KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/4120 E., 2022/5171 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2022
- Esas No
- 2021/4120
- Karar No
- 2022/5171
- Temyiz edenler
- 1- (DAVACI) Tasfiye Halinde … Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
- Vekili
- Av. …
Karar Metni
1.083 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: İthal ettiği bazyağları herhangi bir imalata tabi tutmaksızın doğrudan bazyağ olarak teslim ettiği, müstahzar olarak düzenlenen satış faturalarının ise gerçeği yansıtmadığından bahisle davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca, 2010 yılının Ocak, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ekim ve Kasım aylarının muhtelif dönemlerine ilişkin olarak re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezası, Aralık dönemine ilişkin özel tüketim vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesinlen vergi ziyaı cezası ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, müstahzar üretiminde kullanılan katkı maddelerinin alındığı "…Petrokimya Ürünleri Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi", "…Madeni Yağlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" ve "…Gres Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi"nden katıkların içeriği ile ilgili bilgi isteme yazısına gönderilen cevabi yazılarda, katık olarak alınan ürünlerin içeriğinde %60 ve %100 oranı arasında baz yağ bulunduğunun belirtildiği, söz konusu firmaların baz yağ alıp doğrudan satış yaptıklarının vergi inceleme raporlarıyla tespit edildiği,
katkı maddelerinin içeriğinin %60 ve %100 oranı arasında baz yağdan oluştuğu, üretim ve elektrik tüketim miktarlarının birbiriyle çeliştiği, yıllık müstahzar üretiminin kapasite raporunda belirtilen miktarların çok üzerinde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, müstahzar üretimi olmaksızın ithal edilen baz yağların, herhangi bir imalata tabi tutulmaksızın doğrudan baz yağ olarak teslim edildiği ve müstahzar teslimi olarak düzenlenen satış faturalarının gerçeği yansıtmadığı anlaşıldığından, üç kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı,
mükelleflerin kayıt dışı bıraktığı faaliyetlerine ilişkin alım-satım işlemleri nedeniyle fatura alınmaması ve düzenlenmemesi hususunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendinde işaret edilen eylemler arasında gösterilmediği, ceza kesilmesinin maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, 2010 yılının Ocak, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ekim, Kasım ve Aralık dönemlerine ilişkin olarak re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasına ilişkin davanın reddine, özel usulsüzlük cezasının ise iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacı tarafından, vergi incelemesinin varsayıma dayalı olduğu, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, üretim tasdik raporları incelendiğinde taahhüt edilen üretimin yapıldığının görüldüğü, İstanbul Ticaret Odası tarafından verilen raporda üretim reçetelerinin ayrıntılı olarak yer aldığı ve 2010 yılı Aralık dönemine ilişkin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezası hakkında hüküm kurulmadığı; davalı idarece, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : İdare Hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, dava dilekçesinde, açıkça 2010 yılı Aralık dönemine ilişkin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesinlen vergi ziyaı cezasına yönelik karar verilmesi talep edilmesine karşın, Mahkemece, davacının talebinin karşılanmadığı anlaşılığından anılan kısım hakkında hüküm kurulmak üzere temyize konu kararın bu yönüyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İLGİLİ MEVZUAT
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi; davanın konusunun davacı tarafından belirleneceğini, Hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, talebin fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini düzenlemektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, 2010 yılının Ocak, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ekim, Kasım ve Aralık dönemlerine ilişkin olarak re'sen tarh edilen özel tüketim vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasına ilişkin davanın reddine ve özel usulsüzlük cezasının iptaline ilişkin hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkralarının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Davacının 2010 yılı Aralık dönemine ilişkin tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezasına yönelik temyiz istemine gelince:
İdare Hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, İdari Yargı mercilerinde açılan davalarda Mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Dava dilekçesinde, açıkça, 2010 yılı Aralık dönemine ilişkin özel tüketim vergisi ile tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle kesilen vergi ziyaı cezasına yönelik karar verilmesinin istenilmiş olmasına karşın, Mahkemece, davacının talebi karşılanmayarak, cezanın tekerrür nedeniyle artırılan kısmı yönünden hüküm kurulmadığı anlaşıldığından söz konusu talep hakkında yapılacak yargılama sonucuna göre karar verilmek üzere kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
(X) KARŞI OY
Vergi hukukunun belge (yazılılık) esasına dayanmasından dolayı gerçek ve tüzel kişilerin vergilendirme ile ilgili yapmış oldukları işlemlerle alakalı olarak belge düzenlemeleri ve belge almaları zorunludur. Hazırlanacak olan belge hem maddi içerik açısından hem de şekil açısından kanun hükümlerine uygun olmalıdır. Bu bağlamda belge düzenine uyulmaması idari para cezası ile cezalandırılarak kanun hükümlerinin uygulanmaması yaptırıma bağlanmış usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları düzenlenmiştir.
Özel usulsüzlük cezasının düzenlendiği 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesi:
...verilmesi ve alınması icab eden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi... hallerinde özel usulsuzlük cezası verileceğini düzenlemiştir. Madde metni açık ve yalın olup yoruma mahal bırakmayacak niteliktedir. Objektif sorumluluk gereği belge verilmediği alınmadığı veya farklı meblağa yer verilmesinin tespiti cezayı gerektiren fiilin varlığı için yeterli görülmüştür.
Dava konusu olayda; 2010 yılı faturalarında özel tüketim ve katma değer vergisi bedellerinin noksan düzenlendiği hususu vergi inceleme raporuyla sabit olduğu, satış faturalarının gerçeği yansıtmadığından dolayı davanın reddine dair karar da onanmış olmakla, 213 sayılı Kanun'un 353. maddesinin 1. bendinde sayılan fiiller arasında yer alan gerçek meblağdan farklı meblağa yer verilmesi tespiti somut olarak olayda gerçekleşmiş olduğundan, özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire Kararının bu kısmına katılmıyorum.
Danıştay 7. Daire, E. 2021/4120, K. 2022/5171, 15 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama