İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /5. Daire

DANIŞTAY · 5. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 5. Daire E.2021/10469 K.2024/21748

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılan ... Hizmetleri A.Ş.'den olan ticari alacaklarının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl…

Esas2021/10469Karar2024/21748Tarih19 Aralık 2024Okuma10 dk · 1.941 kelime

KÜNYE

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/10469 E., 2024/21748 K.·T.C. Danıştay Beşinci Daire

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Esas No
2021/10469
Karar No
2024/21748
Temyiz eden (davalı)
... Valiliği / ...
Vekili
Av....
Karşı taraf (davacı)
... Müşavirlik Limited Şirketi
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...1 tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.941 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından; 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılan ... Hizmetleri A.Ş.'den olan ticari alacaklarının ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararında. Davacı Şirket tarafından 2 adet hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağının tahsili amacıyla ...Yayın Hizmetleri A.Ş. aleyhinde ... İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan E:... sayılı icra takibine, borçlu Şirketin itirazı üzerine itirazın iptali istemiyle ...

Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davada... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile "itirazın kısmen iptaline" hükmedildiği, temyiz başvurusunu değerlendiren Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan kararın bozulduğu, karar düzeltme isteminin ise... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek Mahkeme kararının değişik gerekçe ile bozulması üzerine ...

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:...... sayılı kararı ile 675 sayılı KHK nın 16. maddesi hükmü kapsamında davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiği, davacının 17/02/2017 tarihli dilekçe ile 670 sayılı KHK'nın ilgili hükümleri uyarınca mali müşavirlik hizmetine karışılık... Yayın Hizmetleri A.Ş.'den alacağı 230.000,00-TL'nın ödenmesi istemiyle ...

Defterdarlığı KHK İşlemleri Bürosu'na yaptığı başvurunun reddedildiği, davacının talebinin İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu'nun ...tarih ve ... görüş ve öneri raporu doğrultusunda "675 sayılı KHK'nın 5. maddesinde belirtilen kanaat getirici belgelerin bulunmadığı, dilekçenin kazai mercilerce onamış belli ve kesin bir alacak tutarını içermediği" gerekçesiyle reddedildiği, ancak yukarıda ayrıntısına yer verilen düzenlemeler kapsamında devralınan varlıklarla ilgili hak iddiasında bulunanların kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaatının yeterli görüldüğü,

bunun dışında alacağın ispatı yönünden kesinleşme şartı gibi herhangi bir koşul öngörülmediği, getirilen diğer koşulların ise alacağın ispat edilmesi durumunda hak sahiplerine hangi durumlarda (devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi v.s) ödeme yapılamayacağına yönelik kurallarını içerdiği, davacının istihkak ve alacak talebinin dayanağını ise yargı kararları ve karara konu bilirkişi raporlarının oluşturduğu,

bu yönüyle de kanaat getirici bilgi ve belgelerin varlığının kabulü gerektiği, dava konusu alacağa ilişkin adli yargıda görülen davanın sonucu itibariyle her ne kadar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmekle birlikte bu durumun 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemeden kaynaklandığı, dolayısıyla somut olayda davacının hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını ispatlayan bilgi ve belgenin mevcut olduğu,

mevzuat gereğince 668 sayılı KHK ile kapatılan Şirketin borçlarından devredilen kurumun sorumlu olması nedeniyle davacının hizmet sözleşmesine bağlı olarak alacaklarının gerekli inceleme ve araştırmalar yapılarak ortaya konulması ve belirlenecek tutarın davacıya ödenmesi gerekirken, aksi yönde tesis olunan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı şirketin alacağını kesin belgelerle ispatlayamadığı, idari yargı yerinin özel hukuk hükümlerini yorumlamasının yerindelik denetimi olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacı şirket tarafından, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılan ... Yayın Hiz. A.Ş.'den olan ticari alacaklarının ödenmesi istemiyle davalı idareye başvuru yapılmıştır. ... Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu'nun... tarih ve ... sayılı işlemiyle alacak başvurusu, kesin belgelerle ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri, "...idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar." olarak sayılmıştır.

7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Dava ve takip usulü" başlığını taşıyan 16. maddesinin 1. fıkrasında, "1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete dergi,

yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir.

Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir..." kuralı.

"2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir.

Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına re'sen tebliğ edilir..." kuralı;

... (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz." kuralı yer almakta idi.

7082 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4 numaralı fıkrasının 3. cümlesinin iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin, 22/11/2023 tarih ve 32377 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla; söz konusu maddenin ilgili cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, anılan kararın gerekçesinde;

"...kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde mülkiyet iddiasında bulunanların bu iddialarla ilgili olarak açacakları davaların hangi yargı kolunda görüleceği meselesi bir yargılama usulü politikası olarak kanun koyucunun takdirindedir. Anayasa’nın 36. veya 40. maddesi bu tür uyuşmazlıkların adli yargıda karara bağlanmasına ilişkin bir güvence içermemektedir.

İdari yargı mercilerinin özel borç ilişkilerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümlenmesi hususunda yeterli tecrübeye sahip olup olmaması da bir yerindelik meselesi olup anayasal bir sorun değildir. Dolayısıyla kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde hak iddia edenlerin açacakları davaların idari yargı mercileri tarafından karara bağlanması tek başına Anayasa’nın 40. maddesine aykırılık taşımamaktadır.

Bununla birlikte Anayasa’nın 40. maddesi oluşturulacak dava yolunun uyuşmazlığın esasını inceleme ve karara bağlama kapasitesini haiz olmasını zorunlu kılmaktadır. Bu da idari yargı yerlerinin bu tür uyuşmazlıkların esasının incelenmesini ve karara bağlanmasını temin edecek uygun araçlarla donatılmasını gerektirmektedir.

İdari yargının bu tür özel borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların esasını tüm yönleriyle inceleyebilecek araçlardan yoksunluğu bu tür uyuşmazlıkları inceleyebilecek yegâne yolun idari yargı olmasını öngören kuralın Anayasa’nın 40. maddesindeki gereklilikleri karşılamaması sonucunu doğurabilir.

Bu bakımdan Anayasa Mahkemesinin üzerinde durması gereken mesele idari yargının kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde hak iddia eden kişiler ile bu kurum ve kuruluşlar arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarını her yönüyle çözüme kavuşturacak araçlara sahip olup olmadığıdır. İdari yargılama usulü 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca yazılı yargılamaya dayanmaktadır.

İdari yargılama usulünde tanık dinlenmesini yasaklayan açık bir hüküm bulunmamakla birlikte tanık dinleme usulünü düzenleyen hükümler 2577 sayılı Kanun’da yer almadığından ve bu konuda hukuk muhakemesi usulüne atıfta da bulunulmadığından idari yargılamada tanık dinlenip dinlenmeyeceği meselesi tartışmalı bir konu olmayı sürdürmüştür.

Özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların bir kısmı yazılı belgelere dayandığından yazılı yargılama usulünü uygulayan idari yargının bunların çözümlenmesi için gereken araçları haiz olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte bazı özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde yazılı belgeler üzerinde inceleme yapılması yeterli olmamakta sözlü yargılama yapılması da gerekebilmektedir.

Özellikle sadece tanık deliline dayalı olarak ispatlanması mümkün olabilecek iddiaların incelenmesinde sözlü yargılama yapılması ve tanık dinlenmesi zorunlu olabilmektedir. İdari yargılama usulünde tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı hususunda süregelen tartışmanın varlığı da gözetildiğinde tanık dinlenmesini gerektiren özel hukuk uyuşmazlıkları yönünden idari yargının etkili bir yol olduğunun kesin bir biçimde söylenmesi mümkün görünmemektedir.

Bu durumda kamuya devredilen kurum ve kuruluşların hak, alacak ve/veya mal varlıkları üzerinde hak iddia eden kişiler ile bu kurum ve kuruluşlar arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarının, sahip olduğu araçlar bakımından idari yargının kapasitesini aşıp aşmadığı yönünden bir ayrım yapılmaksızın, tümünün tek çözüm mercii olarak idari yargının tayin edilmesi Anayasa’nın 40. maddesinde öngörülen etkili yargısal başvuru yolları oluşturma yükümlülüğünü ihlal etmektedir." hususları belirtilerek iptaline karar verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

İdari yargının görev alanı; idare hukuku kuralları içinde, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla, kamu gücü kullanılarak tek taraflı olarak tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar nedeniyle açılan davaların görüm ve çözümüyle sınırlı bulunmaktadır.

İdarenin işlemleri veya eylemleri nedeniyle hak ihlaline uğradığını öne süren kişilerce, ihlal edilen haklarının mali olarak telafisini teminen idari yargı mercilerinde açılacak tazminat istemli tam yargı davalarında; öncelikle, zararın idari bir işlem yahut eylemden mi kaynaklandığı hususunun; başka bir anlatımla, "işlemler" için; idare hukuku kurallarına göre tesis edilen, kamu gücüne dayanarak, diğer tarafın rızasını aramaya gerek olmaksızın, ilgilinin hukuki durumunda tek yanlı irade açıklamasıyla değişiklik meydana getiren idari bir işlem olup olmadığının ortaya konulması;

"eylemler" için ise, idarece yürütülen kamu hizmetinin kuruluşunda, örgütlenmesinde veya işleyişinde meydana gelen bir aksaklığı içeren idarenin kusur sorumluluğuna dayalı veya kusursuz sorumluluk hallerine dayalı bir hak ihlalinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

Bu bağlamda, idari makamlar tarafından tesis edilmiş olsa bile, özel hukuk hükümlerine tabi olan işlem ve sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile kamu hizmetinin kuruluşu, örgütlenişi ve işleyişinden kaynaklanmayan eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargı mercileri görevlidir.

Dava konusu uyuşmazlığı çözümlemekle görevli yargı kolunu belirleyen kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 22/11/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi kararlarının derdest olan davalarda uygulanacağı açıktır.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında uyuşmazlığın niteliğine göre, adli veya idari yargının görevli olup olmadığı konusunda dava dosyasını elinde bulunduran idari yargı mercii tarafından karar verilmesi gerekir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından, ... Yayın Hizmetleri A.Ş.'den olan alacağının tahsili için ... İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığı, söz konusu şirketin 668 sayılı KHK uyarınca kapatılması üzerine bu takip ve ilişkili davalar hakkında düşme kararı verildiği, bunun üzerine yasal zorunluluk olarak ticari alacaklarının ödenmesi istemiyle başvurunun reddi üzerine de anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, mahkeme tarafından ticari alacağın ödenmesi istemiyle yapılan başvuru sonrasında açılan işbu davanın idari yargının görevinde olup olmadığı değerlendirilerek, uyuşmazlığın adli yargı düzeninin görev alanında olduğu sonucuna ulaşılması halinde davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden, işin esasına girilerek dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/12/2024 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.

Danıştay 5. Daire, E. 2021/10469, K. 2024/21748, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'nin Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2021/10469
Karar No
2024/21748
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 5. Daire E.2021/10536 K.2024/22262
  • Danıştay 5. Daire E.2021/10546 K.2024/21334
  • Danıştay 6. Daire E.2021/10602 K.2024/7783
  • Danıştay 6. Daire E.2021/10649 K.2024/7984
  • Danıştay 6. Daire E.2021/10756 K.2024/8144
  • Danıştay 6. Daire E.2021/10775 K.2024/8134

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.