KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/12791 E., 2021/334 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2021
- Esas No
- 2016/12791
- Karar No
- 2021/334
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …Taban Ayakkabıcılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
891 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh edilen 2012 yılına ilişkin kurumlar vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; olayda, inceleme elemanınca davacının kârlılık durumu ile sektörel kârlılık durumu karşılaştırılmadan, gerçekten böyle bir maliyeti olup olmadığı somut tespitlerle ortaya konulmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler sonucu düzenlenmiş vergi inceleme raporuna istinaden yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, tarhiyatın dayanağı olan raporda gerekli karşılaştırmaların yapılarak somut tespitlere yer verildiği, yapılan incelemede kurum kazancının bir kısmının beyan dışı bırakılarak, bir kısmının da sahte olarak nitelenen belgeye dayanan haksız gider indirimi ile matrah azaltılarak kurumlar vergisi ziyaına sebebiyet verildiğinin tespiti ile dava konusu işlemin yapıldığı, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, ticari faaliyetler kapsamında yapılan tüm alım ve satım işlerinin fatura karşılığında yapıldığı, ürünlerin bedellerinin banka kanalıyla ve çekle ödendiği, alınan faturaların sahte olduğuna ilişkin olarak somut herhangi bir tespite yer verilmediği, incelemenin eksik olduğu, dönem başı ve dönem sonu stoklarına ilişkin olarak araştırma yapılmadığı, fatura içeriği emtiaların faaliyet konusuyla uyumlu olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Davacı şirket adına, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura kullandığından bahisle re'sen tarh edilen 2012 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararı davalı idarece temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı belirtilmiş.
30. maddesinde resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, maddesinin (4) numaralı bendinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması.
(6) numaralı bendinde, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmaması re'sen takdir nedeni olarak sayılmış. 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin 2012 yılı hesaplarının incelenmesi neticesinde tanzim edilen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporu ile; davacı şirketin, 2012 yılında bir kısım emtia alışlarını, hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı rapor bulunan İkitelli Vergi Dairesi mükellefi Tasfiye Halinde … Plastik İnşaat Tic. Ltd. Şti.'den aldığı sahte faturalar ile belgelendirdiğinin tespit edildiği, söz konusu sahte fatura tutarları maliyetlerinden çıkartılarak, şirketin dönem karının yeniden saptandığı ve kurumlar vergisi beyannamesinin revize edildiği, belirlenen matrah farkı üzerinden de dava konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmanın temel amacının vergiye tabi kazançları azaltmak ve daha az vergi ödemek olduğu, davacı şirket adına, vergi tekniği raporu ile sahte belge düzenlediği tespit edilen mükelleften alıp kayıtlarına intikal ettirdiği faturalarda gösterilen tutarların maliyetlerinden çıkartılması ve dönem karının yeniden belirlenmesi üzerine re'sen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı yapıldığı anlaşılmış olup,
sahte faturalarda gösterilen ve şirketin maliyetlerinden çıkarılan mal ve hizmetlerin eğer alındı ise hangi mükelleflerden ne şekilde alındığını ispat külfeti 213 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince davacıya ait olduğundan ve davacı tarafından da bunu ispatlamaya yönelik hiçbir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığından, söz konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davaya konu cezalı tarhiyatı kaldıran Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2016/12791, K. 2021/334, 19 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama