KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/3429 E., 2022/1413 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 9 Mart 2022
- Esas No
- 2020/3429
- Karar No
- 2022/1413
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … İşletmesi
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
681 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, bağlı bulunduğu vakfa aktardığı kazanç üzerinden tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2019/2 dönemine ilişkin muhtasar beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen 2.981.459,70 TL tutarındaki gelir (stopaj) vergisinin kaldırılması ve söz konusu tutarın iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin, ilgili dernek veya vakfın genel anlamda iştiraki, iktisadi işletme kârından bağlı olunulan vakfa veya derneğe yapılan aktarımın vakıf yönünden Kanun'un 75. maddenin 1. fıkrasının 2. bendine göre iştirak kazancı, kârı sağlayan (aktaran) yönünden ise kâr dağıtımı niteliğinde olup işletme kendi kazancının vergisini,
vakıf ise işletmenin kendisine sağladığı kazancın vergisini kaynağında tevkif yoluyla ödemek durumunda olduğundan ve vakfın elde ettiği söz konusu iştirak kazancı kurumlar vergisinden istisna edildiğinden ortada mükerrer vergilendirme de söz konusu olmadığından, ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; iki ayrı iktisadi işletmenin bulunmaması, bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine iştirak etmesi gibi bir durumdan söz edilememesi, iktisadi işletmenin bizatihi vakfa ait olması, vakfın başka bir iktisadi işletmeye iştirakinden dolayı değil, kendi iktisadi işletmesinden kazanç elde etmesi karşısında ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan tarh ve tahsil işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Kararın idare lehine bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
Davacı adına, bağlı bulunduğu vakfa aktardığı kazanç üzerinden tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2019/2 dönemine ilişkin muhtasar beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen 2.981.459,70-TL tutarındaki gelir (stopaj) vergisinin kaldırılması ve ödenen tutarın iadesini talebi ile bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde vakıflara ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefi olarak sayılmış, vakıf tüzel kişiliğkleri ise mükellefiyet dışında bırakılmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 1. fıkrasında "...dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri,... aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." düzenlemesine yer verilmiş aynı maddenin 6. bendinin b-i alt bendinde.
"Tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin 2. fıkrasının (1),(2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmaz) tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 1. fıkrası ve aynı maddenin 6/b-i bendine göre; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75. maddenin 2. fıkrasının 1,2,3 numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesine göre vakıf tüzel kişiliği kurumlar vergisi mükellefi olmadığı için kar dağıtımı üzerinden kesinti yapılmasının zorunlu olması, vakıf iktisadi işletmesinin tam mükellef olup kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara yapılan kar payı aktarımından gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın kabulüne ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2020/3429, K. 2022/1413, 9 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama