KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/4420 E., 2022/1283 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 7 Mart 2022
- Esas No
- 2018/4420
- Karar No
- 2022/1283
- Temyiz eden (davacı)
- ...Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ...Vergi Dairesi Başkanlığı
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ...Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
614 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından örtülü sermayeye isabet eden faiz tutarı üzerinden hesaplanarak ihtirazi kayıtla verilen 2016/03 dönemi katma değer vergisi beyannamesinde ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle ...sayılı tahakkuk fişi ile tahakkuk ettirilen 1.272.780,19 TL tutarındaki katma değer vergisinin iptali ile fazladan tahakkuk ettirilen 1.272.780,19 TL tutarındaki katma değer vergisinin Vergi Usul Kanunu'nun 112/4 maddesine göre hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... Vergi Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda.
KDV Kanunu'nun 30/d maddesindeki indirim yasağının amacının, esas itibariyle işle veya işletme ile ilgisi bulunmayan, dolayısıyla özel veya nihai tüketim sayılan giderler için yüklenilen vergilerin, işletmede oluşan katma değerden indirilmemesine yönelik olduğu, halbuki örtülü kazanç veya örtülü sermaye gideri niteliği taşısa bile bu nitelikteki mal ve hizmet alımları nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin, işle ilgili olarak yüklenilmiş olup indirim yasağına konu edilmesinin katma değer vergisinin ana ilkelerine aykırı olduğu,
bu durumda, örtülü sermaye mahiyetinde değerlendirilen borçlanmalar üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin indirim konusu yapılmaması gerektiği savıyla yapılan dava konusu katma değer vergisi tahakkukunda yasal isabet bulunmadığı, ödenen verginin 3085 sayılı kanuna göre hesaplanacak faiziyle iadesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince.
5520 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (b) bendi ile, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerinin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması kabul edilmediğinden, bu giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin de indirim konusu yapılması, 3065 sayılı Kanun 'un 30/d maddesinin açık hükmü gereği, mümkün olmaması nedeniyle davacı şirket tarafından, "örtülü sermaye mahiyetinde değerlendirilen borçlanmalara ilişkin faiz tutarı üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin indirim konusu yapılması gerektiği" ihtirazi kaydıyla verilen beyanname üzerine,
ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle, yapılan tahakkuk işleminde yasal isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin kabulüne, davanın kabulü yönündeki Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı vekili tarafından, kurumlar vergisi kanunu uyarınca örtülü sermaye üzerinden hesaplanan faizin kar payı niteliğinde olduğu, KDV Kanununda kar payı üzerinden KDV alınabileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, KDV Kanunu'nun 30. madde gerekçesine göre indirim konusu yapılamayacak katma değer vergisinin, ticari kazançla ilgisi olmayan giderler için yüklenilen katma değer vergisinin anlaşılması gerektiği, kararın hukuka uygun olmadığı ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2018/4420, K. 2022/1283, 7 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama