenmesi gerektiği oyuyla Daire Kararına katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/6080, K. 2024/5109, 7 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama