KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/11098 E., 2020/6647 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2020
- Esas No
- 2016/11098
- Karar No
- 2020/6647
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Deri Tekstil ve Boya Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
669 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, 2009 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden, sahte fatura kullandığından bahisle 2009/10 dönemi için re'sen tarh edilen katma değer vergisi ve tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacıya fatura düzenleyen mükellef hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin, bu mükellef tarafından düzenlenen faturaların sahte olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı anlaşıldığından, söz konusu faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." düzenlemesine yer verilmiştir.
19/10/2015 tarih ve 8928 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin incelenmesinden, davacı şirketin ticaret sicilindeki kaydının, 09/10/2015 tarihinde 6102 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi uyarınca re'sen silindiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin ticaret sicilindeki kaydı silinmekle tüzel kişiliği de sona ermiş olduğundan, Vergi Mahkemesince yukarıda yer verilen kanun hükmü uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.
(X) KARŞI OY
Uyuşmazlık, davanın açıldığı tarihte tüzel kişiliği mevcut olsa da, dava hakkında karar verilmezden önce tüzel kişiliği sona eren davacı şirketin esasa ilişkin iddiaları dikkate alınarak, ihtilafın esası hakkında verilen temyize konu Mahkeme kararının usul hükümlerine uygun olup olmadığına ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" başlıklı 14. maddesinin 3/c bendinde, dilekçelerin ''ehliyet'' yönünden inceleneceği, 15/1-b maddesinde, 14/3-c maddesinde yazılı eksikliğin dilekçelerde varlığının tespiti halinde davanın reddine karar verileceği, 14/6. maddesinde ise, ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de, davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, idari yargıda "ehliyet" yalnızca davacı tarafın dava ehliyetine ilişkin olup, dava açma ehliyeti, sadece dava açılırken değil dava karara bağlanıncaya kadar aranmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 377. maddesinde, tarhiyatlara ve kesilen vergi cezalarına karşı kimlerin dava açabileceği düzenlenmiş, Türk Ticaret Kanununda ise sermaye şirketleri arasında sayılan limited şirketlerin "sona erme"sinin anonim şirketlere ilişkin hükümlere tabi olduğu belirtilmiş olup buna göre, kanunun (TTK'nun) ilgili maddelerinde sayılan "sona erme" hallerinin vukuunda limited şirketin tüzel kişiliği de sona ereceğinden, bu hukuki durumun sonucu olarak tüzel kişiliği sona eren şirketin temsil edilmesi de mümkün olamayacaktır.
Şu halde, davanın açıldığı 25/09/2014 tarihinde tüzel kişiliği bulunmakla birlikte, ticaret sicilindeki kaydının re'sen silindiği 19/10/2015 tarih ve 8928 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen ve dolayısıyla kararın verildiği 11/12/2015 tarihinde tüzel kişiliği bulunmayan davacı şirketin bu aşamadan sonra hak ve borçlara muhatap olması mümkün olmadığı gibi mahkemede temsil edilmesi de hukuken mümkün değildir.
Hal böyle olunca, Mahkemece davanın karara bağlanmasından önce tüzel kişiliği sona eren ve buna bağlı olarak da dava açma ehliyeti kalmayan davacı şirketin ehliyetsizlik durumu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/11098, K. 2020/6647, 29 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama