KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/1701 E., 2021/4298 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2021
- Esas No
- 2020/1701
- Karar No
- 2021/4298
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Hırdavat Civata ve Otomotiv Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlediğinden bahisle, takdir komisyonu kararına istinaden adına re'sen tarh edilen 2007 yılı 3 kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2007/10-12 dönemi 3 kat vergi ziyaı cezalı geçici vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının gerçek bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, komisyon karşılığı sahte belge düzenlediği anlaşıldığından, uyuşmazlık konusu dönemde düzenlediği faturalar üzerinden %2 komisyon geliri hesaplanmak üzere takdir komisyonunca takdir edilen matrah farkı üzerinden yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında ve kurum geçici vergisi üzerinden kesilen tek kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
kurum geçici vergisinin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere peşin alınan bir vergi olması nedeniyle, Danıştay'ın yerleşik içtihadı gereği tek kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekirken, üç kat kesilen vergi ziyaı cezasında ve 193 sayılı Kanun'un mükerrer 120. maddesi uyarınca mahsup süresi geçtikten sonra geçici vergi aslının tarh olunmaması yasa hükmü olmasına karşın vergi aslı tarh olunan 2007/10-12 dönemi geçici vergi aslında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar Danıştay bozma kararı esas alınarak verilen mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120/4. maddesinde; yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş döneme ait geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici verginin tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu ihbarnamede geçici vergi miktarı gösterilmiş ise de, geçici verginin aslının aranmayacağının belirtilmesi karşısında vergi miktarının kesilecek vergi ziyaı cezasının tutarının belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, aslı aranmayacağı hem kanunun ilgili maddesi gereği olması ve hem de idarece tanzim olunan ihbarnamede geçici verginin aslının aranmayacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle, kararın geçici verginin kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının da hukuki sonuç doğurmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, ihtilafın "geçici vergi aslına ilişkin kısım yönünden incelenmeksizin reddine" karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki mahkeme kararının belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Danıştay 4. Daire, E. 2020/1701, K. 2021/4298, 21 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama