İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /7. Daire

DANIŞTAY · 7. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 7. Daire E.1999/3288 K.2000/1203

8527.90 tarife ve istatistik pozisyonunda beyan edilen eşyaların 85.43 tarife ve istatistik pozisyonunda yer aldığından bahisle tahakkuk ettirilen toplu konut fonunun tahsili amacıyla tanzim ve tebliğ olunan ödeme emrini; fona karşı tahakkuk aşamasında…

Esas1999/3288Karar2000/1203Tarih24 Nisan 2000Okuma8 dk · 1.501 kelime

KÜNYE

7. Daire 1999/3288 E., 2000/1203 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire

Karar tarihi
24 Nisan 2000
Esas No
1999/3288
Karar No
2000/1203
Temyiz İsteminde Bulunan
Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına Halkalı Giriş Gümrük Müdürlüğü
Karşı Taraf
... Finansal Kiralama A.Ş.
Vekili
Av. ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.501 kelime·8 dk okuma·3 bölüm

İstemin Özeti

8527.90 tarife ve istatistik pozisyonunda beyan edilen eşyaların 85.43 tarife ve istatistik pozisyonunda yer aldığından bahisle tahakkuk ettirilen toplu konut fonunun tahsili amacıyla tanzim ve tebliğ olunan ödeme emrini; fona karşı tahakkuk aşamasında dava açıldığı anlaşıldığından, kesinleşmeyen kamu alacağının ödeme emriyle istenilemeyeceği gerekçesiyle iptal eden ...'inci Vergi Mahkemesinin ... gün ve E:...; K:... sayılı kararının; yapılan işlemde isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Mahkemece, fona karşı tahakkuk aşamasında dava açıldığı ve dolayısıyla ödeme emri ile takip edilecek aşamaya gelmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiş ise de; vergi mahkemelerinde dava açılmakla yürütülmesi kendiliğinden duracak vergi ve benzeri bir kamu alacağı olmayıp, Kanunen idare mahkemelerinde dava edilebilecek, bir ek mali yükümlülük olan fonun vergi mahkemelerince çözüme kavuşturulması,

Danıştayın bu yöndeki içtihat değişikliği sebebine dayandığından ve fon tahakkukunun dava konusu edilmesi icrai işlemlerin devamına engel teşkil etmeyeceğinden, fon tahakkukuna karşı açılan davanın sonucu araştırılıp, gerekirse bekletme kararı verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle ödeme emrinin iptali yolundaki kararda isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ve kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ...'nun Düşüncesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında; temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı öngörülmüştür.

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, yukarıda belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığı gibi, mahkeme kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, bu kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte de görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle mahkeme kararının onanmasının gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz başvurusu; davacı adına ek olarak tahakkuk ettirilen toplu konut fonunun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali yolundaki vergi mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık konusu fon payının; vergi mahkemelerinin görev alanını düzenleyen 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 6'ncı maddesinde belirtilen anlamda; genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harç ile benzeri mali yüküm olarak kabulü olanaklı bulunmadığından, fon uyuşmazlıklarına ilişkin davaların görüm ve çözümünün vergi mahkemelerinin görevine girmediği kabul edilmekle birlikte, Danıştay Başkanlık Kurulunun 23.6.1999 gün ve E:1999/41.

K:1999/42 sayılı. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 5.2.1999 gün ve E:1998/639. K:1999/187 sayılı. Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 10.12.1999 gün ve E:1999/244.

K:1999/572 sayılı kararlarıyla, bir vergiye bağlı olarak hesaplanan fonlarla ilgili davaların; vergiye ilişkin uyuşmazlık sonucu ortaya çıkacak hukuki duruma bağlılığı, ayrıca, bu tür uyuşmazlıkların, gerek usul ekonomisi, gerekse davaların farklı mahkemelerde görülmesinin uygulamada ortaya çıkaracağı sakıncalar nedeniyle vergi mahkemelerince çözümlenmesine karar verilmiş bulunması karşısında, vergi ile aralarında maddi bakımdan bağlılık bulunan fonlardan kaynaklanan uyuşmazlığı konu edinen işbu davaya; çözümsüzlüğün önlenmesi açısından vergi mahkemesince bakılmış olmasında usule aykırılık görülmeyerek işin esası incelendi:

Mahkemece, fon payına karşı tahakkuk aşamasında dava açıldığı,bu sebeple kesinleşmediği gerekçesiyle, düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verilmiş ise de; vergi, resim, harç ve benzeri bir kamu alacağı olmayıp, bunların dışında ek bir mali yüküm olarak tanımlanan fon paylarına karşı açılan davalara yukarıda belirtilen nedenlerle vergi mahkemelerince bakılıyor olması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27'nci maddesinin 3'üncü fıkrası hükmü uyarınca tahsil işlemlerinin kendiliğinden durmasını gerektirmeyeceğinden gerek vergi, gerekse fon payına ilişkin tahakkuk işleminin dava konusu edilmiş olması,

fon payının tahsili için ödeme emri düzenlenmesine engel değildir. Zira hukuk düzeninde asıl olan, idari işlemlerin icrailiğidir. 2577 sayılı Kanunun 27'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında istisnai bir durum söz konusudur. Fon tahakkuklarına karşı dava açılmakla yürürlüğün kendiliğinden durabilmesi, ancak, kanuni bir düzenlemeyle mümkündür.

Fon payı tahakkukuna karşı açılan bir davada yürütmenin durdurulması yolunda, açıldığı mahkemece alınmış bir karar olmadığı sürece, tahsil işlemlerine devam olunmasında hukuka aykırılıktan söz edilemeyecektir.

Bu itibarla, mahkemece, öncelikle fon tahakkukuna karşı açılan davanın ne şekilde sonuçlandığı araştırılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken, yazılı gerekçe ile verilen kararda isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının bozulmasına, bozma kararı üzerine mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 24.4.2000 gününde, esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

X - KARŞI OY

Dosyada; ek olarak toplu konut fonu tahakkukuna ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen vergi mahkemesi kararının temyizen bozulması istenilmektedir.

Vergi mahkemeleri, İdari Yargı Düzeninin özel görevli mahkemeleridir. Bu yargı düzeninin genel görevli mahkemeleri ise, idare mahkemeleridir. Bunun anlamı; özel görevli idari mahkeme olan vergi mahkemelerinin görev alanının kanunla belli edilmiş bulunması; kanunla sınırları çizilen bu alan dışında kalan ve özel görevli başka idari yargı yerinin; örneğin, Danıştay'ın görev alanına da girmeyen idari uyuşmazlıkların idare mahkemelerince çözülmesinin gerekli olmasıdır. Başka anlatımla; özel görevli idari yargı yerlerinin görev alanına girmeyen idari uyuşmazlıkların "kanuni hakimi", idare mahkemeleridir.

Özel görevli idari yargı yeri olarak vergi mahkemelerinin görev alanı, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 6'ncı maddesinde gösterilmiştir. Bu maddenin (a) bendine göre; vergi mahkemeleri, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalarının çözümüyle görevlidir.

Görüldüğü üzere; kamu kurum ve kuruluşlarına ait bir alacak dolayısıyla açılacak bir idari davanın vergi mahkemelerince çözümlenebilmesi için, bu alacağın niteliğinin vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm veya bunların zam ve cezaları olması yanında; alacağın, bentte sayılan bütçelere ait olması da gereklidir. Ancak bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi durumunda, idari davanın, vergi mahkemesinin görevine girmesi olanaklıdır.

2.3.1984 gün ve 2985 sayılı Kanunla getirilen toplu konut fonu Devlet'in hakimiyet hakkına dayanılarak ihdas edilmiş bulunduğundan; bize göre, niteliği itibarıyla vergi benzeri mali yükümdür. Ancak; söz konusu fon, 2576 sayılı Kanunun açıklanan 6'ncı maddesinde sayılan bütçelere ait gelir değildir. Böyle olunca; olayda, vergi mahkemelerinin görev alanını belirleyen ikinci koşul gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla; uyuşmazlık, vergi mahkemelerinin sınırları "kanunla çizilmiş özel görev alanı"nın dışında kalmaktadır. Genel görevli idare mahkemelerinin görev alanına giren söz konusu uyuşmazlığın vergi mahkemesince çözümlenmesi ise, Anayasanın 37'nci maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi"ne açık aykırılıktır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasına göre; idari dava açma süresi, idare mahkemelerinde, altmış; vergi mahkemelerinde ise, otuz gündür. Ayrıca, 2576 sayılı Kanunun 7'nci maddesine göre, idare mahkemelerinde tam yargı davaları dışında tek hakime verilmiş görev bulunmadığı halde, vergi mahkemelerinde miktarı sekiz milyon lirayı aşmayan davaların çözümü, mahkeme hakimlerinden birine ait bulunmaktadır.

Tek hakim tarafından verilen nihai kararlara karşı öngörülen kanun yolu ise, temyiz değil itirazdır. Öte yandan. 2577 sayılı Kanunun 27'nci maddesinin 3'üncü fıkrasında, vergi mahkemelerinde idari dava açılmasının tarh edilen vergi ile zam ve cezasının dava konusu edilen kısmının tahsilini durduracağı öngörülmüş olunmasına karşın; idare mahkemelerinde dava açılması halinde, kural, dava konusu idari işlemin yürütülebilirliğinin devam etmesidir.

Bu açıklamalar karşısında; fon payı ile ilgili uyuşmazlıklar dolayısıyla "kanuni hakim ilkesi"nin ihlalinin;

- dava açma süresini altmış günden otuz güne indirerek, ilgililerin hak arama özgürlüğünü kısıtlaması,

- miktar itibarıyla 2576 sayılı Kanunun 7'nci maddesinde öngörülen sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda, davacıların davalarını mahkeme kurulunda inceletme hakkını ortadan kaldırması ve, bunun sonucu olarak, doğal kanun yolunu değiştirmesi,

- fon tahsilatını, Kanun koyucu'nun iradesine aykırı olarak, dava açılmakla, kendiliğinden durur hale getirmesi, kaçınılmazdır.

Böyle bir sonuç ise, ancak Kanun koyucu'nun iradesi ile sağlanabilecek niteliktedir. Kanun koyucu'nun iradesiyle sağlanabilecek bir durumun, içtihatla oluşturulmasına olanak yoktur.

Bu bakımdan; mahkeme kararında dayanılan gerekçenin aksine, fon payının gümrük vergisinin matrahına bağlı olması, iki uyuşmazlığın bir arada görülmesinde usul ekonomisi bakımından yarar bulunması, ayrı mahkemelerde görülmeleri halinde kimi usul sorunlarının çıkmasının kaçınılmaz olması gibi nedenler, "kanuni hakim ilkesi"nin ihlalinin gerekçesi olamaz. Bu tür nedenler, ancak, bir yasa değişikliğini gerektirebilecek nitelik ve haklılıktadır.

Kaldı ki, toplu konut fonunun kaynaklarından büyük bölümü, ithalat işlemleri dışındaki işlemlerden alınan paylardan oluşmaktadır. İthalat işlemlerinden alınan toplu konut fonunun büyük bölümü de, kilo, adet v.s üzerinden hesaplanmaktadır. Bu şekilde alınan fon payları, eşyanın gümrük vergisine konu kıymeti, yani matrahı üzerinden hesaplanmamaktadır.

Anılan fonların, usul ekonomisi gerekçesine dayanılarak vergi mahkemesinde açılacak idari davaya konu edilmelerine hukuken olanak yoktur. Böyle olunca da, aynı tür fona ilişkin idari uyuşmazlıkların farklı idari mahkemelerde görülmelerinin, bu uyuşmazlıkların farklı dava açma süresine, farklı yargılama usulüne ve farklı zamanaşımına tabi olmaları gibi hak arama yollarının kullanılmasında belirsizliklere yol açarak, görev kuralı ile oluşan kamu düzenini bozacağı kuşkusuzdur.

Ayrıca, usul ekonomisi ilkesinin, kamu düzeni ile ilgili usul kurallarının ihmali sonucunu yaratacak biçimde kullanılması da, bu ilkenin uygulanabilirlik koşullarına ve amacına uygun değildir. Usul Hukukunda, yargı yerlerinin bu gibi hallerde kullanabilecekleri "bekletici ön mesele" adında bir müessese vardır. Mahkemenin, bu müesseseden haberdar olmaması mümkün değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Öte yandan; idare mahkemeleri, Danıştay idari dava daireleri ve İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun birlikte oluşturdukları hiyerarşik yapı, İdari Yargı Düzeninin bir alt yargı düzenidir. Vergi mahkemeleri, Danıştay vergi dava daireleri ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu ise, bu yargı düzeninin diğer bir alt düzenini oluşturmaktadır. Birbirinin eşiti olan bu iki alt yargı düzeninden birinde biçimsel anlamda kesin hüküm halini alan görevsizlik kararının, diğer alt yargı düzenini bağlaması düşünülemez. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararda görev yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından; kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile kararın gerekçesine katılmıyorum.

Danıştay 7. Daire, E. 1999/3288, K. 2000/1203, 24 Nisan 2000 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Özeti
  4. Türk Milleti Adına
  5. X - Karşı Oy
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
7. Daire
Esas No
1999/3288
Karar No
2000/1203
Tarih
24 Nisan 2000

İlgili Kararlar

  • Danıştay 7. Daire E.1999/3374 K.2000/1069
  • Danıştay 7. Daire E.1999/3654 K.2000/1370
  • Danıştay 4. Daire E.1999/3863 K.2000/1561
  • Danıştay 4. Daire E.1999/3973 K.2000/1473
  • Danıştay 4. Daire E.1999/4020 K.2000/1742
  • Danıştay 4. Daire E.1999/4131 K.2000/1393

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.