KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2016/3048 E., 2021/2250 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2021
- Esas No
- 2016/3048
- Karar No
- 2021/2250
- Temyiz eden (davacı)
- … Endüstri Kimyevileri İnşaat Turizm Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğü …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
- Dava Konusu İstem
- Davacı şirketin 2011 ve 2012 yılı hesaplarının incelenmesi sırasında yapılan ilk hesaplara göre tespit edilen miktar üzerinden re'sen tarh edilecek özel tüketim ve katma değer vergileri ile kesilecek vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
İhtiyati haciz önlemine yasadaki koşulların varlığı halinde cebren takip safhasına kadar her zaman başvurabileceğinden, incelemenin tamamlanarak, tarhiyat yapılmış olmasının ihtiyati haciz kararı alınmasına engel teşkil etmeyeceği, düzenlenen vergi inceleme raporunda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesinde yazılı fiillerin tespit edilmesi nedeniyle olayda teminat istenilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğu, üretimi yapılan mallara ait özel tüketim vergisi gerçeğe aykırı beyan edilmek suretiyle hileli yollara sapıldığından bahisle vergi inceleme raporu düzenlendiğinden ihtiyati haciz işlemi tesis edilmesine ilişkin gerekli şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesine göre vergi incelemesine devam edildiği durumlarda ilk hesaplamalara göre teminat istenebileceği ve ihtiyati haciz kararı alınabileceği, vergi incelemesi sonuçlanıp tarhiyat yapıldıktan sonra ihtiyati haciz kararı alınmasının mümkün olmadığı, olayda ihtiyati haciz sebeplerinin gerçekleşmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince, Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı şirketin 2011 ve 2012 yılı hesaplarının incelenmesi sırasında yapılan ilk hesaplara göre tespit edilen miktar üzerinden re'sen tarh edilecek özel tüketim ve katma değer vergileri ile kesilecek vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, ihtiyati haczin, bu maddede 7 bent halinde sayılmış olan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal tatbik olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı maddenin 3. bendinde ise, borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin olması bu hallerden sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda yer verilen Kanun hükmünün değerlendirilmesinden; maddi olayda borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerini gösteren emarelerin bulunması halinde ihtiyati haciz kararı alınabilecek olup, bu durumun varlığının idarece somut olarak ortaya konulması gerekli ve zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2011 ve 2012 yıllarına ait hesap ve işlemlerine ilişkin yürütülen vergi incelemesi kapsamında ilk hesaplamalara göre tespit edilen matrah farkı üzerinden hesaplanan vergi ve cezalar nedeniyle davacı adına, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca ihtiyati haciz kararının alındığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı hakkında üretimi yapılan mallara ait özel tüketim vergisinin gerçeğe aykırı beyan edilmek suretiyle hileli yollara sapıldığından bahisle vergi inceleme raporu düzenlendiğinden, olayda ihtiyati haciz koşulunun gerçekleştiği gerekçesiyle dava reddedilmişse de; ne ihtiyati haciz kararının dayanağı vergi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, ne de işlem dosyasında borçlunun kaçtığı, kaçması ihtimalinin bulunduğu, hileli yollara saptığı yönünde herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmaktadır.
Bu itibarla, davalı idare tarafından ihtiyati haciz uygulamasının dayanağı tam olarak ortaya konulamadığından, koşulları gerçekleşmeden alınan ihtiyati haciz kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali gerekirken, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
(X) KARŞI OY
Temyiz istemi, davacı şirketin 2011 ve 2012 yılı hesaplarının incelenmesi sırasında yapılan ilk hesaplara göre tespit edilen miktar üzerinden re'sen tarh edilecek özel tüketim ve katma değer vergileri ile vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin kararın bozulması istemine ilişkindir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği ifade edilmiştir.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde ihtiyati haczin, maddede yedi bent halinde belirtilen durumlardan herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre derhal tatbik olunacağı düzenlenmiş; maddenin (1) numaralı bendinde, Kanun'un 9. maddesi gereğince teminat istenmesini mucip hallerin mevcut olması, (3) numaralı bendinde ise borçlunun kaçmış olması veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin bulunması ihtiyati haciz kararı alınması gerektiren durum olarak öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare tarafından 6183 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca, 22/08/2013 tarih ve 31062 sayılı yazı ile, davacı şirketin hesaplarının incelenmesi sırasında yapılan ilk hesaplamalara göre tespit edilen miktar üzerinden teminat gösterilmesinin istenilmesine rağmen teminat gösterilmediği anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuatın ve olayın birlikte değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise ve (3) numaralı bent şartının tespiti halinde ihtiyati haciz işleminin tesis edilebileceği hükme bağlandığından, davalı idarece teminat gösterilmesi istenilmesine karşın davacı tarafından teminat gösterilmediğinden 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin (3) numaralı bendi kapsamında yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılan olayda, davacı hakkında tesis edilen ihtiyati haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle açılan davanın açıklanan nedenle reddi gerekirken, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle reddi yolundaki mahkeme kararına yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği oyu ile, karara katılmıyoruz.
Danıştay 7. Daire, E. 2016/3048, K. 2021/2250, 26 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama