İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /8. Daire

DANIŞTAY · 8. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 8. Daire E.2022/5882 K.2025/6972

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kayseri ili, Yahyalı ilçesinde yer alan ER:..., ER: ... sayılı sahalar için II-b grubu (mermer) maden arama ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih…

Esas2022/5882Karar2025/6972Tarih17 Eylül 2025Okuma10 dk · 2.057 kelime

KÜNYE

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5882 E., 2025/6972 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire

Karar tarihi
17 Eylül 2025
Esas No
2022/5882
Karar No
2025/6972
Temyiz isteminde bulunan (davacı)
...Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
...Genel Müdürlüğü
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.057 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kayseri ili, Yahyalı ilçesinde yer alan ER:..., ER: ... sayılı sahalar için II-b grubu (mermer) maden arama ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve...sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin tek ortaklı limited şirketi olduğu ve şirketin tek ortağı, temsil ve ilzama yetkili müdürünün M.T. olduğu ve M.T. hakkında...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, açılan davada M.T.nin...

Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üye olma" suçu kapsamında "7 yıl 6 ay hapis cezasıyla" cezalandırıldığı hususu da bir bütün halinde değerlendirildiğinde dava konusu işlemin sebebi olarak gösterilen ve davalı Bakanlık bünyesinde oluşturulan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonunun takdir yetkisi kapsamında işlem tesis etmeye yetkisinin bulunduğu, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığına ilişkin somut bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı,

davalı idarece takdir hakkının yerinde kullanıldığı anlaşıldığından, davacı şirketin Kayseri ili, Yahyalı ilçesinde yer alan ER:..., ER: ... sayılı sahalar için II-b grubu (mermer) maden arama ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin dava konusu idare işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, ceza dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, kesinleşmemiş bir karar gerekçe gösterilerek kimsenin suçlu sayılamayacağı, işlemin hukuka aykırı tesis edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dava; davacı şirket tarafından Kayseri ili, Yahyalı ilçesinde yer alan ER:..., ER: ... sayılı sahalar için II-b grubu (mermer) maden arama ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve...sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ''Başlangıç'' metninde,; "Türk Vatanı ve milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatark'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda; ... Hiç bir faaliyetin Türk Milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği... Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." düzenlemesine yer verilmiştir.

Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, 168. maddesinde ise. "Tabiî servetler ve kaynaklar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Devlet bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzelkişilere devredebilir.

Hangi tabiî servet ve kaynağın arama ve işletmesinin, Devletin gerçek ve tüzelkişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzelkişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzelkişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunda gösterilir.” hükmü yer almaktadır.

3213 sayılı Maden Kanunu'nun 1. maddesinde; ''Bu Kanun madenlerin milli menfaatlere uygun olarak aranması, işletilmesi, üzerinde hak sahibi olunması ve terk edilmesi ile ilgili esas ve usulleri düzenleyeceği, 4. maddesinde ise; "Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir." düzenlemesi bulunmaktadır.

Tabii servet ve kaynakların işletilmesi ve bunların toplumun yararına sunulması devletin en temel yetkilerindendir. Nitekim Anayasa’nın “Tabiî servetlerin ve kaynakların aranması ve işletilmesi” başlıklı 168. maddesinde madenler de dâhil olmak üzere tabii servet ve kaynakların işletilmesine ilişkin olarak devlete birtakım yetkiler verilmiştir. (AYM, Norm Denetimi, Tarih: 13/7/2023 ve E: 2023/117, K: 2023/121

, § 16)

Anayasa Mahkemesi'nin 16/02/1965 tarihli ve E:1963/126, K:1965/7 sayılı kararında tabii servetlerin ve kaynakların özel mülkiyete tabi olmayacağını belirterek devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerler ifadesini, “devletin devlet olma niteliği ile eli altında tuttuğu nesneler düzeni içinde yer verdiği mallar” şeklinde belirtmiştir. Bu belirlemede de tanımdan ziyade, devletin egemenlik yetkisinin bir sonucu olarak bazı malların özel mülkiyete tabi olmasa da gözetilmeye ve korunmaya ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır.

Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06/07/1970 tarihli ve E:1967/7 K:1970/76 sayılı kararında; madenlerin kamu yararına en uygun şekilde idare ve istismarının Devletin hükümranlık hakları gereği olup, işin bu niteliği itibarıyla da sözü edilen millî servetin aranması ve işletilmesi işlemlerinin bir kamu görevi olarak kabulünün zorunlu olduğu;

madenlerin mülkiyeti ve madenlerden istenilen şekilde yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkının tamamen Devlete ait olup, bunun Devletin hükümranlık hakkının bir sonucu olduğu ve amacın ise yer altı servetlerinin Devlet tarafından "kamu yararı doğrultusunda idare ve istismarını sağlamak'' olduğu, bu itibarla da kanun koyucunun, madenlerin mülkiyeti konusunda Medenî Kanun'dan ayrılarak koyduğu özel nitelikteki kısıtlayıcı hükümler yanında, aynı amaç ve düşünce ile, maden hakları ve hakların tescili hususlarında da özel bir düzen getirmiş olduğu vurgulanmaktadır.

Bu noktadan hareketle yukarıda yer alan düzenlemeler de göz önüne alındığında, madenlerin işletilme hakkı tamamen Devletin hüküm ve tasarrufundadır. Ancak, özel şahıslar da madenleri işletebilirler. Madenler Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunduğundan, buna ilişkin hakların kullanımı Maden Kanunu hükümlerine dayanarak verilecek ruhsatla mümkün olmaktadır.

Maden Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan 'Milli menfaat', bir devletin kendi varlığını, güvenliğini, refahını, bağımsızlığını ve uluslararası alandaki gücünü korumak ve geliştirmek için gerekli gördüğü çıkarların tümüdür. Diğer bir ifadeyle bir ülkenin kendi halkı için en iyi, en güvenli, en faydalı olanı yapmaya çalışmasıdır. Bu hem iç politikada (ekonomi, eğitim, sağlık vb.) hem de dış politikada (başka ülkelerle ilişkiler, savunma, ticaret vb.) geçerlidir. Bu bakımdan enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, işletilmesi ve dışa bağımlılığın azaltması milli menfaatin bir gereğidir.

Hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa’ya ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu temel hukuk ilkeleri ile Anayasa’nın bulunduğu bilinci olan devlettir.

(Anayasa Mahkemesinin 02/06/2009 tarihli ve E:2004/10, K:2009/68 sayılı kararı) Başka bir deyişle hukuk devleti ilkesi gereğince, idareye davranışta bulunurken veya görevlerini yerine getirirken belirli oranda hareket serbestliği sağlayan takdir yetkisinin kullanımı mutlak, sınırsız, keyfi biçimde gerçekleşemez. Bu nedenle idarenin takdir yetkisinin sınırları kanunla çizilmelidir.

İdarenin kanuniliği ilkesinin iki boyutu bulunmaktadır. İlk boyutu, idarenin secundumlegem özelliğidir (kanuna dayanma ilkesidir). Bu ilkeye göre idarenin düzenleme yetkisi kanundan kaynaklanır. İkinci boyutu, idarenin intralegem özelliğidir (kanuna aykırı olmama ilkesidir). Bu ilkeye göre idarenin işlem ve eylemleri kanunun çizdiği sınırlar içinde kalmalıdır. Başka bir deyişle idare kendine tanınan takdir yetkisini kullanırken kanuni sınırlar içinde hareket etmelidir. (AYM 01/06/2023 tarihli ve E:2020/56, K:2023/108 sayılı kararı)

Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan bu yetkiyi anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı)

Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak nazara alınması mümkündür. Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu bu ölçütlere uygun olarak.

Danıştay içtihatlarıyla da, idarenin yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip olduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, yargı denetimine tabi olduğu; takdire dayalı idari işlemlerin yargı denetiminin; üst norm denetimi ve açık takdir hatası, ölçülülük, yetki sapması, kamu yararı, hizmet gerekleri gibi ölçütler çerçevesinde yapılması gerektiği kabul edilmiştir.

Bununla birlikte, idarelerin birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumlarda, idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve yasa kurallarıyla ve İdare Hukuku ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.

Uyuşmazlıkta; davacı şirket tarafından II-b grubu (mermer) maden arama ruhsatı verilmesi talebinin reddine dair Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün işleminin iptali istenilmektedir.

Somut olayda; davacı şirketin tek ortaklı limited şirketi olduğu ve şirketin tek ortağı, temsil ve ilzama yetkili müdürü M.T. hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında dava açıldığı, FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma kapsamında hakkında yapılan değerlendirmede ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçu kapsamında "7 yıl 6 ay hapis cezasıyla" cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.

Bu durumda yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, kanun koyucu tarafından tabii servet ve kaynakların işletilmesi ve bunların ekonomiye kazandırılarak milli menfaatler doğrultusunda kullanılmasının amaçlandığı, idarenin maden ruhsatı taleplerinin veya süre uzatımı taleplerinin kabulü konusunda takdir hakkının bulunduğu, ancak bu takdir hakkının kamu yararı, hizmet gerekleri ve hakkaniyet gibi ölçütler çerçevesinde kullanılması gerektiği anlaşılmıştır.

Olayda, milli güvenlik, milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösteren kişi veya kurumların, milli servet olan madenlerin milli menfaatler doğrultusunda işletilmesi taleplerini kabul etme noktasında takdir hakkı bulunan idarece tesis edilen dava konusu işlemlerin takdir hakkı kapsamında somut gerekçelere dayalı olarak tesis edildiği görülmüş olup, idari yargı merciilerince idareyi belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılamayacağı açık olduğundan tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bu itibarla, bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olduğundan, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 17/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

(X)- 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde, idarî dava dileçelerinin "husumet" yönünden inceleneceği belirtilmiş, 6. fıkrasında, ilk incelemeye tâbi hususların tespiti hâlinde davanın her aşamasında 15. maddenin uygulanacağı hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, "3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine" karar verileceği ifade edilmiştir.

12/09/2018 tarih ve 30533 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nde, "Kamu kurum ve kuruluşları (belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketler, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere;

satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir ve benzeri her türlü tasarrufa yönelik işlemlerini, bakanlıklar ile bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşlarında bakan yardımcısı, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında üst yönetici başkanlığında teşkil ettirilen komisyonlar vasıtasıyla yapacaklardır. Söz konusu komisyonlarca izin başvuru ve sonuçları Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında Cumhurbaşkanlığına bildirilecektir..." düzenlemesi yer almaktadır.

Genelgede tanımlanan görevlerin yerine getirilmesi amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Genelgeye uygun bir şekilde taşınmaz komisyonu oluşturulmuştur.

Olayda; Kayseri ili, Yahyalı ilçesinde yer alan ER:..., ER:... sayılı sahalar için II-b grubu (mermer) maden arama ruhsatı verilmesine ilişkin talebinin reddine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 09/06/2020 tarihli yazısı ile bildirilen ETKB Taşınmaz Komisyonunun ...tarih ve ... sayılı kararı üzerine işbu davanın açıldığı görülmekte olup, davacının başvurusu, Bakanlık Taşınmaz Komisyonu kararına istinaden MAPEG işlemiyle reddedildiğine göre, davanın hem Bakanlık hem de MAPEG husumetiyle görülüp karara bağlanması gerektiğinden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da hasım mevkiine alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla; İdare Mahkemesince, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının da hasım konumuna alınarak dosya tekemmül ettirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik hasım ile görülen dava neticesinde verilen İdare Mahkemesi kararında ve bu karara yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşüncesi ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 8. Daire, E. 2022/5882, K. 2025/6972, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'nin Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Karşı Oy
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2022/5882
Karar No
2025/6972
Tarih
17 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2022/5954 K.2025/6728
  • Danıştay 12. Daire E.2022/5960 K.2025/2992
  • Danıştay 6. Daire E.2022/6011 K.2025/4122
  • Danıştay 6. Daire E.2022/6088 K.2025/4514
  • Danıştay 6. Daire E.2022/6242 K.2025/4123
  • Danıştay 6. Daire E.2022/6249 K.2025/4124

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.