KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/3089 E., 2021/5160 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2021
- Esas No
- 2021/3089
- Karar No
- 2021/5160
- Temyiz eden (davacı)
- ... Mobile İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
- Karşı taraf (davalı)
- ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2018/1 ila 8 dönemlerine ilişkin katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine kayıtlı bulunan şirket cep telefonuna ve şirket mail adresine elektronik tebligata ilişkin bilgilendirme mesajları gelmediğinden, ıttıla tarihi itibariyle davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği ileri sürülmekte ise de, vergi dairesi müdürlüklerince elektronik ortamda yapılan bir tebligatın geçerliği açısından muhataba kısa mesaj (SMS) ve/veya e-posta yolu ile bir bilgilendirme gerekmediği,
SMS ve e-postanın asıl tebligat işlemini haber vermek adına sadece muhataba hatırlatmada bulunmak amacıyla sunulan bir hizmet olduğu, 456 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde 19/10/2019 tarihinde 511 sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılan değişiklikle de bu durumun açıkça ortaya konulduğu, öte yandan davacı tarafından 15/02/2020 tarihinde sisteme girilerek tebliğden haberdar olunduğunun belirtilmesi karşısında, sisteme girişte de herhangi bir sorunun olmadığı, tebliğlerin sistemde okunabilir durumda olduğu anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmediği,
06/03/2020 tarihli ara karar üzerine davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu vergi/ceza ihbarnamelerinin elektronik ortamda davacıya 15/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içerisinde yani en geç 14/01/2020 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 25/02/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Elektronik tebligat için başvururken kendilerinden mail adresi ile SMS bilgilerinin de istenildiği ve bu yollarla kendilerine bir bilgilendirme yapılmadan tebligat yapılmasının usule uygun olmadığı, öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığı ve kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2021/3089, K. 2021/5160, 14 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama