KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/4251 E., 2024/8116 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Esas No
- 2024/4251
- Karar No
- 2024/8116
- Temyiz eden (davacı)
- ... Römorkör ve Kılavuzluk Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ...Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesinin 27. fıkrası uyarınca hesaplanan ek verginin hukuka aykırı olduğu ihtirazi kaydıyla verilen 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilerek ödenen ek verginin kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ek verginin, vergi yükümlülüğünün kanuni dayanağının bulunmasını öngören Anayasal ilke doğrultusunda ihdas edildiği dikkate alındığında, söz konusu ek verginin mükellefi olduğu anlaşılan davacı tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamesinde yer alan istisna ve indirim unsurları üzerinden yasal düzenlemeyle öngörülen oranda vergi alınması Kanun hükmü gereği olduğundan yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Geçmişe dönük olarak getirilen düzenlemenin geriye yürümezlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olduğu dolayısıyla anılan sözleşme kuralları iç hukuk kuralı gibi bağlayıcı olup, uyulması gerektiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de hakları sınırlandıran düzenlemelerin, AİHS ihlal edip etmediği konusunda değerlendirme yaparken hukukun üstünlüğün ve hukuk devleti ilkesinin sözleşmenin maddelerinin tamamının özünde var olduğunu kabul ederek devletin kişi haklarına müdahalesinin hakları ihlal etmemesi için ön şart olarak hukukiliği göz önünde bulundurduğu,
sözleşmeye göre hukukilik ilkesi ise, iç hukukta yeterince erişilebilir, açık ve sonuçları öncesinde öngörülebilen kuralların var olması anlamına geldiği nitekim İngiltere aleyhine yapılan bir başvuruda, geriye yürütülen vergi kanununun sözleşme kuralları ihlal ettiği sonuna varıldığı, hukuka aykırı olarak tahakkuk eden ek verginin de bu sebeple iptal edilmesi ayrıca dayanağı 7440 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (27) numaralı fıkrasının iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma isteminin yerine getirilmesine gerek görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/4251, K. 2024/8116, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama