İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /4. Daire

DANIŞTAY · 4. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 4. Daire E.2008/1480 K.2010/3415

Davacı adına, şahsi kefalet verdiği … şirketlerinin vergi borcunun tahsili için düzenlenip tebliğ edilen 16.5.2006 günlü ve …, …,… ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır..

Esas2008/1480Karar2010/3415Tarih31 Mayıs 2010Okuma5 dk · 1.020 kelime

KÜNYE

4. Daire 2008/1480 E., 2010/3415 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire

Karar tarihi
31 Mayıs 2010
Esas No
2008/1480
Karar No
2010/3415
Temyiz Eden
…
Vekili
...
Karşı Taraf
Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü/İSTANBUL
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.020 kelime·5 dk okuma·4 bölüm

İstemin Özeti

Davacı adına, şahsi kefalet verdiği … şirketlerinin vergi borcunun tahsili için düzenlenip tebliğ edilen 16.5.2006 günlü ve …, …,… ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır..

Vergi Mahkemesi, … günlü ve E:…, K:… sayılı kararıyla, … şirketlerinin muhtelif dönemlere ilişkin kesinleşen ve adı geçen şirketlerden tahsil imkanı kalmayan vergi borçları için davacı tarafından vergi dairesi müdürlüğüne, söz konusu borçların 31.12.2005 tarihine kadar ödenmemesi halinde borçlara kefil olduğuna dair.

Noterliğince düzenlenen 8.7.2007 tarihli ve … numaralı taahhütname verildiği, vergi borçlarının ödenmemesi üzerine anılan taahhütnameye dayanılarak davacı adına ödeme emirleri düzenlenip tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Dürüst Davranma" başlıklı 2 nci maddesinde, herkesin, haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı hükmüne yer verildiği, olayda,davacının hür iradesi ile noter huzurunda ki verdiği imzası ile söz konusu vergi borçları için kefil olma iradesini ortaya koyduğu,

davacının bu iradesinin sakatlığı yönünde bir iddia ve kanıt ortaya koyamadığı, ortada davacı tarafından taahhüt edilen ve davalı idarece kabul edilen bir kefalet bulunduğu dikkate alındığında davacı iddialarının, dürüstlük ilkelerine aykırı olduğu ve kamu alacağının tahsili engellemeye yönelik olduğu sonucuna varıldığından dava konusu ödeme emirlerinde yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davacı, idarenin kendisine baskı yaptığını, miktar yazılı olmadığı için taahhütnamenin geçerli olmadığını, öncelikle borçlu şirketin takibi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Tetkik Hakimi …'nun Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı …'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: Davacı adına, şahsi kefalet verdiği … şirketlerinin vergi borcunun tahsili için düzenlenip tebliğ edilen 16.5.2006 günlü ve …, …,… ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 483 üncü maddesinde, kefalet, "Kefalet, bir akittir ki onunla bir kimse, borçlunun akdettiği borcun edasını temin etmeği alacaklıya karşı taahhüt eder."şeklinde tanımlanmış,484 üncü maddesinde, Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır" hükmüne yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre kefalet sözleşmesinde, kefil, bir başka şahsın yani asıl borçlunun alacaklısına karşı, asıl borcun ödenmesini değil, ödenmemesinden şahsen sorumlu olmayı taahhüt etmektedir. Kefilin borcu asıl borca bağımlı bir borç olup, ancak, yazılı şekilde yapıldığı ve sözleşmede kefilin kefalet ettiği sorumlu olunacak miktarın açıkça yazılı olduğu veya bu miktarın sözleşmeden anlaşılabildiği halde geçerli olacaktır.

Yargıtay içtihatları ile de yerleşik hale gelmiş olan bu niteleme karşısında; sözleşmede kefalet miktarının açıkça yazılmadığı veya senetten böyle belirli bir miktarın anlaşılamadığı durumlarda kefalet sözleşmesinin geçerliliğinden söz etmek mümkün değildir. Bu durumun doğal sonucu olarak da kefilin, kefil olduğu miktarı bilmesi veya bilebilecek durumda olması zorunludur.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un şahsi kefalet başlıklı 11 inci maddesinde, "10 uncu maddeye göre teminat sağlıyamıyanlar muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu gösterebilir. Şahsi kefalet tespit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur. Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır." hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, … şirketlerinin kendi beyanları üzerine kesinleşmiş olan vergi borçlarını ödememeleri üzerine bu şirketlerin gizli ortağı ve yöneticisi olduğu belirtilerek davacı adına uygulanan yurtdışına çıkış yasağı ve haciz işlemlerinin durdurulması amacıyla davacı tarafından, 8.7.2005 tarihinde.

Noterinde düzenlenen belge ile bu şirketlerin Maliye Bakanlığına olan bilcümle borçlarının 31.12.2005 tarihine kadar ödenmemesi halinde borçlara kefil olduğunun beyan, kabul ve taahhüt edildiği, bu beyanın davalı İdarece kefalet olarak kabul edildiği ve davacı hakkında yapılan icrai takiplerin durdurulduğu, ancak 31.12.2005 tarihine kadar borçların ödenmemesi üzerine gecikme zamlarıyla birlikte tahsili için davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenip tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

8.7.2005 günlü sözleşmede davacının kefil olduğu borçlar miktar olarak açıkça yazılmamışsa da, söz konusu şirketlerin Maliye Bakanlığı'na olan borçlarının beyan üzerine tahakkuk etmiş ve kesinleşmiş borçlar olmaları nedeniyle miktar olarak belirlenebilecek oldukları açık olup, davacının miktar yazılmaması nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğu yolundaki iddiaları yerinde bulunmamıştır.

Ancak, borcun ödenmemesinden ve temerrüde düşülmesinden dolayı kefilin kusurlu tutulamayacak olması, gecikme faizinin miktarının ödeme tarihlerindeki belirsizlik nedeniyle kefalet tarihinde tam olarak hesaplanamaması ve davacı tarafından bilinebileceğinin kabulüne olanak bulunmaması nedeniyle, davacının kefil olduğu 8.7.2005 tarihine kadar beyan üzerine kesinleşmiş olan vergi asıllarından kaynaklanan borçlardan sorumlu tutulabileceği, hesaplanan gecikme zamlarından ise sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşıldığından bu ayrım dikkate alınmadan verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu nedenle, temyiz isteminin kabulüyle, ...Vergi Mahkemesinin … günlü ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen husus dikkate alınmak suretiyle yapılacak inceleme sonucuna göre yeniden karar verilmek üzere bozulmasına esasta ve gerekçede oyçokluğuyla 31.5.2010 gününde karar verildi.

KARŞIOY (X)

Davacı adına, şahsi kefalet verdiği … şirketlerinin vergi borcunun tahsili için düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 483 üncü maddesinde, kefalet, "Kefalet, bir akittir ki onunla bir kimse, borçlunun akdettiği borcun edasını edasını temin etmeği alacaklıya karşı taahhüt eder." şeklinde tanımlanmış, 484 üncü maddesinde, "Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır" hükmüne yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre kefalet sözleşmesi ancak, yazılı şekilde yapıldığı ve sözleşmede kefilin kefalet ettiği sorumlu olunacak miktarın açıkça yazılı olması halinde geçerli olacaktır. Aksi durumda ise kefalet sözleşmesinin geçerliliğinden söz etmek mümkün değildir.

İncelenen dosyada davacı tarafından noterde düzenlenen belge ile adı geçen şirketlerin Maliye Bakanlığına olan bilcümle borçlarının 31.12.2005 tarihine kadar ödenmemesi halinde borçlara kefil olduğu beyan, kabul ve taahhüt edilmiş ise de davacının sorumlu olacağı miktarın açıkça yazılı olmaması nedeniyle bu belgenin kefalet sözleşmesi olarak kabulüne ve bu belgeye dayanılarak davacının ödeme emri ile takibine yasal olanak bulunmadığından aksi yöndeki Mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle kararın gerekçesine karşıyım.

KARŞIOY

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle karara karşıyım.

Danıştay 4. Daire, E. 2008/1480, K. 2010/3415, 31 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Özeti
  4. Türk Milleti Adına
  5. Karşıoy (X)
  6. Karşıoy

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2008/1480
Karar No
2010/3415
Tarih
31 Mayıs 2010

İlgili Kararlar

  • Danıştay 5. Daire E.2008/2133 K.2010/3041
  • Danıştay 4. Daire E.2008/3229 K.2010/2725
  • Danıştay 3. Daire E.2008/3291 K.2010/1767
  • Danıştay 6. Daire E.2008/3542 K.2010/4412
  • Danıştay 7. Daire E.2008/4042 K.2010/2090
  • Danıştay 11. Daire E.2008/4050 K.2010/3891

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.