KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/3562 E., 2024/825 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Esas No
- 2021/3562
- Karar No
- 2024/825
- Temyiz eden (davacı)
- ... Beton Sanayi Madencilik ve Tic. Ltd. Şti.
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Genel Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
651 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Trabzon İli, Yomra İlçesi sınırları içinde bulunan ... sicil sayılı II(a) grubu Andezit (mıcır) işletme ruhsat sahasında davacı şirket tarafından yürütülen madencilik faaliyetine yönelik daimi nezaretçi defterinin usulüne göre düzenlenmediğinden bahisle Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca davacı şirkete 31.054,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve ... sayılı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda.
Daimi nezaretçinin atama tarihinden önce daimi nezaretçi defterini tuttuğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından, adı geçen daimi nezaretçinin psikolojik sorunları nedeniyle raporlu olduğu dönemde defterin atama tarihinden önce doldurulduğu ve bu nedenle ruhsat sahibinin de defteri imzadan imtina ettiği ileri sürülmüş ise de, mezkur soyut iddia dışında davacının iddiasını ortaya koyan bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı,
ayrıca defteri nezaretçi ile birlikte imzalama yükümlülüğüne rağmen ruhsat sahibinin basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve iddiasını ortaya koyacak şekilde daimi nezaretçi defterine herhangi bir şerh düşmediği, bu durumda ruhsat sahibinin defterin imzalanmamasından kaynaklı sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı anlaşılmış olup, nezaretçi ile birlikte defter tutma yükümlülüğü olmasına rağmen ruhsat sahibinin bilgisi dışında cereyan eden atama tarihinden önce nezaretçinin defter tutması ve defterin ruhsat sahibi tarafından imzalanmaması eylemleri nedeniyle davacıya idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
ancak bir idari işlemin zamanaşımı süresi içerisinde tesisinde, ihlal eyleminin gerçekleştiği tarih ile işlem tarihi arasında geçen süre zarfında yaşanacak ceza artışlarından ceza ile muhatap olan kişi veya kuruluşların olumsuz etkilenmesi hakkaniyete ve nesafete aykırı olacağından ihlalin gerçekleştiği tarih (tespit tarihi) esas alınarak idari para cezası uygulanması gerektiği, bu nedenle, dava konusu işleme esas teşkil eden mahallinde tetkik raporunda, idari para cezasına konu eylemin 2018 yılında gerçekleştiği anlaşıldığından,
3213 sayılı Kanun'un 10/6. maddesi uyarınca verilecek idari para cezasının 2018 yılı için 25.098,00 TL olarak uygulanması gerektiği ilgili tarife uyarınca açık olup, sübut bulan eylemi nedeniyle davacıya idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, sonuç olarak davacıya verilen 31.054,00 TL idari para cezasının 25.098,00 TL'lik kısmında hukuka aykırılık, fazlaya ilişkin 5.956,00 TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin.
5.956,00 TL'lik kısmının iptaline, 25.098,00 TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, idarece düzenlenen tutanağın dikkat ettirilerek imzalattırıldığını hukuka aykırı olduğunu, daimi nezaretçinin sürekli rapor aldığı için firmayla ilişiğinin kesilmediğini, ve de defteri gerçeğe aykırı beyan ve tarihlerde doldurduğunu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/3562, K. 2024/825, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama