KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/12303 E., 2020/3313 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2020
- Esas No
- 2016/12303
- Karar No
- 2020/3313
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına mahsup talebinin yerine getirilmemesi suretiyle düzenlenen 05/11/2014 tarih ve 2014/224 sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; dava konusu ödeme emrinde yer alan borçlar davacının kendi beyanı üzerine tahakkuk etmiş olan borçlar ise de, davacı tarafından söz konusu borçların mahsuben ödenmesi talep edilmiş olup, söz konusu talebin reddedildiği davacıya bildirilmeden dava konusu ödeme emri düzenlendiğinden davacının mahsup talebi reddedildiği davacıya bildirilmeden, vadesinde ödenmeyen bir borçtan söz etmek mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Yapılan işlemlerin yerine ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, avukat olan davacının farklı tarihlerde vergi borçları için iade mahsup talebinde bulunduğu, vergi dairesince yapılan inceleme sonucu talepte bulunulan 2013 yılı beyannamesi ile Evdo sistemindeki kesinti beyan edilen mükelleflerin tevkifat tutarı arasında uyumsuzluk bulunduğunun tespit edilmesi üzerine dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacı tarafından dava dilekçesinde vekil tayin edildiği davalarda yargı mercilerince karşı tarafa yüklenen ve davacı tarafından avukat sıfatıyla tahsil edilen para, serbest meslek makbuzu düzenlenerek paranın tahsil edildiği icra müdürlüğü dosyasına konulduğu,
para icra müdürlüğünden değil de karşı taraftan direk tahsil edilmişse serbest meslek makbuzu posta yoluyla karşı tarafa gönderildiği, karşı tarafın serbest meslek makbuzunu kayıtlarına geçirmemesi sonucu davacı beyanı ile sistemdeki veriler arasında uyumsuz ortaya çıktığını, düzenlemiş olduğu serbest meslek makbuzlarının karşı tarafça kaydedilmediğini ödeme emri ile öğrendiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacının başvurusu üzerine davalı idarece verilen 19/01/2015 tarihli cevabi yazıda ise uyumsuzluğun olduğu mükelleflerin vergi dairesine yazı yazılarak talep edilen 6.264,41 TL, 6.298,55 TL, 6.517,89 TL lik mahsuplar 05/02/2015 tarihli düzeltme fişleri ile mahsup işlemlerinin yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, davacı tarafından ileri sürülen iddialar 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde belirtilen “borcum yoktur” kapsamında değerlendirilerek Mahkemece bu konuda inceleme ve araştırma yapmak suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
(X) KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/12303, K. 2020/3313, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama