KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/5358 E., 2022/777 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire 2- (Davacı) …
- Karar tarihi
- 9 Mart 2022
- Esas No
- 2019/5358
- Karar No
- 2022/777
- Temyiz edenler
- 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av….
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, komisyon karşılığı sahte fatura ve müstahsil makbuzu düzenlediği yolunda hazırlanan vergi tekniği raporunu esas alan takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen tarh edilen; tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan üç kat vergi ziyaı cezalı 2013 yılı gelir vergisi ve 2013/Ocak-Mart dönemi için üç kat; 2013 yılı diğer dönemler için tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan üç kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.
Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi yönünden; davacı hakkındaki düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitlerin, davacının mükellefiyet tesis ettirdiği tarihten itibaren gerçek bir faaliyetinin olmadığını, sahte belge düzenlemek suretiyle komisyon kazancı elde ettiğini gösterdiği, buna göre, sahte fatura düzenlemek suretiyle komsiyon kazancı elde edildiği somut ve geçerli bir şekilde tespit edildiğinden, elde edilen komisyon kazancı üzerinden yapılan katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka aykırılık bulunmadığı,
sahte belge düzenleme, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddede yazılı fiiller arasında sayılması sebebiyle kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında da hukuka aykırılık bulunmadığı, üç kat vergi ziyaı cezalı geçici vergi yönünden; mahsup dönemi geçen dava konusu geçici vergi aslının kaldırılması gerektiği, geçici verginin yıllık vergiye mahsuben peşin olarak alınan bir vergi olması nedeniyle geçici vergi tutarının bir katı oranındaki kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, bir katı aşan vergi ziyaı cezalarının ise kaldırılması gerektiği, vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılan kısmı yönünden ise;
tekerrür hükümlerine esas alınan vergi ziyaı cezasının 24/05/2013 tarihinde davacıya tebliğ edilerek kesinleşmesi nedeniyle vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın; üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası yönünden reddine, geçici vergi aslı, geçici vergi üzerinden kesilen bir katı aşan vergi ziyaı cezası ile vergi ziyaı cezalarının tekerrür sebebiyle artırılan kısımları yönünden ise kabulüyle bu kısımların kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf talebinde bulunulan mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
DAVACININ İDDİALARI
Takdir komisyonu kararındaki "takdirin müstenidatı ve takdir hakkında izahat" kısmının gereken koşulları taşımadığı, tarhiyatın hukuki dayanaktan yoksun ve varsayıma dayalı olduğu, vergi inceleme elemanının eksik inceleme yaptığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI
Tekerrüre esas alınan cezanın 24/05/2013 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle vergi ziya cezalarında tekerrüre esas oluşturduğu, bu nedenle ilgili dönemlerde vergi ziyaı cezalarına tekerrür hükümlerinin uygulandığı, geçici vergi niteliği itibariyle bağlı bir vergi olsa da mükellef için aynı diğer vergi kanunlarında olduğu gibi başlı başına bir yükümlülük getirdiği, kanunda belirtilen dönemlerde beyannamenin verilmesi ve gününde ödeme yapılmasının zorunlu olduğu, dönemi içinde yerine getirilmeyen ve tahakkuku geciktirilen geçici vergiyle de vergi ziyaına sebep olunabileceği, geçici vergide de diğer kanunlarda olduğu gibi ziyaa uğratma şekline göre bir veya üç kat ceza kesileceği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı hakkında düzenlenen ve takdir komisyonunca matraha esas alınan … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporununda; davacı tarafından verilen muhtasar beyannamelerde elliyi aşkın çiftçiden zirai mahsul alımında bulunduğunun beyan edildiği,
ancak karşıt incelemede sadece beş çiftçinin ifadesine başvurulduğu ve ifadesine başvurulan üç çiftçinin gerçekten mal sattıklarını ve iki çiftçinin ise mal satmadıklarını beyan ettiği, mükelleften ilgili yılda mal alan 4 farklı mükellefin verdikleri Ba bildirim formuyla 27 adet belge karşılığında 2.893.411-TL tutarında alış yaptıklarını bildirdikleri, bunlar arasında sadece 2 belgeyle 749.602-TL (davacının satışlarının %25,1'i) tutarında alış yapan bir mükellef hakkında sahte belge düzenlemekten kaynaklı vergi tekniği raporu bulunduğu, mükellefin mal sattığı bir mükellef nezdinde yapılan karşıt incelemede ise malların gerçekten alındığı,
ödemenin nakit ve senetle yapıldığı, kiralık bir araçla taşımanın gerçekleştirildiğinin beyan edildiği, ilgili dönemlerde bir işçi çalıştırıldığı ve 2 motorlu aracının bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yer verilen bu tespitlerin değerlendirilmesinden, davacının mal aldığı bütün çiftçiler nezdinde karşıt inceleme yapılmadığı ve satışlarının %74,1'i hakkında ise herhangi bir olumsuz tespit bulunmadığından, düzenlenen bütün fatura ve müstahsil makbuzlarının sahte olarak nitelenmesine olanak bulunmadığı için eksik inceleme ve genellemeye dayalı olarak tanzim edilen vergi tekniği raporundaki tespitler esas alınarak yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü, davalının temyiz isteminin ise bu nedenle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2019/5358, K. 2022/777, 9 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama