KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/5901 E., 2022/5192 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2022
- Esas No
- 2022/5901
- Karar No
- 2022/5192
- Temyiz eden (davalı)
- …Vergi Dairesi Başkanlığı (…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Temizlik Turizm İnşaat Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura kullandığından bahisle vergi inceleme raporuna istinaden re'sen tarh edilen 2010/9 dönemi vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; olayda, 19 Ağustos 2014 tarih ve 8634 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre, davacı şirketin ticaret sicil kaydının Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca re'sen silindiği, dava konusu vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin tebliği üzerine bakılan davanın ise 23/12/2015 tarihinde açıldığı, bu durumda, hiçbir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin idari davalara konu edilmesinin olanaksız olduğu,
idari davaya konu edilemeyecek bir işlemin hukuka uygunluğu da incelenemeyeceğinden, dava konusu cezalı tarhiyatlara ve özel usulsüzlük cezasına karşı davacı şirket tarafından açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, davacı şirketin ticaret sicilinden kaydının hukuki süreç (tasfiye) işletilmeden terkin edildiği, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre bir şirketin hukuk aleminden sona erebilmesi için önce tasfiye sürecine girmesi, bu durumun gazetede ilan edilerek üçüncü kişilere duyurulması, unvanının başına ''Tasfiye Halinde'' ibaresinin eklenmesi ve tasfiye işlemlerini yürütmek amacıyla tasfiye memuru seçilmesi gerektiği, ancak dava konusu olayda davacı şirketin bu gerekleri yerine getirmediği,
üzerinde tahakkuk etmiş veya tahakkuk zaman aşımı süresi içerisinde tahakkuk edecek olan amme borçları bulunan şirketler, borçlar ödenmeden tüzel kişiliklerini bir nedenle kaybedecek olur iseler, bundan böyle ne anılan şirket hakkında ve ne de ilgili dönem kanuni temsilci hakkında hiçbir tarh, tahakkuk ve tahsil işlemi yapılamayacağından amme idarelerinin alacaklarını terkin etmek durumunda kalacağı, bu durumda yüklü miktarda tahakkuk etmiş veya edecek amme borcu bulunan tüzel kişilerin tasfiye yoluna giderek tüm amme alacağından kurtulacağı, böyle bir sonucun ise hukuken kabul edilemeyeceğinin her türlü izahtan vareste olduğu,
dava konusu tarhiyatın döneminin 2010 olduğu dikkate alındığında bu dönemde henüz mükellef kurumun hukuki varlığı devam etmekte olup, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar Danıştay bozma kararı esas alınarak verilen mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir. Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 22/12/2021 tarih ve E:2021/8282, K:2021/10556 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2022/5901, K. 2022/5192, 27 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama