KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/3526 E., 2022/2123 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2022
- Esas No
- 2020/3526
- Karar No
- 2022/2123
- Temyiz eden (davacı)
- … Enerjisi Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğü - …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
663 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ihtirazi kayıtla verilen bildirim üzerine Tepekışla Barajı ve Hidroelektrik Santrali için 2019 yılına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen 717.205,57-TL elektrik üretimi lisans harcının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; 28/10/2019 tarihli ara kararı ile Tepekışla Barajı ve Hidroelektrik Santrali için Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında özelleştirme bedeli, lisans ihale bedeli ve su kullanım bedeli ödenip ödenmediğine ilişkin bilgi belgelerin istendiği, ara kararı cevabı bilgi ve belgelerden anılan bedeller veya bu bedeller yerine geçebilecek bir ödeme yapılmadığının görüldüğü, bu durumda davacı şirketin 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 113. maddesi uyarınca elektrik üretimi lisans harcı ödemekle yükümlü olduğu anlaşıldığından, dava konusu 2019 yılı elektrik üretimi lisans harcında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Dava konusu elektrik üretimi lisans harcının dayanağı olan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 113. maddesinin 3. fıkrasının ve 8 sayılı Tarifeye eklenen "Elektrik Üretimi Lisans Harçları" bölümünün, Anayasa'nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu, harcın eşit ve adil olmadığı, Kanun gerekçesinin gerçek durumla örtüşmediği gibi alt yapılara zarar verdiği kabul edilen hidrolik santrallerin ne zaman yapıldığının da dikkate alınmadığı, mevzuatta "su kullanım bedeli"nin tanımına yer verilmediği,
verginin konusunu belirlemek için bu kavramın ne anlama geldiğinin yasa ile açıkça belirlenmesi gerektiği, bu kavramın yasal tanımının yapılmamasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, "Havza Hidrolojik Gözlem, Değerlendirme ve Kontrol Hizmet Bedeli" adı altında ödeme yapıldığı, anılan bedelin 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (8) sayılı Tarife'de belirtilen "su kullanım bedeli" ile aynı bedel olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı şirket tarafından, 03/04/2013 tarih ve 6456 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. ve 17. maddeleriyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 113. maddesine eklenen fıkra ile Kanuna Bağlı 8 sayılı Tarifeye eklenen bölüme yönelik Anayasaya aykırılık iddiaları ileri sürülmüş ise de; söz konusu düzenlemelere yönelik iptal davası yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine,
anılan hükümlerde Anayasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 31/10/2013 tarih ve E:2013/72, K:2013/126 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal isteminin reddine karar verildiği ve bu kararın 24/01/2014 tarih ve 28892 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 152. maddesinin son fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı sebebiyle tekrar başvuruda bulunulmasının olanaklı olmadığı, bu itibarla, davacının talebinin reddi gerektiğine karar verilerek uyuşmazlığın esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2020/3526, K. 2022/2123, 26 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama