KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/3020 E., 2022/5100 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2022
- Esas No
- 2022/3020
- Karar No
- 2022/5100
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğü
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
1.163 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen … Eğitim Pazarlama ve Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilcisi sıfatıyla re'sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı; 2013 yılı kurumlar vergisi ile 2013/Ocak-Mart,Nisan-Haziran dönemlerine ilişkin geçici vergi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının ilgili dönem kanuni temsilcisi olduğu ...
Eğitim Pazarlama ve Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin 667 ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince kapatıldığı ve ticaret sicil kaydının re'sen silindiği, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından çıkarılan 08/09/2016 tarih ve 2016/3 Seri Nolu Uygulama İç Genelgesinde.
Kanun Hükmünde Kararname kapsamında ticaret sicilinden silinen şirketler hakkında terkin tarihinden önceki dönemlere ilişkin yapılacak her türlü vergi tarhiyatının ve kesilecek cezaların ilgili dönem kanuni temsilcileri adına yapılması gerektiğinin düzenlendiği, bu nedenle ilgili dönem kurumlar vergisi ve geçici vergi tarhiyatının davacı adına yapılabileceği, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporları değerlendirildiğinde; dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, geçici vergi aslı yönünden;
söz konusu ihbarnamelerde mahsup döneminin geçmesi sebebiyle geçici vergi aslının tahakkuk ettirilmeyeceği belirtilmesine rağmen açılan davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı, özel usulsüzlük cezası yönünden ise.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesinin uygulanmasını gerekli kılan koşullar oluşmadığından kesilen özel usulsüzlük cezasında ise hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi, kısmen incelenmeksizin reddi ile özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası yönünden; davacının ilgili dönemde kanuni temsilcisi olduğu.
Eğitim Pazarlama ve Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe giren 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatıldığı, kapatılan şirketin ticaret sicil kayıtlarının 20/09/2016 tarihinde re'sen silindiğinin 23/09/2016 tarih ve 9161 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan edildiği,
dava dosyasında tasfiyenin tamamlandığına ilişkin her hangi bir bilgi ve belge olmaması nedeniyle 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen tasfiyeye ilişkin işlemler yerine getirilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabulü mümkün olmadığından, 520 sayılı Kanunun 17. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrasında öngörülen asıl mükellefin tasfiye edilme koşulu gerçekleşmemiş olup, anılan maddeye dayanılarak kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına yapılan üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı,
Vergi Mahkemesi kararının davanın incelenmeksizin reddine ilişkin hüküm fıkrası yönünden ise; her ne kadar geçici vergiye ilişkin dava konusu ihbarnamelerde, mahsup dönemi geçmiş geçici vergi asıllarının Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesi gereğince tahakkuk ettirilmeyeceği, normal vade tarihinden mahsup tarihine kadar geçen süre için sistemde gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamede zorunlu olarak yer aldığı belirtilmiş ise de; ihbarnamelerde geçici vergiye yer verilmesi nedeniyle bu kısımların da dava konusu edildiği,
belirsizliğe neden olan bu hususun gecikme faizinin hesaplanabilmesi için davalının sisteminden kaynaklandığı ve bu durumun davacıya yöneltilebilecek bir kusur oluşturamayacağı anlaşıldığından dava konusu geçici vergi asıllarına ilişkin tarhiyatta da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının davanın kısmen reddi ile kısmen incelenmeksizin reddi yolunda verilen hüküm fıkralarının kaldırılmasına, davanın bu kısım yönünden kabulüne ve üç kat vergi ziyaı cezalı.
2013 yılı kurumlar vergisi ile 2013/Ocak-Mart,Nisan-Haziran dönemlerine ilişkin geçici verginin kaldırılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Dava konusu ceza tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/3020, K. 2022/5100, 26 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama