KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/1276 E., 2024/1613 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Esas No
- 2021/1276
- Karar No
- 2024/1613
- Temyiz edenler
- 1- (DAVACI) : ...
- 2- (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, ikametgahının yanında bulunan müştemilatta bandrolsüz sigara bulundurduğunun tespit edildiğinden bahisle, takdir komisyonu kararına istinaden, 2017 yılının Nisan dönemi için re'sen tarh edilen özel tüketim ve katma değer vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ithalattan kaynaklanan ve gümrük idaresince tarh ve takip edilmesi gereken vergi ve cezalarla ilgili olarak işlem tesis etme yetkisi bulunmayan maliye idaresi bünyesinde teşkilatlanan davalı idarece yapılan bir kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim ve katma değer vergisi tarhiyatlarının yetki yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Olayda vergi dairesinin yetkili olduğu belirtildikten sonra 20/04/2017 tarihli tespit tutanağıyla, bandrolsüz sigaraların davacıya ait olduğunun somut bir şekilde ortaya konulduğu, bu itibarla kullanılma zorunluluğu getirilen özel etiketi veya işareti olmayan özel tüketim vergisine tabi ürünleri bulundurduğu açık olan davacı adına takdir komisyonu kararıyla belirlenen matrah üzerinden vergi ziyaı cezası da kesilmek suretiyle re'sen tarhedilen özel tüketim vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı;
öte yandan, yapılan aramada ele geçirilen bandrolsüz sigaralar ile davacının ilgisinin tespit edilip edilmediğine bakılmaksızın, öncelikli olarak, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesinin gerektiği, buna göre, davacının, söz konusu sigaraların yurt içinde ticaretini yaptığı ve ticari amaçla satarak başkalarına teslim ettiği veya başkaca şekilde katma değer vergisine tabi olacak herhangi bir işleme tabi tuttuğu yolunda davalı idarece herhangi bir tespit yapılmadığı,
ayrıca fiili ya da kaydi envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle ziyaa uğratılan katma değer vergisinin belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan mükelleften aranacağı kuralının uygulanmasının, Kanun'da açıkça mükellef ifadesinin kullanılması karşısında, belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan kişinin gelir ya da katma değer vergisi açısından resmi bir mükellefiyetinin olması durumunda mümkün olduğu,
zira, fiili ya da kaydi envanterin ancak daha önceden gelir ya da katma değer vergisi mükellefiyeti bulunanlar nezdinde yapılabileceği, ayrıca, Kanun'da mükellef olmamakla birlikte yalnızca belirli bir miktarı aşan belgesiz mal bulundurduğu tespit edilenler adına 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hükme benzer bir düzenlemeye katma değer vergisi açısından yer verilmemiş olduğu anlaşıldığından,
vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uygunluk görülmediği gergekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen de kabulü ile mahkeme kararının vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra anılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından, aynı olay sebebiyle birden fazla ceza verilemeyeceği, olayda gümrük idaresinin yetkili olduğu; davalı idarece, dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın uygulanmasının fiilen ve hukuken imkansız olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 7. Daire, E. 2021/1276, K. 2024/1613, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama