KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/3468 E., 2021/8794 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2021
- Esas No
- 2021/3468
- Karar No
- 2021/8794
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av….
- Karşı taraf (davacı)
- … Sanayi Ticaret Limited Şirketi
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
642 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacının alım-satım ilişkisinde bulunduğu Yenibosna Vergi Dairesi mükellefi … Perde Mefruşat San. ve Tic. Ltd. Şti.' nin 2006 yılında sahte fatura kullandığı ve davacıya da satış yaptığı, ancak ödenmesi gereken vergileri ödemediğinden bahisle bu borçların tahsili amacıyla davacı adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca müteselsil sorumluluktan söz edilebilmesi için öncelikle vergi kesintisi yapma sorumluluğu bulunması yada alım-satıma taraf olanlar bakımından hısımlık, sermaye, organizasyon gibi vergiyi ziyaa uğratma yolunda aralarında bir irtibat bulunması gerektiği, olayda ise davacının vergi kesintisi yapma zorunluluğu bulunmadığı gibi fatura aldığı mükellef ile arasında doğrudan hısımlık, sermaye, organizasyon gibi şekillerde gerçekleşmiş bir ilişki bulunduğu yönünde yapılmış bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X) KARŞI OY
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" başlıklı 14. maddesinin 3/c bendinde, dilekçelerin ''ehliyet'' yönünden inceleneği, 15/1-b maddesinde, 14/3-c maddesinde yazılı eksikliğin dilekçelerde varlığının tespiti halinde davanın reddine karar verileceği, 14/6. maddesinde ise, ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de, davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, idari yargıda "ehliyet" yalnızca davacı tarafın dava ehliyetine ilişkin olup, dava açma ehliyeti, sadece dava açılırken değil dava karara bağlanıncaya kadar aranmıştır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 377. maddesinde, tarhiyatlara ve kesilen vergi cezalarına karşı kimlerin dava açabileceği, Türk Ticaret Kanununda ise sermaye şirketleri arasında sayılan limited şirketlerin "sona erme"sinin anonim şirketlere ilişkin hükümlere tabi olduğu belirtilmiş olup buna göre, kanunun ilgili (TTK'nun) maddelerinde sayılan "sona erme" hallerinin vukuunda limited şirketin tüzel kişiliği de sona ereceğinden, bu hukuki durumun sonucu olarak tüzel kişiliği sona eren şirketin temsil edilmesi de mümkün olamayacaktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 13/08/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği ve buna ilişkin hususun 19/08/2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde, davanın açıldığı 30/12/2013 tarihinde tüzel kişiliği bulunan davacının, ilk kararın verildiği 30/03/2015 tarihinde tüzel kişiliğinin bulunmadığı anlaşıldığından, bu aşamadan sonra hak ve borçlara muhatap olması ve dolayısıyla mahkemede temsil edilmesi hukuken mümkün değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece davanın karara bağlanmasından önce tüzel kişiliği sona eren ve buna bağlı olarak da dava açma ehliyeti kalmayan davacı şirket dilekçesinin Mahkemece, davacı şirketin ehliyetsizlik durumu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2021/3468, K. 2021/8794, 13 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama