KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/2052 E., 2021/4398 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2021
- Esas No
- 2019/2052
- Karar No
- 2021/4398
- Temyiz eden (davalı)
- …Vergi Dairesi Başkanlığı (…Vergi Dairesi Müdürlüğü) …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
- Dava Konusu İstem
- Davacı tarafından, kanuni temsilcisi bulunduğu …Petrol ve Madeni Yağ Ürünleri Üretim Depolama Nakliye Ticaret ve Sanayi Limited Şirketine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla maliki olduğu Konya İli, Selçuklu İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel …kapı nolu mesken niteliğindeki taşınmazı üzerine uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Karar Metni
788 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
Kamu alacağının cebren tahsil ve takibine yönelik olmayan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemlerinin, icrai muamelelere başlanılmadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik, dolayısıyla kamu alacağını koruyucu niteliği bulunan işlemlerden olduğu, asıl muhatabı, kamu borçlusu, diğer bir ifadeyle verginin mükellefi veya sorumluları olduğundan, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri ve ortakları hakkında bu işlemlerin uygulanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Tüzel kişiliğin ortakları ve kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacaklarının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanamayacağına dair yasal bir düzenleme mevcut olmadığından tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı tarafından, kanuni temsilcisi bulunduğu …Petrol ve Madeni Yağ Ürünleri Üretim Depolama Nakliye Ticaret ve Sanayi Limited Şirketine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla maliki olduğu mesken niteliğindeki taşınmazı üzerine uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde, amme borçlusu teriminin; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade ettiği.
13. maddesinde, maddede sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı belirtilmiş; bu bağlamda 13. maddenin 3. fıkrasında, borçlunun mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin varlığı ihtiyati haciz sebepleri arasında sayılmış.
70. maddesinin 11. fıkrasında, borçlunun haline münasip evinin, ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir ev alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, şirketin borcu nedeniyle sorumluluğu olan ve 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince takibi mümkün bulunan kanuni temsilcilerin amme alacaklısı idareye karşı amme borçlusu sıfatını haiz olduğu açıktır.
Öte yandan, sözü edilen düzenlemeler uyarınca, ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için 13. maddenin 3. fıkrasında, borçlunun mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalinin varlığı yeterli görülerek, süreyle sınırlı olmaksızın ihtiyati haczin uygulanacağı kurala bağlandığından ve şirket borçlarından sorumlu olan kanuni temsilciler; aynı zamanda bu borçlardan ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden, kamu alacağının borçlusu şirketin kanuni temsilcisi olduğunda ihtilaf bulunmayan davacı hakkında ihtiyati haciz kararı alınması açıklanan hukuki duruma aykırılık taşımamaktadır.
Bu bakımdan, Mahkemece, ihtiyati haciz koşullarının varlığı yönünden yapılacak incelemenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kamu alacağının gerçek borçlusu şirket tüzel kişiliği hakkında uygulanabilecek olan ihtiyati haciz hükümlerinin bu aşamada kanuni temsilciler için uygulanamayacağı gerekçesiyle davaya konu ihtiyati haciz işleminin iptal edilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; Mahkemece yeniden yapılacak incelemede, olayda, ihtiyati haczin koşullarının varlığının tespiti halinde davacının dava dilekçesinde belirttiği haline münasip evinin haczedildiği yolundaki iddiasının 6183 sayılı Kanun'un 70. maddesinin 11. fıkrası kapsamında ayrıca değerlendirmesi gerektiği tabiidir.
(X) KARŞI OY
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile, karara katılmıyoruz.
Danıştay 7. Daire, E. 2019/2052, K. 2021/4398, 2 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama