İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /4. Daire

DANIŞTAY · 4. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 4. Daire E.2016/20338 K.2020/3252

Dava konusu istem: Davacı adına, … Metal Yapı Hırdavat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

Esas2016/20338Karar2020/3252Tarih24 Eylül 2020Okuma7 dk · 1.396 kelime

KÜNYE

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2016/20338 E., 2020/3252 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire

Karar tarihi
24 Eylül 2020
Esas No
2016/20338
Karar No
2020/3252
Temyiz eden (davacı)
…
Karşı taraf (davalı)
… Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
Vekili
Av. …
İstemin konusu
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.396 kelime·7 dk okuma·8 bölüm

Dava konusu istem: Davacı adına, … Metal Yapı Hırdavat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince verilen kararda; olayda, dava konusu ödeme emirleri içeriği tarhiyatlara karşı açılan davada mahkemesince kısmen kabul kısmen ret kararı verildiği, verilen kararın Danıştay tarafından onandığı, mahkeme kararı doğrultusunda davacının kanuni temsilciliğini yaptığı şirket adına 2 nolu ihbarnameler düzenlendiği,

şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davada tüzel kişliği sona eren şirket adına takip işlemlerinin yapılamayacağı ve şirketin borçlu kılınamayacağı gerekçesi ile ödeme emrinin iptaline karar verilmiş olmasının mahkeme kararı ile kesinleşmiş borca etkisi olmayacağı ve asıl şirketin tasfiyesinin tamamlanmış olması sebebiyle amme alacağının şirket tüzel kişliğinden tahsil imkanının ortadan kalkmış olduğu dikkate alındığında davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 5.Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/09/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu kişilerin bu ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte incelenmesinden, tüzel kişiden tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarından dolayı öncelikle tüzel kişinin sorumlu olduğu, bu kapsamda borç ödenmediği takdirde tüzel kişi adına ödeme emri düzenleneceği, kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanunda sayılan tüm takip yollarının tüketileceği, buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse şirketin kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenlenebileceği sonucuna varılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçlarından dolayı davacı adına düzenlenen uyuşmazlık konusu ödeme emrinin dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 16/08/2010 tarihinde düzenlendiği, şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davada tüzel kişliği sona eren şirket adına takip işlemlerinin yapılamayacağı ve şirketin borçlu kılınamayacağı gerekçesi ile ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ödeme emrinin iptaline karar verildiği, şirket hakkındaki malvarlığı araştırmalarının 10/12/2015, 21/12/2015, 30/12/2015 ve 11/01/2016 tarihlerinde yapıldığı,

davacı adına düzenlenen uyuşmazlık konusu ödeme emrinin ise 24/12/2015 tarihinde düzenlendiği, diğer yandan asıl borçlu şirketin 22/04/2009 tarihinde tasfiyeye girdiği, 21/06/2010 tarihinde tasfiyesinin sonuçlandığı, 30/06/2010 tarihinde ticaret sicilinden silindiği ve bu durumun 06/07/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde, şirket hakkındaki malvarlığı araştırmasının davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinden sonra yapıldığı ve şirket tüzel kişiliğinin sona ermesinden önce şirket hakkındaki tüm takip yollarının usulüne uygun olarak yerine getirilmediği anlaşıldığından uyuşmazlık konusu ödeme emrinde ve temyize konu Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve kararın bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcilerince yerine getirileceği, yukarıda sayılanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı,

tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerinin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

Mezkur hüküm uyarınca, kanuni temsilcilerin temsilcisi olduğu şirketten kaynaklı vergi borcu nedeniyle takip edilebilmesi için öncelikle, usulüne uygun olarak tarh ve tebliğ olunduktan sonra tahakkuk ettirilip ödenmeyerek kesinleşmiş bir borcun olması ve takip yolları tüketilerek borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıkca ortaya konulması gerekir.

Bilindiği üzere, hukuk tüzel kişisi şirketlerin (özellikle limited şirket) tüzel kişilikleri, belli bir süre veya amaç için kurulurlarsa, o süre veya amacın gerçekleşmesi üzerine, ya kendiliğinden tasfiye sonucu (infisah), ya da eski Ticaret Kanununun 549-551. madde düzenlemelerinde ve akademik ve yargısal içtihatlarda belirtilen;

ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hale getiren nedenlerin (ortaklararası husumet, anlaşmazlık, haksız menfaat ihlali vs) varlığına bağlı olarak ortaklardan birinin "çıkma" hakkını kullanmasıyla ya da mahkemeden fesih talebinde bulunması sonucu mahkemenin feshi kararıyla ve bu kararların ticaret sicilinde yayınlanıp tüzel kişiliğin silindiğinin yayınlanmasıyla sona erdiğinden, tüzel kişilikleri sona eren şirketlerin bu tarihten sonraki zamanda tüzel kişiliği dolayısıyla hak ehliyeti de sona erecek ve hak ve borç sahibi olması ya da borç altına sokulması ya da girmesi mümkün bulunmayacaktır.

Bunun sonucu olarak da tasfiyesi tamamlanmış veya fesih edilen şirket adına tarhiyat yapılmasına da hukuken imkan olmayacaktır.

Ancak, yukarıda belirtilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin son fıkrası uyarınca, tüzel kişilerin tüzel kişiliklerinin sona ermesi veya erdirilmiş olması halinde de, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluğunun ortadan kaldırılamayacağının belirtilmiş olması karşısında, kanuni temsilcilerin, temsilcisi olduğu şirketten kaynaklı vergi borçlarından sorumlulukları, şirket tüzel kişiliği sona erdikten sonra da devam edecektir.

Hal böyle olunca, yasal anlamda yukarıda yer verildiği şekilde tüzel kişiliği sona eren şirketin, sona ermeden evvelki tarihlere ilişkin vergi borcu, tüzel kişiliğinin sona ermesiyle birlikte ortadan kalkmamakta, kanuni temsilcilerin tasfiye döneminden önceki borçlara ilişkin sorumluluklarının tüzel kişiliğin sona ermesinden bağımsız devam etmesi,

yine şirket adına tarhiyat yapılmasına ve tarhiyatın ihbarnameye bağlanarak tasfiyesi tamamlanmış şirkete duyurulmasına imkan olmaması ve ödeme emri düzenlenilmesi için de öncelikle vergi borcunun usulüne uygun olarak tarh ve tebliğ edilerek tahakkuk ettirilmesine karşın vadesinde ödenmeyerek kesinleşmesinin gerekmesi nedeniyle, tüzel kişiliği sona eren şirketin vergi borcunun Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin son fıkrası kapsamında, kanuni temsilciden ödeme emri ile takip edilebilmesi için öncelikle tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin kanuni temsilci adına düzenlenerek tebliğ edilmesi,

sonrasında da tahakkuk ettirilen verginin vadesinde ödenmemesi halinde tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren şirketin kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenlenmesi gerekir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının, kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçlarından dolayı adına ödeme emri düzenlendiği, söz konusu ödeme emrine dayanak şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 16/08/2010 tarihinde düzenlendiği, ancak şirketin 22/04/2009 tarihinde tasfiyeye girdiği, 21/06/2010 tarihinde tasfiyesinin sonuçlandığı, 30/06/2010 tarihinde ticaret sicilinden silindiği ve bu durumun 06/07/2010 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.

Olayda, 213 sayılı Kanunun 10. maddesinin son fıkrası gereği tüzel kişiliği sona eren şirketin, tüzel kişiliği sona ermeden evvelki kanuni temsilcisi olduğu ihtilafsız davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ihbarname düzenlenip tebliğ edilmesi gerekirken, davalı idarece bu yola gidilmemesi ve şirket hakkında yapılan muamelelerin hukuki sonuç doğurmasının da hukuken imkansız bulunması karşısında, usulüne uygun tarh ve tebliğ edilerek vadesinde ödenmemesine bağlı olarak kesinleşmiş bir amme alacağından bahsedilemeyeceğinden, davacı adına tanzim ve tebliğ olunan dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık olmadığı sonucuna varıldığından Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

Danıştay 4. Daire, E. 2016/20338, K. 2020/3252, 24 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Tetkik Hâkimi : …
  6. Düşüncesi
  7. Türk Milleti Adına
  8. İnceleme Ve Gerekçe
  9. (X) Karşı Oy
  10. (Xx) Karşı Oy
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2016/20338
Karar No
2020/3252
Tarih
24 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2016/20376 K.2020/3005
  • Danıştay 4. Daire E.2016/20415 K.2020/3131
  • Danıştay 4. Daire E.2016/20589 K.2020/2983
  • Danıştay 4. Daire E.2016/20920 K.2020/3025
  • Danıştay 4. Daire E.2016/20954 K.2020/2902
  • Danıştay 4. Daire E.2016/20960 K.2020/3179

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.