KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/4758 E., 2024/1797 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire 2- (Davacı) ...
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- Esas No
- 2022/4758
- Karar No
- 2024/1797
- Temyiz edenler
- 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Başkanlığı-...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
859 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporuyla bir kısım yurt dışı satışlarının beyan edilmediği, bir kısım yurt dışı satışlarının da eksik beyan edildiğinden bahisle re'sen tarh edilen 2016 yılına ilişkin gelir vergisi ve tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden; dava konusu 2016 yılı için re'sen tarh edilen gelir vergisi yönünden; olayda, inceleme elemanınca tespit edilen toplam 1.260.067,11 TL'lik brüt satış tutarına ilişkin olarak taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı ancak 2015 yılından devreden 2016 yılına ait dönem başı stok tutarının,
inceleme elemanınca dikkate alındığı şekilde 365.800,00 TL değil 550.000,00 TL olduğunun iddia edilmesi nedeniyle Mahkemelerince 10/11/2021 tarihinde verilen ara kararla davacıdan 2015 ve 2016 yılına ait noter onaylı yasal defterleri istenilmiş, sunulan söz konusu yasal defter kayıtlarının incelenmesinden 2015 yılından 2016 yılına devreden stok tutarının davacının iddia ettiği gibi 550.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı satılan ticari malın maliyetinin hesabında bu tutarın dikkate alınması gerektiği sonucuna varıldığı,
inceleme elemanınca davacının yasal defterlerine kaydettiği dönem içi alış tutarının 396.568,08 TL yasal defterlerinde kaydı olmayan dönem içi alış tutarının ise 298.696,36 TL olduğunun tespit edildiği ve yasal deftere kayıtlı olmayan alış tutarlarını da dikkate alarak satılan ticari malın maliyetini hesapladığı anlaşıldığından; inceleme elemanınca satılan ticari malın maliyeti hesabında dikkate alınan dönem içi alış tutarında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının 2016 yılı hesaplanan gelir vergisinin 48.314,12 TL olduğu anlaşıldığı, bu durumda;
davalı idarece re'sen tarh edilen 129.052,66 TL gelir vergisinin 48.314,12 TL'lik kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu gelir vergisi üzerinden hesaplanarak bir kat kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi Ziyaı" başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrasında; vergi ziyaının, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olduğu, 2. fıkrasında; şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet verilmesinin de vergi ziyaı hükmünde olduğu, 3. fıkrasında ise;
anılan fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesinin veya tamamlanmasının veyahut haksız iadenin geri alınmasının ceza uygulanmasına mani teşkil etmeyeceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun'un 344. maddesinde.
341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği hükmü yer almakta olup, davacı adına, 2016 yılı gelir vergisinin ziyaa uğratıldığından bahisle kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının; vergi aslı için belirtilen gerekçeyle 48.314,12 TL'sinde hukuka aykırılık; bu tutarı aşan kısmında ise hukuka uyarlık görülmediği, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uygulanarak attırılan kısmının incelenmesine gelince.
2015 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ancak ceza kesilen eylem için önceki cezanın miktarı olan 709,01 TL'ye kadar olan ve tekerrür sebebiyle yapılan arttırım tutarında hukuka aykırılık görülmediği, bu miktarı aşan kısımda ise hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
DAVACININ İDDİALARI
Dava dilekçesi ve cevap dilekçelerinde belirtilen iddialarla kararın aleyhe kısmının bozulması istenilmiştir.
DAVALININ İDDİALARI
Mükellefin düzeltme beyannamelerini vergi incelemesi tamamlandıktan sonra verdiği, 2016 yılı yasal defterlerini bazı aylarda hiç kayıt yapmayarak eksik tuttuğu ve inceleme sırasında beyanlarını kabul edip herhangi bir itirazda bulunmamış olduğu dikkate alındığında yapılan vergi incelemesinin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın aleyhe kısımlarının bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/4758, K. 2024/1797, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama