İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2020/1855 K.2021/2624

Dava konusu istem: Davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının 4. maddesi ile bu işlemin dayanağı olan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari…

Esas2020/1855Karar2021/2624Tarih24 Kasım 2021Okuma12 dk · 2.420 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1855 E., 2021/2624 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
24 Kasım 2021
Esas No
2020/1855
Karar No
2021/2624
Temyiz eden (davacı)
...Telekomünikasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
...Kurumu
Vekilleri
Av. ..., Av. ...
İstemin özeti
Danıştay Onüçüncü Dairesinin 31/10/2019 tarih ve E:2013/2255, K:2019/3355 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.420 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Dava konusu istem: Davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının 4. maddesi ile bu işlemin dayanağı olan Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 34. maddesinin iptali ve yasal süresinde ödenen 6.443,16-TL idarî para cezasının ödeme tarihi olan 25/06/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 31/10/2019 tarih ve E:2013/2255, K:2019/3355 sayılı kararıyla;

Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 34. maddesinin incelenmesi:

406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun 2. maddesinin (f) ve (g) bentlerine dayanılarak hazırlanan Mülga Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği,

10/11/2008 tarih ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 66. maddesinin 1. fıkrası ile, 406 sayılı Kanun'un Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğe dayanak olan kuralların yürürlükten kaldırıldığı,

Ancak, 5809 sayılı Kanun'un "Uygulama" başlıklı Geçici 1. maddesinde, bu Kanunda öngörülen düzenlemelerin yürürlüğe gireceği tarihe kadar mevcut düzenlemelerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğinin kurala bağlandığı; 65. maddesinin 1. fıkrasında da, "Diğer mevzuatta, hizmet alanları itibarıyla, 04/02/1924 tarih ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ve 05/04/1983 tarih ve 2813 sayılı Telsiz Kanununa yapılan atıflar ile bu kanunların kendi içinde yapılan atıflar, konuları itibariyle bu Kanuna yapılmış sayılır." hükmüne yer verildiği,

Bu durumda, Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliği'nin dava konusu 34. maddesinin yargısal denetiminin yürürlükte bulunan üst hukuk kurallarına (5809 sayılı Kanun) göre yapılmasının gerektiği,

Öte yandan, her ne kadar 05/09/2004 tarih ve 25574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik'in, 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gezete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırım Yönetmeliği'nin 49. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ise de, uygulama işlemi ile birlikte dava konusu edildiğinden anılan Yönetmeliğin iptali istenilen 34. maddesinin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,

Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 34. maddesinde, "Bu Yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte, işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hallerde Kurul kararına göre işlem yapılır." kuralının yer aldığı,

Davacı şirket tarafından, söz konusu Yönetmeliğin, kendisinden sonra yürürlüğe giren 5809 sayılı Kanun uyarınca uygulanmasının mümkün olmadığı, 34. madde yer alan kuralın hukukî dayanağının bulunmadığı, idareye istediği konuda, istediği zaman ve istediği gerekçe ile idarî yaptırım uygulama yetkisinin verildiği, idarî yaptırıma konu olacak fiili belirleme hakkının tümüyle idareye bırakıldığı belirtilerek hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,

5809 sayılı Kanun'un "Kurumun yetkisi ve idarî yaptırımlar" başlıklı 60. maddesinin 1. fıkrasında, Kurumun; mevzuata, kullanım hakkı ve diğer yetkilendirme şartlarına uyulmasını izleme ve denetlemeye, aykırılık hâlinde işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçüne kadar idarî para cezası uygulamaya yetkili olduğu; 15. fıkrasında, bu Kanunda öngörülen yükümlülüklerin işletmeciler tarafından yerine getirilmemesi hâlinde uygulanacak idarî para cezalarına ilişkin hususların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hususlarının kurala bağlandığı,

5809 sayılı Kanun'un aktarılan kurallarının değerlendirilmesinden, elektronik haberleşme sektöründe gerçekleştirilen faaliyetlerin tam bir rekabet ortamında gerçekleştirilmesi, hizmet kalitesinin uluslararası düzenlemelere ve teknolojik gelişmelere uygun hâle getirilmesi ve tüketici hak ve menfaatlerinin korunmasının amaçlandığı, bu amaca ulaşabilmek için Kuruma düzenleyici işlem yapma konusunda yetki verildiği, bu kapsamda Kurumun ilgili pazarlarda etkin piyasa gücüne sahip işletmecilere ve gerekli hâllerde diğer işletmecilere yükümlülükler getirebileceği, tüm işletmecilerin Kurum düzenlemelerine uygun davranma yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde ise işletmecilerin mevzuatta öngörülen idarî yaptırımlarla karşı karşıya kalacağının anlaşıldığı,

Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "mevzuata ... aykırılık hâli" ve 15. fıkrasında yer alan "bu Kanunda öngörülen yükümlülük" ifadelerinden, bu Kanun ile Kuruma verilen düzenleyici işlem yapma yetkisi kapsamında Kurum tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan genel düzenleyici işlemler ile getirilen yükümlülüklerin işletmeciler tarafından ihlâl edilmesinin anlaşılması gerektiği,

Nitekim, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında da, hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceğinin kurala bağlandığı,

Her ne kadar, Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik ile idarî yaptırıma konu olacak ihlâller (fiiller) tek tek belirlenmiş ise de, 5809 sayılı Kanun'un 6. maddesinde Kuruma verilen görev ve yetkiler ile 60. maddesinde Kuruma verilen yaptırım uygulama yetkisi karşısında, idarî yaptırıma konu olacak ihlâllerin sadece anılan Yönetmelikte sayılan fiiller ile sınırlı olduğundan söz edilemeyeceği, elektronik haberleşme sektöründe yaşanan teknolojik gelişmelerin ve değişimlerin çok hızlı bir şekilde gerçekleştiği dikkate alındığında,

Kurum tarafından her zaman işletmecilere yönelik yeni yükümlülüklerin getirilebileceği, tüm işletmecilerin Kurum düzenlemelerine uygun davranma yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde ise işletmecilerin mevzuatta öngörülen idarî yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarının kaçınılmaz olduğu,

Bu itibarla, 5809 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile Kuruma genel bir düzenleme yapma yetkisi verildiği, aynı Kanun'un 60. maddesi ile de Kuruma genel bir yaptırım uygulama yetkisi verildiği görüldüğünden, Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 34. maddesinde yer alan, "Bu Yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte, işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hallerde Kurul kararına göre işlem yapılır." şeklindeki kuralda hukuka ve üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığı,

Bilgi Teknolojileri İletişim Kurulu'nun ...tarih ve ...sayılı kararının 4. maddesinin incelenmesi:

5809 sayılı Kanun ile Kurum'a verilen düzenleme yapma yetkisi kapsamında tesis edilen 13/04/2011 tarih ve 2011/DK-08/183 sayılı Kurul kararı ile, "Arayan hat bilgisinin (CLI) boş, eksik, yanlış veya yanıltıcı bir biçimde (başta acil yardım çağrı hizmetlerine ve/veya güvenlik güçlerine tahsisli kısa numaralar ile bir başka aboneye tahsisli numaralar olmak üzere) oluşturulamayacağı ve işletmecilerin bu konuda her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğu hususunun ilgili işletmecilere tebliğ edilmesi" hususlarına karar verildiği,

akabinde Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin (y) bendinde 09/06/2011 tarihinde yapılan değişiklik ile, "1) CLI, boş, eksik ve başta acil yardım çağrı hizmetlerine ve/veya güvenlik güçlerine tahsisli kısa numaralardan oluşacak şekilde veya bir başka aboneye tahsisli numaraların kullanılmasında olduğu üzere yanlış veya yanıltıcı bir biçimde oluşturulamaz.

Yurtdışından gelen çağrılarda CLI bilgisi olarak acil yardım çağrı hizmetlerine ait numara kullanılamaz. İşletmeciler bu konuda her türlü tedbiri almakla yükümlüdür.” kuralına yer verildiği,

Uyuşmazlığa konu olaya ilişkin süreç incelendiğinde, Kurulun anılan düzenleyici işlemleri ile getirilen CLI yükümlülüğüne rağmen, uygulamada vatandaşların arayan numaranın 155 olarak göründüğü ve kendisini polis olarak tanıtan kişiler tarafından dolandırılmaya çalışıldığının tespit edilmesi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ...sayılı yazısı ile, vatandaşların dolandırıcılara karşı korunabilmesi amacıyla gerekli çalışmaların başlatılmasının Kurumdan talep edildiği, Kurumun ...tarih ve ...sayılı işlemi ile de konunun araştırılmasına yönelik çalışma başlatıldığı,

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının ...tarih ve ...sayılı işlemiyle, Temmuz 2011 baz alınarak yapılan incelemelerde, davacı şirketin de aralarında bulunduğu bazı işletmecilerin şebekeleri üzerinden arayan numara bilgisi (CLI) "155" olan çağrıların geçtiğinin tespit edildiği, müteakiben, Kurumun ...tarih ve ...sayılı yazısı ile, mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapılabilmesini teminen davacı şirketten konuya ilişkin açıklama talep edildiği, davacı şirket tarafından gönderilen ...tarih ve ...sayılı cevabi yazıda ise, 05/01/2012 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde gerekli tedbirlerin alındığının bildirilmesi üzerine,

dava konusu Kurul kararı ile, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği’nin 19. maddesinin birinci fıkrasının (y) bendine aykırı olarak, CLI’a ilişkin yükümlüklerini yerine getirmeyen davacı şirket hakkında, Telekomünikasyon Kurumu Tarafından İşletmecilere Uygulanacak İdari Para Cezaları ile Diğer Müeyyide ve Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in 34. maddesi uyarınca 2010 yılı net satışlarının %0,05'i oranında idarî para cezası uygulanmasına karar verildiğinin anlaşıldığı,

Bu durumda, ...tarih ve ...sayılı Kurul kararı getirilen ve Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği'nin 19. maddesinin (y) bendinde 09/06/2011 tarihinde yapılan değişiklik ile anılan Yönetmeliğe dercedilen CLI yükümlülüğünün, davacı şirketin de aralarında bulunduğu bazı işletmeciler tarafından ihlâl edildiğinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının ...tarih ve ...sayılı işlemiyle tespit edildiği ve bu durumun davacı şirket tarafından Kuruma gönderilen ...tarih ve ...sayılı yazıda da 05/01/2012 tarihinden önceki dönem itibarıyla kabul edildiği anlaşıldığından, CLI yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davacı şirkete idarî para cezası verlmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,

Davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, idari yaptırımların yasaların açıkça verdiği yetkiye dayanılarak, araya bir yargısal karar girmeden idarece uygulanan cezalar şeklinde tanımlandığı, hukuk devleti temelinde idari yatırımların suç ve cezalarla aynı nitelikte kabul edildiği, bu nedenle belirlilik, kanunilik, kıyas yasağı ve geçmişe uygulama yasağı ilkelerinin idari yaptırımlar alanında uygulanan temel ilkelerden olduğu, Danıştayın muhtelif kararlarında da bu tespitlerin yer aldığı, idari yaptırımlar ile ilgili genel esasları düzenleyen 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesinde de yasallık ilkesinin hükme bağlandığı,

dolayısıyla Dairece 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 6. ve 60. maddelerindeki genel yetkiye dayalı olarak elektronik haberleşme alanının hızlı gelişen yapısına vurgu yapılarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu kararıyla yeni yükümlülük ve yaptırımlar getirilebileceği gerekçesiyle davanın reddi yolunda tesis edilen kararda hukuki isabet bulunmadığı,

davalı idarenin 5809 sayılı Kanun uyarınca çok fazla karar aldığı göz önünde bulundurulduğunda, hangi kural ihlali halinde hangi yaptırımın uygulanacağı yönünde Yönetmelik ile düzenleme yapılmasının belirlilik ilkesi gereğince zorunluluk arz ettiği, tüm bu anlatımlar doğrultusunda idari yaptırımlarda da uygulanan kanunilik ve kıyas yasağı ilkelerini ihlal eder şekilde düzenleme ihtiva eden dava konusu Yönetmelik hükmünün iptali gerektiği,

Temyize konu Daire kararında şirketlerinin davalı idarenin 16/01/2012 tarihli yazısına karşılık verdiği cevabi yazıyla ihlale konu eylemleri kabul ettiğine vurgu yapıldığı, oysa dava konusu idari yaptırım kararından önce yapılan bildirimin savunma hakkının kullanımını sağlamaya yönelik olmadığı, somut uyuşmazlık bakımından ihlal olup olmadığının değerlendirilebilmesi için savunma hakkının kullanımına dair süreç işletilmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğa riayet edilmeden tesis edilen bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğünün konuya ilişkin ilk yazısından sonra işletmecilerin uyarılmadığı, buna rağmen işletmecilerin CLI yükümlülüklerini yerine getirdiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...DÜŞÜNCESİ

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, Kanun'un idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı öngörülmüş; “Kanunîlik ilkesi” başlıklı 4. maddesinde ise, "(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. (2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir." kuralına yer verilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde ve uygulamasında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Esasen, düzenleyici işlemlerin açık, belirli ve öngörülebilir olması, hukuk güvenliğinin, dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Zira idare, ancak açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koymak suretiyle hukuk güvenliğini sağlayabilir.

Hukukun diğer temel ilkelerinden olan belirlilik ilkesi ise, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ifade etmektedir.

Dava konusu Yönetmeliğin 34. maddesinde, yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hâllerde "Kurul kararına" göre işlem yapılacağı öngörülmüş olup, anılan hükümde, yaptırımı gerektiren fiiller ve uygulanacak yaptırımlarla ile ilgili hukuki güvenlik, belirlilik ve kanunilik ilkeleri uyarınca kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik hükmünün kanunîlik, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, anılan Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen Kurul kararında da hukuka uyarlık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 31/10/2019 tarih ve E:2013/2255, K:2019/3355 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 24/11/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Genel kanun niteliği" başlıklı 3. maddesinde, Kanun'un idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı öngörülmüş; “Kanunîlik ilkesi” başlıklı 4. maddesinde ise, "(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir. (2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir." kuralına yer verilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde ve uygulamasında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Esasen, düzenleyici işlemlerin açık, belirli ve öngörülebilir olması, hukuk güvenliğinin, dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Zira idare, ancak açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koymak suretiyle hukuk güvenliğini sağlayabilir. Hukukun diğer temel ilkelerinden olan belirlilik ilkesi ise, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ifade etmektedir.

Dava konusu Yönetmeliğin 34. maddesinde, yönetmelikte düzenlenmemiş olmakla birlikte işletmecilerin faaliyetlerinin mevzuat ve yetki belgesi şartlarına aykırı durumlarının tespit edildiği diğer hâllerde "Kurul kararına" göre işlem yapılacağı öngörülmüş olup, anılan hükümde, yaptırımı gerektiren fiiller ve uygulanacak yaptırımlarla ile ilgili hukuki güvenlik, belirlilik ve kanunilik ilkeleri uyarınca kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, dava konusu Yönetmelik hükmünün kanunîlik, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, anılan Yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen Kurul kararında da hukuka uyarlık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/1855, K. 2021/2624, 24 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Hukuki Değerlendirme
  8. Karşı Oy
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2020/1855
Karar No
2021/2624
Tarih
24 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay 13. Daire E.2020/1857 K.2021/3830
  • Danıştay 5. Daire E.2020/1858 K.2021/4037
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2020/1858 K.2021/2608
  • Danıştay 12. Daire E.2020/1868 K.2021/5799
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2020/1869 K.2021/2755
  • Danıştay 5. Daire E.2020/1877 K.2021/3906

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.