KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3648 E., 2022/4611 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2022
- Esas No
- 2019/3648
- Karar No
- 2022/4611
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- 1- …
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
2- …
İSTEMİN KONUSU
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Münfesih şirket adına, terkin tarihinden önce sahte fatura kullanıldığından bahisle 2010/3,4,5,6,9 dönemlerine ilişkin re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davayı takip hakkı kendisine geçen pay sahipleri tarafından devam ettirilen davada, şirkete uyuşmazlık konusu faturaları düzenleyen mükelleflerden Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi mükellefi … hakkında yapılan incelemenin eksik ve varsayıma dayalı olduğu anlaşıldığından bu mükelleften alınan faturaların sahte olarak değerlendirilemeyeceği ve dava konusu tarhiyatın bu faturalara isabet eden kısmında hukuka uyarlık; diğer mükelleflerden alınan faturalara ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından temyiz konusu kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlığını taşıyan 26. maddesinde; "1. Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. 2. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı şirketin 22/07/2015 tarihinde ticaret sicilinden silindiğinin tespit edilmesi üzerine, Vergi Mahkemesince 26/11/2015 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı anlaşıldığından, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında davalı idare tarafından mirasçılar adına ve hisseleri oranında ihbarname düzenlenip tebliğ edilerek takibe devam edilmesi gerekirken, bu yola başvurulmadan tarafların davaya devam edilmesi yönünde verdikleri dilekçeler üzerine dosyanın yeniden işleme alınması ve temyiz incelemesinin yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2019/3648, K. 2022/4611, 12 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama