KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/3188 E., 2024/6640 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Esas No
- 2024/3188
- Karar No
- 2024/6640
- Temyiz eden (davacı)
- ... Akaryakıt Depolama Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü / ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
696 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, örtülü sermaye hükümleri uyarınca ilişkili şirketlere verilen borçlar nedeniyle elde edilen kar payı niteliğindeki faiz geliriyle ilgili olarak Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinin 7. fıkrasındaki düzeltme koşullarının gerçekleştiği ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin yapılan ve bir sonraki yıla devreden mali zararının azaltılmasına sebebiyet veren tahakkuk işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Borçlu firmanın örtülü sermaye üzerinden hesapladığı faiz tutarlarını kanunen kabul edilmeyen gider kaydetmekle birlikte zarar beyan etmiş olmasının, davacı şirketin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında düzeltme işlemi yapmasına engel teşkil etmeyeceği açık olup davacı tarafından iştirak kazancının, kurumlar vergisi matrahına ilave edilmek suretiyle bu tutar üzerinden yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu tahakkuk iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde indirime konu edilemeyeceği, 12. maddesinin 1. fıkrasında, kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmının ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılacağı, 7. fıkrasında ise örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç,
faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarların, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacağı, daha önce yapılan vergilendirme işleminin, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltileceği, şu kadar ki,
bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen kesinleşmiş ve ödenmiş olmasının şart olduğu kuralına yer verildiği, değinilen düzenlemelere göre, borç alan ilişkili şirketler tarafından gider olarak yazılan faizin, davacı şirket tarafından kar payı olarak düzeltilmesinin, örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen verginin kesinleşmesi ve ödenmesi şartına bağlı olduğu, olayda örtülü sermaye kullanan şirketin uyuşmazlık döneminde zarar beyan etmiş olması nedeniyle söz konusu şirket adına kesinleşen ve ödenen herhangi bir vergi tutarı bulunmadığından,
davalı idarece kâr payı kazançlarının vergilendirilmemiş olduğundan bahisle borç veren kurumun söz konusu faiz gelirlerinin iştirak kazançları istisnasından yararlanamayacağından bahisle yapılan tahakkukta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması ifadesine yer verilmiş olmasının, normal şartlar altında kar elde edeceği ve bulunan matrah farkı nedeniyle ilave vergi salınacağı öngörülerek bu şekilde ifade kullanılmasının kanunun yazım tekniğinin bir gereği olduğu, ancak zarar beyan edilen dönemde veya matrah farkı bulunmasına karşın kurumun zararda olması nedeniyle ilave bir vergi ödenmesinin söz konusu olmadığı hallerde bu düzeltmeyi engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/3188, K. 2024/6640, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama