KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/1096 E., 2023/766 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2023
- Esas No
- 2020/1096
- Karar No
- 2023/766
- Temyiz eden taraflar
- 1- ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma·10 bölüm
2-... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem : Davacı adına, banka hesabı üzerinde tesis edilen haciz işlemi ve haciz işleminin dayanağı ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davaya konu ödeme emirlerinin muhatap ile birlikte aynı konutta ve sürekli oturduğunu beyan eden ağabeyi ...'a ... Mah. ... Sok.
No:..." adresinde 06/08/2018 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği, dava açma süresinin 07/08/2018 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, ancak dava açma süresinin son gününün adli tatile rastladığı, dava sürenin adli tatil içerisinde sona ermesi nedeni ile dava açma süresinin adli tatilin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzadığı, söz konusu süre dikkate alındığında davanın en son 07/09/2018 tarihinde açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra davanın 26/11/2018 tarihinde açıldığı;
bu durumda işlemin tebliğ tarihi olan 06/08/2018 tarihinin adli tatile rastlaması nedeniyle adli tatil süresinin bitim tarihinden itibaren 7 gün içinde en geç 07/09/2018 tarihinde dava açması gerekli ve zorunlu iken bu süre geçirilerek 26/11/2018 tarihinde dava açıldığı anlaşıldığından açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı; davacının ödemekle yükümlü olduğu bir kısım amme borçlarını ödemediği gerekçesiyle, hesabına bankada bulunan tutar doğrultusunda işlem tesis edildiği, söz konusu hesabın maaş hesabı olduğu, 01/11/2018 tarihi itibariyle maaş ödemesi olduğu,
... sayılı davalı idarenin haciz bildirisi ile haciz işlemi uygulandığı ancak bu işlemde hesabın maaş hesabı olmasının gözetilmediği; olayda, 6183 sayılı Kanun'un 71. maddesi hükmüne aykırı olarak davacının maaşının yatırıldığı banka hesabında yer alan tutara Kanun'da belirtilen oran dikkate alınmadan tamamına uygulanan haciz işleminde ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI
Düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka aykırı olduğu, iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI
Kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 54. maddesinde ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; aynı maddenin 1. fıkrasının 2. bendinde amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi suretiyle cebren tahsil edilebileceği ifade edildikten sonra, 62. maddesinde borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 71. maddesinde ise. “Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok, dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz” hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasındaki bilgi belgelerin incelenmesinden; davacının ödemekle yükümlü olduğu bir kısım amme borçlarını ödemediği gerekçesine dayalı olarak ... Bankası A.Ş. ... şubesine bağlı ...IBAN nolu hesabına bankada bulunan tutar doğrultusunda işlem tesis edildiği, söz konusu hesabın maaş hesabı olduğu, 01/11/2018 tarihi itibariyle maaş ödemesi olduğu, ... sayılı davalı idarenin haciz bildirisi ile haciz işlemi uygulandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Vergi Mahkemesince 6183 sayılı Kanun'un 71. maddesi hükmüne aykırı olarak davacının maaş hesabının tamamı üzerine konulan haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile karar verilmiş ise de; Kanun hükmü uyarınca maaş hesabının kısmen haczolunabileceği; buna göre dayanak ödeme emirlerinin de kesinleştiği göz önünde bulundurulduğunda, ödeme emri ile kesinleşen tutara göre, Kanun'da belirtilen orana isabet eden haciz tutarının reddi ile artan kısmın kaldırılması yani tadil edilerek karar verilmesi gerekirken, dava konusu haczi tamamen kaldıran temyiz konusu kararda yasal isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşü ile karara katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2020/1096, K. 2023/766, 16 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama