KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/1070 E., 2022/3898 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2022
- Esas No
- 2021/1070
- Karar No
- 2022/3898
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği yolunda hazırlanan vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2018 yılı gelir vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunun ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden; vergi inceleme elemanınca davacının 11/04/2018 tarihinden itibaren gerçek bir durum ya da muameleye dayalı faaliyetinin olmadığı,
bu tarihten itibaren davacı tarafından düzenlenen faturaların sahte fatura olarak dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmış ise de, yapılan tüm yoklamalarda faal bulunan, yerinde olduğu tespit edilen, işçi çalıştıran, banka hesap hareketlerinin incelenmesinden eleştiri konusu olabilecek bir işlemi bulunmayan davacının, münhasıran sahte belge düzenleme amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğini ortaya koyabilmek için sadece 2018 yılında yapılan birkaç yoklamaya dayanılarak ulaşılan olumsuz tespitlerin, mükellefin faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlediğini ispata yeterli olmadığı,
hatta mükellefin lehine olan yoklamaların vergi tekniği raporunda dikkate alınmadığı, alış ve satış yapılan bir kısım firma hakkındaki olumsuzlukların, başka ispat vasıtaları ile desteklenmeksizin uyuşmazlığa konu dönemde davacının düzenlediği tüm belgelerin sahte olarak kabul edilmesi sonucunu doğurmayacağı, davacının alımlarına ilişkin yapılan eleştirilerin gerçek faaliyetin bulunduğuna ilişkin tespitleri yok saymaya yeterli olmadığı kanatine varıldığından, isnat edilen fiilin ve hesaplanan matrahların bu haliyle eksik incelemeye dayandığı,
sonuç itibarıyla davacının 11/04/2018 tarihinden itibaren düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu hususunun somut ve hukuka uygun olarak ortaya konulamadığı dikkate alındığında, yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Yaptığı yüksek ciroya rağmen ödeme ve tahsilatlara ilişkin banka hareketleri olmayan, Sosyal Güvenlik Kurumuna 55.561,33-TL borcu olan, dolayısıyla beyan edilen işçi bildirimlerinin gerçeği yansıtmadığı anlaşılan, ibraz ettiği defter ve belegeler arasında mal hareketlerini tevsik edici belge sunamayan davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2021/1070, K. 2022/3898, 13 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama