KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/2542 E., 2024/1314 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas No
- 2022/2542
- Karar No
- 2024/1314
- Temyiz eden (davacı)
- ... İşletmeleri Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü-...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınan ölümle sonuçlanan iş kazası nedeniyle ödenen tazminat tutarının kurum kazancından indirilebilir gider olarak değerlendirilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk eden kurumlar vergisinin 209.651,64 TL tutara isabet eden kısmının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; iş kazasına sebep olan olayla ilgili sorumluluğu sabit olan davacı şirketin, bu nedenle ödemiş olduğu tazminat tutarının kurum kazancının tespitinde gider olarak indirimi kabul edilmeyeceğinden, davacı şirketin bu yöndeki ihtirazi kaydı yerinde görülmeyerek yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Gelir Vergisi Kanunu 40/1. madde düzenlemesinde mukavelenameye veya ilama ve kanun emrine istinaden ödenen zarar ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde gider olarak indirilmesinin kabul edileceği hükmü yer aldığından nihai sulh protokolünün ilk derece mahkemesi tarafından bu kapsamda değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğu, suç ve kusur kavramlarının mevzuat, genel hukuk ilkeleri ve vergilendirme tekniği açısından birbirlerinden tamamen farklı kavramlar olduğu, buna göre, tüm kusurlu davranışların suç kavramı içerisine dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğu,
Mahkemece, Kanunda suç olarak ifade edilen tanımın aslında, kusur kavramını da içerdiği iddia edilerek yasama yetkisini gasp edecek ya da yetki gaspı oluşturacak şekilde genişletici bir yorumda bulunulduğu, buna göre verilen kararda kanun koyucu yerine geçilerek yetki gasbı yapıldığı ve hukuka aykırı bir karar verdiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/2542, K. 2024/1314, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama