İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat MetniTÜRK MİLLETİ ADINA

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2010/2251 K.2012/1301

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Esas2010/2251Karar2012/1301Tarih27 Eylül 2012Okuma4 dk · 777 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2010/2251 E., 2012/1301 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
27 Eylül 2012
Esas No
2010/2251
Karar No
2012/1301
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)
…
Vekili
Av. …
Karşı Taraf (Davalı)
… Birliği
Vekilleri
Av. … - Av. …
İstemin Özeti
Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2010 günlü, E:2009/4093, K:2010/3007 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti
Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi
…
Düşüncesi
Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

777 kelime·4 dk okuma·1 bölüm

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava; davalı idare tarafından yayınlanan 02/12/2008 günlü, 47862 sayılı Seçim Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesince verilen davanın reddine ilişkin 26/05/2010 günlü, E:2009/493, K:2010/3007 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 günlü, 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Yasa'nın 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 günlü, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı öngörülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden davacı tarafından verilen ve Danıştay Genel Yazı İşleri Kaleminde 19/09/2012 gününde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminden feragat edildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemi hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 27/09/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

X- Davalı idare tarafından tesis edilen oda ve borsa organları seçim genelgesinin iptali istemiyle açılan davada, davacının temyiz isteminden feragat ettiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanunun feragat konusunda atıf yaptığı Hukuk Mahkemeleri Kanununun ilgili hükümlerinde davacının feragat talebinin dava veya temyiz aşamasında ilgili mahkeme tarafından kabul edilmesinin zorunlu olduğu yönünde açık bir hüküm bulunmamaktadır.

İdari Yargıdaki iptal davalarının objektif niteliği gereği, bu tür davalarda davacının davayı açma tasarrufunda bulunmasından sonra o dava ile davacı arasında artık sübjektif (kişisel) değil, objektif (bireysel olmayan) bir ilişki ortaya çıktığı;zira bu tür davalarda esas olarak idarenin bir işleminin hukuk devleti adına “yargılandığı” ve davacının o işlemin iptalinden sağlayacağı menfaat yanında idarenin hukuka aykırı işlem yapmamasının sağlanması amacının da bulunduğu ve bu bağlamda dava açıldığı andan itibaren iptal davalarında re'sen araştırma ilkesinin benimsendiği;

iptal davalarının objektif niteliği gereği, birden çok kişiyi etkileyen bir idari işlem için, bu işlemin iptal edilmesi sonucu sadece davayı açan kişi değil, işlemden etkilenmiş diğer kişilerin de hukuki menfaat sağlamasının mümkün olduğu;

diğer bir ifadeyle iptal kararı sonucu o işlemin hukuk aleminden silinmesinin o işlemden etkilenmiş herkes için etki ve sonuç doğuracağı ve bu nedenle birden çok kişiyi etkileyen idari işlemlerin iptali için işlemden etkilenen herkesin ayrı ayrı dava açmasının zorunlu olmadığı ve bir kişinin açtığı davanın iptal ile sonuçlanması durumunda o işlem hukuk aleminden silineceğinden diğer kimseler için de hukuki etki doğuracağı zira iptal edilen işlemin artık diğer kişilere de uygulanmasının mümkün olmayacağı idare hukukunun temel kural ve ilkelerindendir.

Bu nedenle, başkalarını da etkileyen bir işleme karşı bir kişinin açtığı iptal davasında, bu kişi yargılamanın daha sonraki aşamasında bu davasından feragat ettiğinde, feragati kabul edilip dava ortadan kaldırılırsa, o işlemden etkilenen diğer kişilerin o işleme tekrar dava açmaları dava açma sürelerindeki sınırlayıcı kurallar nedeniyle çoğu kez mümkün olamayacaktır. Oysa bu kimseler başlangıçta diğer kişinin işleme karşı dava açması nedeniyle, zaten olası bir iptal kararı kendilerini de etkileyeceğinden, tekrar dava açmaya gerek görmemiş olabilirler.

O halde, bu tür davalarda feragatin kabul edilmesi, işlemden etkilenen diğer kişiler açısından hak arama özgürlüğüne ağır bir kısıtlama getirilmesi anlamına gelecektir. Hak arama özgürlüğü ise hem Anayasamızda hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvenceye alınmış temel hak ve özgürlük statüsündedir. Ayrıca feragat “riskine” karşı bundan böyle idari işlemlerden etkilenen istisnasız herkesin ayrı davalar açmasına ve yargı mercilerinin iş yükünün gereksiz yere artmasına yol açacaktır.

Yargılama teorisi yönünden de bir kimse ancak üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ve sadece kendisini ilgilendiren davalardan feragat edebilir. Birden fazla kişiyi ilgilendiren iptal davalarının ise bu özellikleri taşımadığı tartışmasızdır.

Diğer yandan feragatin kabul edilip edilmemesinde yukarıda açıklanan olgular açısından davanın ilk derece yargılaması veya temyiz aşamasında olmasının da bir önemi bulunmamaktadır.

Somut olayda davaya konu genelge sadece davacıyı değil, başka kimseleri de doğrudan etkilediğinden, yukarıda açıklamalar çerçevesinde davacının temyiz aşamasında da olsa feragatinin, davanın ve temyiz incelemesinin normal sürece göre sonuçlandırılmasını etkilememesi ve söz konusu feragatin bu tür davalarda yargılama usulü açısından hukuki etki doğurmaması gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamıyorum.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2010/2251, K. 2012/1301, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2010/2251
Karar No
2012/1301
Tarih
27 Eylül 2012

İlgili Kararlar

  • Danıştay 3. Daire E.2010/4340 K.2012/3047
  • Danıştay 9. Daire E.2010/5697 K.2012/4784
  • Danıştay 9. Daire E.2010/9101 K.2012/4583
  • Danıştay 10. Daire E.2010/14395 K.2012/3867
  • Danıştay 14. Daire E.2011/7956 K.2012/6213
  • Danıştay 14. Daire E.2011/8450 K.2012/5672

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.