KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/637 E., 2024/4390 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2024
- Esas No
- 2024/637
- Karar No
- 2024/4390
- Temyiz eden (davacı)
- ... Pazarlama Hizmetleri Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/....
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan internet ortamında alınan reklam hizmeti ödemelerinden tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamesi üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin 2022 yılının Haziran dönemi için tahakkuk ettirilen kurumlar (stopaj) vergisinin ihtirazi kayda konu kısmının kaldırılması ve ödenen tutarın tecil faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 3. maddesine göre, dar mükellefiyete tabi kurumların sadece Türkiye'de bulunan iş yerlerinde elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği, uyuşmazlık konusu reklam hizmetini veren kurumların, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları hükümlerine uygun şekilde Türkiye'de iş yerlerinin bulunduğundan dolayısıyla tevkifata tabi kazanç elde ettiklerinden söz edilemeyeceğinden, ihtirazi kaydının kabul edilmemesi suretiyle yapılan tahakkukta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu tahakkuk iptal edilmiş ve ödenen tutarın tecil faiziyle iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu uyuşmazlığın çözümünün kendilerinden reklam hizmeti alınan kurumların üzerinden vergi kesintisi yapılan kazancı Türkiye'de bulunan iş yerinde gerçekleştirilen faaliyetten elde edip etmediklerinin ortaya konulmasına bağlı bulunduğu,
mükelleflerin ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yerlerin iş yeri sayılabilmesi için bu yerlerin faaliyetin icrasına tahsis edilmesi ya da faaliyetin icra edildiği yer olması gerektiği,
uyuşmazlık konusu reklam hizmetinin Türkiye'den erişilebilen web sayfaları üzerinden verildiği dikkate alındığında faaliyetin icra edildiği yer olma özelliği taşıyan söz konusu web sayfalarının hizmeti veren kurumlar açısından iş yeri olduğu sonucuna varıldığından anılan ödemeler üzerinden yapılan tevkifatın beyanı üzerine yapılan dava konusu tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Reklam hizmeti alınan kurumların Türkiye'de, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun iş yerleri bulunmadığından vergilendirilebilecek bir kazançtan söz edilemeyeceği, yorum ve kıyas yoluyla iş yeri tanımının genişletilmesinin verginin kanuniliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı adına, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan internet ortamında alınan reklam hizmeti ödemelerinden tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamesi üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin 2022 yılının Haziran dönemi için tahakkuk ettirilen kurumlar (stopaj) vergisinin ihtirazi kayda konu kısmının kaldırılması ve ödenen tutarın tecil faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır. Davalı idarenin savunma dilekçesi üzerine davacı tarafından verilen ve 04/11/2022 tarihinde kayıtlara giren savunmaya cevap dilekçesinde duruşma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve Yasada öngörülen tutarı aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı aynı tutarı aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı; 3. fıkrasında, duruşma talebinin dava dilekçesi ile cevap ve savunmada yapılabileceği; aynı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (c) işaretli bendinde ise, usul hükümlerine uyulmamış olunması halinde kararın bozulacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Davacı tarafından, süresinde verilen savunmaya cevap dilekçesinde duruşma talebinde bulunulmasına karşın, davacının bu talebi karşılanmaksızın, davayı, esasını incelemek suretiyle sonuçlandırmış olması nedeniyle yargılama usulüne uygun düşmeyen Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusuna dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/637, K. 2024/4390, 27 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama