KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/2664 E., 2024/3980 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2024
- Esas No
- 2024/2664
- Karar No
- 2024/3980
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusunu, Danıştay Yedinci ve Dördüncü Dairelerince oluşturulan Müşterek Kurulunun bozma kararı uyarınca yeniden inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, 2014 yılının Aralık dönemine ait katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen 19/01/2016 tarih ve 20 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bandrolsüz sigaraların, davacının içinde bulunmadığı sırada adına kayıtlı araçta yakalanmış olmasının kaçak sigara ticareti ile iştigal ettiğini kesin şekilde ortaya koyacak bir durum olmadığı, verginin söz konusu malları bulunduranlar veya ithal/imal edenlerden biri adına re'sen tarh edilebileceği, bu malları bulundurduğu ya da ithal/imal ettiği hususu somut olarak ortaya konulamadığından, davacının iddialarının "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesinin icap ettiği gerekçesiyle dava konusu ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emrinin özel tüketim vergisi ile fer'ilerine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca fiili ya da kaydi envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti halinde, söz konusu alışlar nedeniyle ziyaa uğratılan katma değer vergisinin belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan mükelleften aranacağı kuralının uygulanması,
söz kosnu hükümde açıkça mükellef ifadesinin kullanılması karşısında belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan kişinin gelir ya da katma değer vergisi açısından bir mükellefiyetin olması halinde mümkün olup, fiili ya da kaydi envanterin ancak daha önceden bir gelir ya da katma değer vergisi mükellefi olanlar nezdinde yapılabileceği, davacı adına resen mükellefiyet tesis ettirildiği ve takdir komisyonu kararıyla adına cezalı vergi salındığı açık olduğundan,
olay anında katma değer vergisi mükellefiyeti olmayan davacı adına 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesinde öngörülen hükmün uygulanamayacağı ve bu durumun "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin katma değer vergisi ile fer'ilerine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin özel tüketim vergisine ilişkin kısmı yönünden dava reddedilmiş, katma değer vergisine ilişkin kısmı ise iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği katma değer vergisi ve fer'ilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri değinilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/2664, K. 2024/3980, 10 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama