KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3317 E., 2022/5407 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2022
- Esas No
- 2019/3317
- Karar No
- 2022/5407
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av.....
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Elek. İnş. Met. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... Vergi Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı adına düzenlenen ödeme emrinin şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin tebliğinden önce olduğu, dolayısıyla şirket hakkında usulüne uygun şekilde 6183 sayılı Kanunda sayılan tüm takip yollarının tüketilmediği anlaşıldığından dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu ödeme emri içeriği 2010 yılına ilişkin amme alacağının doğduğu takvim yılını takip eden 2011 yılı başından başlayarak beş yıl içinde yani 31/12/2015 tarihine kadar mükellefe tarh ve tebliğ edildiğinin davalı idare tarafından ortaya konulamaması nedeniyle tarh zamanaşımına uğradığı anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun hükmü uyarınca şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirketin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir kamu alacağının mevcut olması gereklidir.
Uyuşmazlıkta her ne kadar Vergi Dava Dairesince ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediği, dolayısıyla ödeme emri içeriği vergi borçlarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu aşamada kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin ihtilafın incelenmesinde, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnameye gidilemeyeceği bu hususun ancak şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılacak davalarda incelenebileceği, bu aşamada sadece şirket adına düzenlenen ödeme merinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve şirketten tahsilinin mümkün olup olmadığının incelenmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve tüm takip yollarının tüketilip tüketilmediği, tahsil imkansızlığının ortaya konulup konulmadığı hususları araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2019/3317, K. 2022/5407, 6 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama